19 Eylül 2010 Pazar

Bu yaz “şeriat” gelebilir!

 
Evet evet, bu yaz şeriat gelebilir.. Bakın bu gidişle daha neler olabilir.. AK Parti hesapları, CHP, MHP, SP, BBP, DP ve daha bir çok parti için bakın bugün neler konuşuluyor..
AK Parti için en büyük risk, “Pekmeze üşüşen sinekler” sorunu.. Kazanan tarafta yer alarak, kendi çıkar ve siyasi geleceği adına AK Parti’yi tramplen tahtası olarak kullanmak isteyen çok olacak.. Kimi adaylıkla başlayıp bürokrasiye, biri belediyeye yatay geçiş yapmak isteyecek. Kimi “hizmeti karşılığı destek” isteyecek.. Kimi ise belli entelijansiyaların, derin yapıların Truva atı olarak partiye sızdırılmaya çalışacak..
Geçen gün Emre Aköz de yazdı. Bunlar gerçekten korkuyorlar..
Siz istediğiniz kadar “Şeriat ‘hukuk’ demektir” deyin. “Meşruiyetle aynı kökten gelir” deyin.. “Şeriat tehdit, tehlike değil, özgürlükler için teminatıdır” deyin, anlatamazsınız..
Ne Müslümanlıktan vazgeçerler, ne de Müslümanlığa razıdırlar..
Toktamış Ateş’e nasıl uçağa binmenin korkulacak bir tarafı olmadığını anlatamazsanız...

