10 Ağustos 2011 Çarşamba

Erdoğan’ın “askerleri”!

Bu yılki Yüksek Askeri Şura toplantısında çekilen fotoğraf, bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin “ahval ve şeraitini” yansıtıyor. Kısaca, Recep Tayyip Erdoğan, artık “tek adam” dır ve “Muhteşem Padişah” edasıyla tahtında oturmaktadır. TSK ve Komutanları artık onun mutlak hükmü altına girmiştir ve bundan sonra “Yeni Anayasa” ile yapılacakların da yolu açılmıştır...
Yardımcısı Bekir Bozdağ Erdoğan’ın YAŞ’taki fotoğrafını “Demokrasi adına güzel bir fotoğraf” diye yorumlamış.

TSK’ya her halde “ataerkil” bir hıncı olan Bülent Arınç da “Bir köye iki muhtar olmaz” demiş... Yani hazrete göre TC bir “köy” RTE de “tek muhtar” . Bu aynı zat daha önce de komutanlara “oturun oturduğunuz yerde” demişti; şimdi “oturtuldular” işte!
Erdoğan’ın yayın organı Yeni Şafak gazetesinde sahibinin sesi Ali Bulaç ilan ediyor: “Türkiye, bazılarının iddia ettiğinin aksine İkinci Cumhuriyet’e değil, Üçüncü Cumhuriyet’e adım atmıştır.” Kısacası TSK’yı yok etmek için uzun süredir içeriden dışarıdan yönetilen ve uygulanan darbe operasyonunun önemli bir aşaması gerçekleşmiştir ve 35. maddenin de kaldırılması ve Genelkurmay’ın Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanması ile tamam olacaktır.
Bu komplonun ne denli uluslararası -vakıflararası- AB/ABD sarmalı, melun bir tertip olduğu aşikar. Son yıllarda AB, Soros Vakfı ve maalesef TÜSİAD, TSK hakkında geleneksel konumunu ve gücünü yok etmek ve sözde “sivil otoriteye bağlamak” amaçlı ve binlerce dolar vererek raporlar hazırlattılar.
Elime Hollandalı bir uzmana 2006 yılında AB tarafından hazırlatılan aynı temadaki bir rapor geçti... Konusu kısaca “TSK nasıl siyasi otoriteye bağlanır?” Bu “Hollandalı uzman” Türkiye’nin koşullarını ne derece bilir ki! TSK’nın Hollanda ordusu gibi “Saray Muhafızı” olmasını öneriyor. Asıl AB, ABD bu konuyla neden bu kadar ilgilidirler? Türkleri çok sevdiklerinden ve demokrasi uğruna mı? Hayır... İçerideki ve halen iktidarda olanların ve dış güçlerin çeşitli çıkar ve emellerine engel olduğu ve “kontrol edemeyecekleri” bu gücü bertaraf etmek isterler... Eğer TSK, bugüne kadar manevi gücü ve konumu ile kuvvetli olmasaydı işleri ne kadar kolay olurdu... Herhalde bu bu gidişle “olacak” !
Türk Ordusu, başka hiçbir millete nasip olmayan bir millet ordusu idi... Şimdi ’Erdoğan’ın Ordusu’... Birkaç yıldır çeşitli tertiplerle ordumuzun saygınlığını ve güvenini yok ettiler.
Son darbe de bu! Şimdi CHP’nin ekseni kaymış lideri de bu cürme iştirak ediyor. 35. maddenin kaldırılmasına ve TSK’nın, genelkurmayın ve komutanların doğru yere oturtulmalarına destek olacak. Hazret bilmez mi; o madde, Mustafa Kemal Atatürk’ün maddesidir. Ve Atatürk ileride olacakları bildiği için, ordunun Türkiye Cumhuriyeti’ni kollayacak ve koruyacak son güç olduğunu söylemişti.

***

Yeni Genelkurmay Başkanı seçildi... Yeni komuta kademesi de yüksek tasdikten geçti.. Zevahire göre iş tatlıya bağlandı. Genç subaylar da rahatsız değillermiş. Çünkü “terfi yolları” açılmış...
Ancak gerçek böyle mi?
Işık Koşaner’in istifanamesi buz üzerine mi yazıldı. Oradaki gerçekler artık yok mu? Yeni Genelkurmay Başkanı şimdi bunları inkar mı edecek? Hele onurlu generallere yakışmayacak “yeni yakalamalar” karşısında suskun mu kalacak?
Bu durum Sayın Özel Paşa’yı rahatsız etmiyorsa, bilsin ki kamu vicdanı çok rahatsız. TSK komutanları hakkında sözler hiçbir zaman bu kadar ayağa düşürülmemişti.
Bundan sonra Kemal’in askerleri yok, Erdoğan’ın askerleri var! Harp Okullarında yoklamada öğrenciler, “Mustafa Kemal” dendiğinde hep bir ağızdan “Aramızda... Burada” derlerdi. Şimdi ise “namevcut” veya “mazereti var” mı denecek!..
“Her millet layık olduğu hükümeti bulur” derler. Benim sorum şu: Türk milleti, Türkiye Cumhuriyeti, Türk Ordusu; Atatürk’ü hiç sevmemiş, özümsememiş bir iktidar tarafından yönetilmeye mahkum mu? Makus “kaderimiz” bu mu?..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder