Sözel zekasıyla şöhret bulmuş İngiliz devlet adamı Churchill’e atfederler...
Avam kamarasına hitap ederken, ‘Bu meclisin yarısı şerefsiz’ demiş kızgınlıkla.
Özür dilemesi istenince de, ‘Tamam, bu meclisin yarısı şerefsiz değil’ diyerek geri almış sözlerini.
Siyasetin konuşarak yapıldığını kanıtlayan büyük bir ikna kabiliyetine sahip olduğu açık.
Fakat, cerbeze de siyasete dahil midir?
***
Belagat ile mugalata arasında tül bir perde var.
Kelimelerin esnekliğine, oynaklığına yaslanarak o hududu geçen, kendi diline dolanıyor.
Dün, dil oyunlarındaki o tuzakları bir karikatürle göstermeyi denemiştim.
‘Gandi bir gün dağa çıkar’ başlıklı yazım,bazı celalli okurların hışmına uğradı maalesef.
Çünkü hayali bir fıkradan ziyade, gerçek kişi ve olaylardan esinlenmiş bir uyarlamaydı.
Mizah duygusu yüksek okurların gözünden kaçmadı haliyle, bu durum.
Başkahramanımız, CHP’li Kemal Kılıçdaroğlu’ndan başkası değildi elbette.
Kolayca teşhis edildiği için de tepki aldı zaten.
Yalnız, adresin doğruluğundan şüpheliyim.
Karikatür şablonunda bile kimliği o kadar bariz, o kadar sahici duruyorsa, kabahat çizerin mi?
***
Mehmet Akif BEKİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mehmet Akif BEKİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
31 Ağustos 2010 Salı
23 Temmuz 2010 Cuma
Anayasa şaşkınları
Ret cephesinin denize düşmüş gibi sarıldığı gerekçeye bakalım.
Diyorlar ki; bu anayasa paketi AK Parti’nin çocuğudur, bize hiç benzemiyor.
Onun için, sözümona ‘Hayır’da buluyorlar hayrı.
İyi de, niçin benzemiyor onlara?
Katkı vermek yerine Meclis’i boykot ettikleri, her reforma karşı çıktıkları, her değişikliği engellemeye çalıştıkları için
olabilir mi?
Retçilerin keyfe gelmesini beklememek, siyasi kabahat sayılıyor.
Hukukta, sahte delil üretmek diyorlar buna.
Ret cephesi de kendi mazeretini kendi elleriyle üretiyor.
Zahiren taraftar göründükleri 12 Eylül hesaplaşmasını AK Parti tek başına yaptı diye, itiraz ediyorlar.
Anayasa reformu kendi renklerinden tonlar taşımıyorsa, kim acaba buna sebep?
***
Diyorlar ki; bu anayasa paketi AK Parti’nin çocuğudur, bize hiç benzemiyor.
Onun için, sözümona ‘Hayır’da buluyorlar hayrı.
İyi de, niçin benzemiyor onlara?
Katkı vermek yerine Meclis’i boykot ettikleri, her reforma karşı çıktıkları, her değişikliği engellemeye çalıştıkları için
olabilir mi?
Retçilerin keyfe gelmesini beklememek, siyasi kabahat sayılıyor.
Hukukta, sahte delil üretmek diyorlar buna.
Ret cephesi de kendi mazeretini kendi elleriyle üretiyor.
Zahiren taraftar göründükleri 12 Eylül hesaplaşmasını AK Parti tek başına yaptı diye, itiraz ediyorlar.
Anayasa reformu kendi renklerinden tonlar taşımıyorsa, kim acaba buna sebep?
***
21 Temmuz 2010 Çarşamba
'Yes' be paşam!
Dünkü Sabah gazetesine konuşan Kenan Evren, 11 yıl evvel RTÜK Başkanı Davut Dursun’a konuşan paşaya benzemiyor.
Galiba o paşa, bu paşa değil.
Çünkü, başka başka konuşuyor.
İkisi ayrı kişiler de, aralarında isim benzerliği mi var, acaba?
Yavuz Donat’a, ‘12 Eylül Anayasası’nda değişiklik yapılmasına karşı olmadığı’nı söylüyor.
Referandumda sandığa gideceğini ilanen duyuruyor, ama rengini açıklamıyor oyunun.
Diyor ki; “Anayasa mukaddes kitap mı? Günün şartları neyi gerektiriyorsa o yapılır, anayasalar da değiştirilir.”
Yine diyor ki; “O dönemin şartları böyle bir anayasa gerektiriyordu. Dönem değişir, şartlar değişir, Anayasa da günün şartlarına göre yenilenir. Bizim yaptığımız Anayasa, Allah’ın emri mi?”
Halbuki aynı paşa, darbecilere yargı yolu açılırsa intihar etmekten dem vuruyordu.
Onu geçtik diyelim...
1999 yılında, bugünkü RTÜK Başkanı Davut Dursun’a söylediklerini ne yapacağız?
***
Galiba o paşa, bu paşa değil.
Çünkü, başka başka konuşuyor.
İkisi ayrı kişiler de, aralarında isim benzerliği mi var, acaba?
Yavuz Donat’a, ‘12 Eylül Anayasası’nda değişiklik yapılmasına karşı olmadığı’nı söylüyor.
Referandumda sandığa gideceğini ilanen duyuruyor, ama rengini açıklamıyor oyunun.
Diyor ki; “Anayasa mukaddes kitap mı? Günün şartları neyi gerektiriyorsa o yapılır, anayasalar da değiştirilir.”
Yine diyor ki; “O dönemin şartları böyle bir anayasa gerektiriyordu. Dönem değişir, şartlar değişir, Anayasa da günün şartlarına göre yenilenir. Bizim yaptığımız Anayasa, Allah’ın emri mi?”
Halbuki aynı paşa, darbecilere yargı yolu açılırsa intihar etmekten dem vuruyordu.
Onu geçtik diyelim...
1999 yılında, bugünkü RTÜK Başkanı Davut Dursun’a söylediklerini ne yapacağız?
***
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)