8 Ekim 2011 Cumartesi

Tarihi hesaplaşma

8 Ekim 2011 Cumartesi
Yaşadığımız büyük bir çelişki, içinde bulunduğumuz durumu ve geleceği anlamamıza yardımcı olacaktır. Çin komünist bir rejimle yönetilmektedir ve komünizm işçi sınıfının sömürülmesine ve emperyalizme karşı mücadele eder. Herhangi bir ideolojide ufak tefek sapmalar olabilir ama onun emrettiklerinin tam tersini yapmak anlaşılamaz. Çin büyük ölçüde tasarruf yapmakta ve bunu küresel sermayenin emrine vermektedir. İşçiler yarattıkları değerin sadece yarısını alarak tarihte görülmemiş bir sömürüye katlanmaktadır. Ayrıca dünyaya ihraç edilen ucuz Çin mallarıyla rekabet etmek için diğer ülkelerde de ücretler düşük tutulmaktadır. Yani Çin sadece kendi işçilerinin değil tüm dünyadaki işçilerin sömürülmesini sağlamaktadır. Şu soruya cevap aramalıyız. Çinli yöneticiler, kendi çıkarları için, temsil ettikleri ideolojinin tam karşıtı olan bir sisteme izin mi vermektedirler yoksa onların da bir hesabı var mı?


Genel görünüm şöyle özetlenebilir. Çin’den mal ithal eden ülkelerin halkları ürettiklerinden fazla tüketerek hak ettiklerinden daha yüksek bir refah düzeyine erişmektedir. Bu malların bedelleri aynı ülkelerin ya da büyük finans kesimlerine akıtılarak güçlü bir sermaye yaratılmaktadır. Bu nedenle kapitalist ülkelerin hemen hemen hepsi büyük ölçüde borçludur. Alacaklı olan finans kurumlarının nihai alacaklısı büyük ölçüde Çin’dir.

Bu durumdan bir komplo teorisi üretebiliriz. Çin’deki derin akıl bu sömürüye bilerek göz yummakta ve katlandığı fedakarlığı bir savaşın maliyeti saymaktadır. Eğer kapitalist dünya ile sıcak bir savaşa girseydi hem daha fazla bedel ödeyecek hem de sonuç bu kadar lehine olmayabilecekti. Şimdi kapitalist dünyanın ekonomisi finans kesimi tarafından yönetilmekte ve bunun nihai kontrolü de Çin’in elinde bulunmaktadır.

Finansı yönetenler durumdan memnundur. Çünkü bir para çeşmesinden akan paralar onun havuzunu doldurmakta, o da bunları kullanarak hem ekonomiyi hem de bundan güç alarak siyaseti yönlendirmektedir. Bir ülkenin yönetiminde rol almak onların iznine bağlıdır. Çünkü onların yönlendirdiği kişiler siyasette başarılı olmak için gerekli kaynağı bulabilmektedir ve zaten medya onlar tarafından kontrol edilmektedir. En anlamsız düşünceler bile kitleler tarafından benimsenmekte ve asıl önemlisi medya dedikodu ve magazin haberleri üretmektedir.

SSCB’nin niçin dağıldığını, dünyadaki dengelerin yenisi kurulmadan sona ermesini, soğuk savaşın bitişinin sebepleri, aranırsa bu süreç daha iyi anlaşılır.

ABD, SSCB’den sonra, sıranın kendisine geleceğini anladı ve ortak bir strateji geliştirdiler. İlk işleri finans kesiminin siyasi etkinliğini daha sonra da ekonomi üzerindeki etkinliğini sona erdirmek olarak belirlendi. Yaşadığımız kriz bu sürecin bir aşamasıdır. ABD Baharı olarak adlandırılan eylemlerin Wall Street’te yoğunlaşması ve finans kesimini hedef alması bir rastlantı sayılamaz. Önümüzdeki günlerde finans kesiminde görülecek çözülmeyi halkın olumlu karşılaması için zemin hazırlanmaktadır.

Türkiye başlangıçta ekonomi stratejisini finans kesimiyle uyumlu olarak belirledi. Çünkü egemen olan görüş buydu. Kapitalist düşünce değişmekte ve hiç kimsenin karışmadığı bir ekonomik düzenin yerini devletlerin belirlediği politikalar almaktadır. Biz de buna uyacağız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder