1 Temmuz 2011 Cuma

Merve’nin türbanı, Şafak’ın pantolonu!

Kavas TBMM’deki yardımcı personele verilen addır. Bir fotoğraf: Bir kavas sakat arabası ile bir milletvekilini Meclis’te Genel Kurula, yani toplantı salonuna taşıyor.
Sakat olan milletvekilinin adı CHP’den seçilen Şafak Pavey’dir.
Medya’ya yansıyan taşıma anı fotoğrafında ilginç bir ayrıntı var.
Şafak Hanımın takma olan protez bacağı açıktan görülüyor.
Oysa hanımefendi her zaman yaptığı gibi pantolon giyebilir ve bu görüntüyü gizleyebilirdi.
Yapmadı bunu!
Niçin mi?
TBMM Genel Kurulu’na pantolonla girmek yasak da ondan, yani kurallara uyuldu!
İlginçtir, hiç kimse, böyle kural mı olur ve Şafak Hanım’a neden pantolon izni verilmedi demedi!
Oysa bugün susanlar dün, Merve Kavakçı türbanla Genel Kurul’a girmeyi dayatınca milli irade diye ortalığı ayağa kaldırmıştı.

Hadise son Şafak Pavey olayı ile sabit, yani Meclis’teki kurallara uyulması, ama konu türban olunca görüyorsunuz iş anında milli irade diye saptırılıyor!
Merve Kavakçı’nın yaptığı açık bir dayatmaydı; yani var olan kurallara  milli iradeyi kullanarak meydan okuma idi ki bakın Tayyip Erdoğan bile bu  seçimde böyle bir meydan okumaya gitmedi.
Dolayısı ile son günlerde Ahmet Hakan ile Nazlı Ilıcak dahil Merve Kavakçı üzerinden istismar ve mugalata yapanlara bu hususu  önemle hatırlatıyoruz.

MÜJDELER OLSUN!
Türkiye muhaberat rejimine geçti!
Hadi gözünüz aydın, asker vesayeti bitti!
Asker, bugün bırakın rejimi ve siyaseti vesayet altında tutmayı, kendine bile sahip çıkamaz halde!
Yandaş medya tarafından tam üç yıldır istisnasız her gün aşağılanıp dövülen asker dramatik bir görüntüde!
Öyle, çünkü Türk Ordusunun 41 generali, yapılmamış darbeler bahane edilerek sanki esir alınmış durumda.
Böyle giderse üniformalı askerin sokakta gezmesi bile artık zorlaşacaktır.
Peki, asker etkisinin sıfırlanması, vesayet rejiminin sonlanması anlamına mı geliyor?
Hayır gelmiyor; sadece askerin yerini polis alıyor!
Evet, dün rejimi vesayet altında tutan asker idi ise bugün de iktidarın ve belli cemaatlerin kontrolünde olan polistir.
Peki iki vesayetten hangisi mi tehlikeli?
Polis tehlikeli, zira bu kurum tamamen siyasetin emrinde!
Atamalarını onlar yapıyor ve istediği an görevden alabiliyor.
Ama en önemlisi polis, askerin tersine iç kolluk kuvveti olduğu için günlük hayatta onlar var.
Her türlü dinleme, tezgah ve manipülasyon imkanı ile toplum ya da siyaset üzerinde mühendislikler yapabiliyorlar ki son dönemde bu bağlamda onlarca örnek var.
Oysa TSK’nın vesayeti ilkeler, yani teori bazındadır ve müdahaleleri ancak ya bildiriler veya nihayetinde müdahalelerle olabiliyor.
Bugün ise Türkiye vesayette yeni bir sürece yelken açmıştır ki bunun adı muhaberat rejimine geçiştir.
Muhaberat rejimi, klasik Orta Doğu yönetimi modelidir ve bu rejimi içeriden yıkmanın imkanı olamaz, zira polis her şeye hakimdir.
Nitekim ne Saddam ne de Esad içeriden değil, dışarıdan ablukaya alınmıştır ve alınıyor.
Altı çizilmesi gereken husus; Saddam ya da Esad gibi diktatörlerin rejimi kontrol etmek için askeri değil polisi kullanmalarıdır, zira ikisi de bunun en etkili metot olduğunu biliyor.
İşte AKP’nin izlediği yol da budur!
AKP, hem TSK’nın kendi zihniyetine olan geleneksel düşmanlığı hem de içine hemen hemen imkansız olması sebebiyle askerin yerine ikinci bir gücü öne çıkarmış ve mutlakiyetini onun üstünde inşa etmiştir.

DEDİKLERİ-YAPTIKLARI
Abdullah Gül’ün yaptığı!
Cumhurbaşkanı Gül’ün son yemin krizi çerçevesinde yaptığı girişim  sadece görüntü vermek adınadır.
Öyle, çünkü Cumhurbaşkanının herhangi bir yaptırımı yoktur!
Olsaydı aylar öncesinden tutukluluk sürelerine olan itirazı kale alınır ve gereği yapılırdı.
Cumhurbaşkanı bu konuda bir katkı sunmak istiyorsa önce siyaseten yoldaşı olan Tayyip Erdoğan’ı ikna etmeli, zira tek egemen ya da belirleyici odur.
Hadise yukarıda belirttiğimiz gibi ben de varım dedirtmek adına yapılan bir teşebbüstür.
Peki, Abdullah Gül değil midir yemin krizi uç verince, “Çözüm yeri TBMM’dir, yemin edin ve çözümü orada bulun”  diyen!
Soruyorum, bunları peşinen söyleyen birinin sonrasındaki teşebbüsü nasıl ciddiye alınır!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Gönder