Eskiden Kuzey’den gelecek bir komünizm tehlikesi vardı. Her kış gelirdi. Hem de “buzlar çözülmeden”. Zira “Türk aleminin en büyük düşmanı komünistlikti ve her görüldüğü yerde ezilmeli” idi. Soğuk Savaş’ın generalleri öyle diyordu. Mustafa Kemal’i de Soğuk Savaş’ta cepheye sürdüler ve onun adına şehir meydanlarına bu kışkırtıcı tabelaları diktiler..
Şimdi de Güney’den şeriat tehlikesi bekleniyor. Hem de havalar ısınırken..
Bunlar doktorundan korkan çocuğa benziyor. Ya da celladına aşık mahkuma..
Ha! “Şeriat gelecek dertler bitecek” de değil. Şeriat geldi ve dertler bitmedi. Şeytan tatile çıkmadı! Şeytan sağdan, soldan, yukarıdan, aşağıdan, doğudan, batıdan, zayıf noktamızdan, güçlü sandığımız yerlerden saldırdı durdu.. Kıyamete kadar da saldırmaya devam edecek. Damarlarımızda dolaşacak, nefsimize taht kurup fırsat kollayacak.
Allah bizi mallarımız, canlarımız, sevdiklerimizle, kimi zaman artırarak, kimi zaman eksilterek imtihan edecektir.. Allah servet, güç ve iktidarı, halklar ve ülkeler arasında verip çevirecektir..
Siyaset, güven müessesesi değildir. Vekalet ve denetleme mekanizmasıdır. Kişi bu konuda kendi nefsine de güvenmeyecek.. Kendilerine servet, iktidar ve silah verdiğimiz insanların üzerinden gözümüzü eksik etmeyeceğiz..
“Bana güven, gerisini merak etme sen” diyene güvenmeyin.. Bizden birileri korkuyor. Neden, niçin, nasıl, haklı, haksız ayrı bir konu ama, korkuyorlar. Bunu göz önünde bulundurmamız gerek.. Sonra da bu korkuyu nasıl yenebiliriz, onun üzerinde düşünmemiz gerek..
Bana göre bu korku haksız. Bizim hakkımızda üretilen yalanların sebep olduğu bir korku bu.. “İrticayı istiladan daha tehlikeli ve zor bir mesele” olarak gören zihniyetin propagandasının eseri.. Ama durum bu.. Ve bu durumdan kurtulmaları zaman alacak.
Unutmayalım ki, bunlar kendilerini kapatıyorlar ve bu korkuyu üreten merkezlerin propaganda aleti olan kaynaklardan besleniyorlar..
Bu önemli bir şuuraltı. Suçluluk psikolojisi içindeler. Kendilerinin başörtüsü konusunda bize yaptıklarını, bizim hakkımızda düşündüklerini bizim kendileri için düşündüğümüzü ve bizim de kendilerine aynı şekilde davranacağımızı düşünüyorlar. Korkularının asıl sebebi bu.. Paniklemelerinin, saldırganlaşmalarının, öfkelerinin asıl sebebi bu gibi sanki.. Niran Ünsal durup dururken kafama sıkar giderim demiyor.. Bunlar gerçekten korkuyorlar.. Kenan Evren’in kafasına sıkma refleksi de aynı korkudan kaynaklanıyor.. Ya da, çocuklarına “Türkiye yaşanır bir ülke olmaktan çıktı, kendinize yaşamak için başka ülke bulun” diyen ‘Ergenekon’un emekli paşası’nın korkusu da aynı damardan besleniyor..
Fazıl Say’ın referandum konusundaki tepkisini biliyorsunuz. Kendi yandaşlarının yaptıklarını bir kenara bırakıp, “Evet baskısı faşizme döndü” diyorlar.. Sonuç karşısında bir hüsranı, çaresizliği yaşıyorlar.. Ülkeyi terk etmekten söz ediyorlar.
Öyle ya, “bidon kafalılar”, bu “göbeğini kaşıyan adamlar”la bir arada yaşamak onlar için bir kahıra dönüştü.. Onlara kalsa, bunlar insanlaşma aşamasını tamamlamamış canlılar.. Bırakın oy haklarını, yaşama hakları bile tartışmalı!
Kapıcının kızı doktor olacak, kendi de yaşlanınca o doktora muayene olacak! Bunu anlayamıyorlar, kabullenemiyorlar.. Hamalın oğlu gazeteci olacak ve kendilerini eleştirecek.. olacak şey mi bu..
“Kasımpaşalı Tayyip”, burun kıvırdıkları “İmam Tayyip” nasıl başbakan olabilir?.. Bunu anlayamıyorlar.. Bizim Tom Amca olmamızı istiyorlar.. Bunlar “Beyaz adam sendromu” yaşıyorlar.. Onlara göre, memleketin % 90’ı kara derili.. Umutlarını tümden kaybettiler.. Şimdi İlhan Kesici’ye umut bağladılar, Çiller’e umut bağladılar DP’yi harekete geçirmek için..
Keçeli, Haberal’ı Genel Başkan yapmaktan söz ediyor. Korkut Özal, Turgut Özal’ın katilinin derin devlet olduğunu söylüyor. Keçeli derin devletin adamı olmakla suçlanan Haberal’ı DP’ye genel başkan yapmaya çalışıyor, Özal orada Cindoruk’un yanında duruyor..
Kesici sağ için bir şanstı. Ama Demirel Kesici’yi siyaseten öldürdü. Kesici şimdi gidip sağa lider olamaz artık. Ama eğer CHP ile DP’yi birleştirmekten söz ediyorsanız, seçim ortaklığı düşünüyorsanız böyle bir misyon üslenebilir. Ama ortadan CHP+DP= -x çıkar. Yani böyle bir birliktelik sinerji üretmez, aksine (-) verir.. Benim tanıdığım Kesici de bu kadar “akılsız” biri değil..
Ahmet Özal’ın DP’deki görüntüsü, sağa lider olarak düşünülen CHP’deki görüntüsünden daha sakil. Belki, olsa olsa Güldal Mumcu’nun CHP’deki görüntüsüne ya da Ceyhan Mumcu’nun İP’de görüntüsüne benzer bir durum..
MHP’yi ne yapacaklar göreceğiz. Bahçeli ile bu iş olmayacak.. Bahçeli ile MHP barajı bile aşamaz.. CHP kendi içinde kavgalı. Kılıçdaroğlu gidecek. Sav da.. Baykal’ın Özkan’la buluşması boşuna değil. Sarıgül’ü de göreve çağırabilirler bu arada..
AK Parti’de bir sorun yok gibi gözüküyor. Ama SP’de sular durulmadı.. BBP’de de, MHP’den gelen gruplar, mevcut yönetim, Ülkücü kadrolar, yenilikçi kanat, hepsi bir arayış içinde.. Belki de Topçu’nun şansı da bu. Bu kanatların her biri, diğeri gelmesi diye Topçu’ya razı olabilir. Bir de SP’nin başına gelene bakıp, daha işin başında bölünüp parçalanmamak için iç hesaplaşmayı erteleyebilirler.. Keşke, Topçu yakaladığı rüzgarı kaybetmeden, muhtemel risklere kilitlenmeden önce yüzünü teşkilatına dönse, yeni fikirler ve aksiyonlarla ülkeyi, toplumu kucaklayıcı hamlelere girişse.. BBP, CHP ve SP; MHP’nin içine düştüğü çıkmazdan ders almalı..
Ama görünen o ki, MHP ve CHP daha şimdiden kendi içindeki bütünlüğü kaybetti. Referandum sürecindeki iddialarının saçmalıkları, gerçek dışılığı ortaya çıktıkça daha da gerileyecekler, dağılacaklar..
Memleketimden siyaset manzaraları böyle. Sahi, gerçekten bu yaz memlekete şeriat gelebilir mi?
Selam ve dua ile..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder