20 Eylül 2010 Pazartesi

Bahçesiz

Ekonomiyi batırıp hemen ardından erken seçime gittiklerinde (2002), ortaya çıkan ummadığı sonuç üzerine rahmetli Ecevit "kendi kendimize intihar ettik" demişti...
"Nodallık olasılıkları" falan gibi saçma sapan laflar etmeye başladığı, "kafasının gitmeye yüz tuttuğu" sıralar...
Kendi kendine intihar... Demek ki bunun bir de "el yardımıyla" edilen cinsi vardı...
Hem de vardı vallahi... İntiharda "yardımcı kullanan" bir tek Japonlar'ı bilirdik ama (sen karnına bıçağı saplarken yardımcın da kılıcıyla kafanı uçuruyor), demek ki bazı Türkler de bu yola gidiyorlardı. Üçlü koalisyon "el ele" intihar edebiliyordu.
Bunu Devlet Bahçeli de sevmiş anlaşılan.
Sonuç olarak 2002 yılında kendi kendine intihar edenlerden biri de o değil miydi?
Şimdi, referandumda uğradığı hezimet üzerine, hükümetin "hemen erken seçime gitmesini" istedi.
Yani, bir kere daha intihar edecek. Referandumun gazıyla hükümet yüzde 50 oy toplasa, MHP belki meclise bile giremeyecek!

O karnına bıçağı saplayacak, başbakan da kellesini uçuracak.
Neyse ki başbakan "bu gaza" gelmedi de Sayın Bahçeli'ye on ay kadar daha yaşama olanağı sağladı, "hayat öpücüğü" verdi.
Umur görmüş koskoca devlet adamı Devlet, bu şartlarda yapılacak bir erken seçimde yerlere düşeceğini bilmez mi, göremez mi?
Görür tabii de, "bir şey söylemiş olmak için" konuşuyor.
Ne desin? "Bütün politikalarım yanlış çıktı, aziz Türk milletinden özür dilerim" mi desin?
Ya da, "Tanrı Türk'ü benim gibi politikacılardan korusun" mu diyecek?
Hayır canım, tehditler savurmaya devam edecek.
Çünkü Sayın Bahçeli'nin Türk milletine söyleyebileceği, verebileceği hiçbir şey yoktur.
Hiçbir "projesi" yok, hiçbir "alternatif" önerisi yok.
Nedir MHP'nin, iktidara gelirse yapacakları? Hiçkimse bilmiyor. Kendileri de bilmiyorlar.
Peki, Aydın Doğan ile Zafer Mutlu'nun "olmayacak yerlerde tasarladıkları alakasız sitelere inşaat izni çıkarabilmek ve birkaç milyon dolar daha kazanabilmek için" ısrarla istedikleri CHP-MHP koalisyonu gerçekleşse, o zaman "hükümetin küçük ortağı" sıfatıyla icraatı ne olacaktır MHP'nin? O da belli değil.
Sayın Bahçeli bir "başbuğ" değildir.
İktidar programı, iç savaşı daha da şiddetlendirmeyi önermekten ileri gidemiyor. ("Daha fazla bomba!")
Bunu da en çok PKK istiyor ne yazık ki...
"Ortalama Türk" ile "ortalama Kürt" de savaşın bitmesini istediklerinden, MHP oy alamıyor.
Sayın Bahçeli, ülkücülerin başına yakışmamaktadır. O mevkiin, o koltuğun adamı değildir.
12 Eylül döneminde işkence gören ve bu yüzden Kenan Evren'in Anayasası'na hayır oyu veren ülkücüleri "zavallılar" diye aşağılaması, bunun en basit kanıtıdır. Partiyi ortadan ikiye çatlatması da, liderlik başarısının kanıtı!
Aslına bakarsanız, Sayın Bahçeli, koalisyon ortağı olup da Apo'yu "asamadığı" gün bitmişti...
O günden beri uzatmaları oynuyor.
"Doksan artı en az kaç dakika" daha oynar bilmem ama, Türkiye gelecekte "kerinçsiz" olacağı gibi "bahçesiz" de olacaktır.

Bu yazı 
http://www.tumkoseyazilari.com/yazar/engin-ardic/20-09-2010-bahcesiz.html
linkinden alınmıştır. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder