8 Ekim 2011 Cumartesi

Bu Kürtler o Kürtler değilmiş

Ya da şöyle açıklayalım:

PKK’lılarla, PKK sempatizanlarıyla irtibatımız çoktan kesilmişti..


Siyasi yapılanma zannettiğimiz BDP meğer bir başkası değilmiş..


Her iki yapılanmada en az Fransız başkanı Sarkozy kadar, İsrail başkanı Netenyahu kadar Türkiye düşmanı çıktılar..




Biz saf saf kendimizi aldattık.. Said Nursi imanını, İdris-i Bitlisi inancını, Antep müdafaasında adına türküler yakılan Karayılan’ı ölçü almak suretiyle aldanmışız..


Karayılan der ki gelin oturak


Kilis yollarından kelle getirek


Düşmanların ocağını batırak


Vurun Antepliler namus günüdür..


Şimdi, Karayılan’ın sahtesi ve piçiyle karşı karşıyayız..


Fransa’dan, İngiltere’den, Almanya’dan, hatta Rusya’dan, Çin’den para yardımı alabilmek için yerlerde sürünen ‘kürtçülük’ mensupları ile çok büyük bir savaşın ortasındayız..


Antep’in kurtulmasını namus telakki eden Karayılan nire, Türkiye’nin ocağını batırmayı gaye edinen sahtekâr nire?


Peki ne olacak?


Herhalde Müslüman Türkiye iki baldırı çıplak, Zerdüşt kalıntısına teslim olacak değildir..


Bir de her şeyi unutup yeniden kucaklaşmak var.


Amma araya kan girdi kan..


Asker kanı, polis kanı, öğretmen kanı, sivil kanı, bebek kanı, gelin kanı, öğrenci kanı.. Bu kanlar hem Kürt kanıdır, hem Türk kanı..


Bir tarafı kesinlikle boğacaktır..


Çandarzade Cengiz, Cemal paşazade Hasan, her değerden azade Mert Nuray ve adını şimdilik hatırlamadığım, hatırlamak istemediğim Hırlakyan’lar, Nazarit Çavuş’lar, ihaneti açığa çıkınca Fransız konsolosluğuna sığınan Mithat paşalar bir daha canlanamazlar..


Canlandırmak isteyenler akmış olan onca kanda mutlaka boğulurlar..


Sanıyorlar ki, Hrant Dink öldürüldüğünde caddeleri, meydanları dolduran “Hepimiz Hrantız, hepimiz Ermeniyiz” naraları atanlar, zamana hakimdirler..


Amma hiç öyle değil!.


Bu ülke en karanlık günlerinde bile aydınlığa çıkmayı bildi..


Şimdi yol göstericilik yapan, ahmak aldatan, madde bağımlılarının banka hesaplarına bol miktarda paralar akıtanlar, Adana’da, Maraş’ta, Antep’te, Urfa’da ne pislik yemeye arzı vücud eylemişlerdi?


Adana-Maraş Ermenileriyle, Antep-Urfa Kürtleriyle ne akrabalıkları vardı Fransızların?


Amma bu millet kaynarsa mutlaka taşar..


Modern silahlarla donatılmış müstevli birlikleri Namus Günü kahramanlarının ayağa kalkmasıyla darmadağın olmuşlardı..


Maraş neden “KAHRAMAN” unvanı almıştır?


Antep “GAZİ” mertebesine ne sebepten çıkmıştır?


Urfa’yı “ŞANLI” yapan maya ve eylem nedir?


Sabah-Akşam sinsi sinsi hareket ederek Türk ve Kürt kanı dökenler bilmeseler de, bilmek istemeseler de mutlaka öğrenecektir gerçekleri.


Hani, bir Yılan ile dost olan adamın hikayesi var:


Adam yılana iyilik etmiş, yılan her gün bir altın getirirmiş adama..


Sonra adamın cahil oğlu kürekle vurmuş yılanın kuyruğunu koparmış..


Yılan, can havliyle oğlanı sokmuş ve öldürmüş..


Adam pişman, üzüntülü.. Gitmiş yılanın yanına “Tekrar dost olalım” ricasında bulunmuş..


Yılan der ki:


Bende kuyruk acısı, sende evlat acısı oldukça artık dost olamayız..


İşin gerçeği budur işte..


ZERDÜŞT soyundan geldiklerine inanan, İslam düşmanı, Türk dili konuşan katillerle dost olmamız zor ve imkansız..


Çünkü araya kan girmiştir.. Girmeye devam ediyor..


Ha... Şunu da bilmekte fayda var..


Türkiye’nin ölümcül hastası bile yüzlerce, binlerce, milyonlarca kara-sarı, boz yılanların dersini vermeye muktedirdir..


Denemenizi tavsiye etmem.. Edenlere inanırsanız hapı yutarsınız..





Kan girdi aramıza, köprüler sele gitti


Saman oldu dostluklar, savruldu yele gitti


Tarih boyu ayrımız gayrımız yok diyorduk


Sütü hileli canlar el oldu ele gitti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder