Ahmet ÇAVUŞOĞLU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ahmet ÇAVUŞOĞLU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Temmuz 2011 Pazartesi

UFO denilince


Gezici UFO sergisi vesilesi ile eski bir yazımı köşeme koyuyorum; Fenerbahçemin başına gelenlerden sonra bu yazı daha da mühim oldu.
Selamün aleyküm Uzaylılar!
Bundan bir kaç sene kadar önce, uzun zaman düşündükten sonra karar vermiştim ki benim kurtuluşum şu iki şeyden birine bağlıdır;
Ya lotodan büyük bir ikramiye kazanırım ya da Uzaylılar gelip beni kaçırırlar.
Bugünkü şartlarım göz önüne alındığında da kurtuluş çarelerimin hala değişmemiş olduğunu görüyorum, dedim ya, kurtuluşum ya lotoyu  kazanmakta ya da hayırlısı ile Fezaya kaçırılmakta.
Loto oynamaya 1987 senesinde Avustralya'da başladım. O günden beri de seyahatte iken İngiltere'de ve her zamanda Türkiye'de loto oynarım. Her türlü numarayı denedim. Kendimin ve yakınlarımın yaş günü rakamları, telefon numaraları, Fenerbahçenin maç tarihleri ve maç neticeleri Yani her türlü numara var. Son senelerde bunlara bir de Lost'un numaraları eklendi. Şimdiye kadar en fazla 4 tuttum ama ümitliyim ve dimdik ayaktayım ve ateşe devam.

9 Şubat 2011 Çarşamba

Aziz Nesin'den bir masal

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, deve tellal iken, bir memlekette bir padişah varmış.
Bir sene, Tanrı göstermesin, o memlekette, anlatılmaz bir kıtlık baş göstermiş.
Bir zamanlar yediği önünde, yemediği ardında, bir eli yağda bir eli balda olan insanlar, bir dilim kuru ekmeğin yoksunu olmuşlar.
Padişah bakmış ki kıtlık halkı kırıp geçirecek, bunu önleyici bir çıkar yol aramış. Sonunda, memleketin dört biyanına, sokak sokak, köşe bucak çığırtkanlar salmış. Çığırtkanlar Padişah fermanını şöyle bağırırlarmış:
- Ey ahali!.. Duyduk duymadık demeyin!... Her kimin devlete bir hizmeti, vatana bir yararlığı olmuşsa, koşup saraya gelsin! Padişahımız efendimiz onlara nişanlar verecek!..
İnsanlar, açlığı, yokluğu, derdi, borcu, harcı unutup, Padişahtan nişan almak sevdasına düşmüşler.
Padişahta yapılan hizmetin büyüklüğüne göre çeşit çeşit nişanlar varmış. Birinci dereceden altın yaldızlı nişan, ikinci dereceden altın suyuna batmış nişan, üçüncü dereceden gümüş kaplama nişan, dördüncü dereceden demir nişan, beşinci dereceden kalaylı nişan, altıncı dereceden çinko nişan, yedinci dereceden teneke nişan...
Gelen giden nişan alıyormuş. Artık öyle olmuş, öyle olmuş ki, nişan yapmaktan Padişahın memleketinde hurda demir, çinko, teneke kalmamış. Fincancı katırının boynundaki çangur çungur sallanan cam boncuklar nasılsa, körük gibi şişirilen göğüsler üzerinde de nişanlar, işte öyle sallanmaya başlamış.