BDP bir kez daha saçmalıyor!
Diyor ki;
'Demokratik özerliğin kapsamı altındaki illerde devlete vergi vermeyeceğiz.'
Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içindeki bazı illerin özerklik kapsamına sokulması yetkisini bunlara kim vermişse?
Böylesi durumlar için halk arasında güzel bir deyim vardır, 'çalmadan oynamak' diye.
Neyse kendi kendine gelin güvey olmayı vazife edinmiş terör yandaşı BDP'liler saçmalamaya devam ediyorlar;
'Bırakın vergi vermemeyi, devletten de yardım almaya devam edeceğiz.'
Olur!
Metin ÖZKAN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Metin ÖZKAN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Temmuz 2011 Cuma
23 Haziran 2011 Perşembe
Rabbim verdikçe veriyor!
'Üstadım gelmiş geçmiş bütün buluşlar içerisinde sizi en çok hangisi etkiledi' diye.
Einstein cevap vermiş;
'Paramın zaman içinde katlanarak büyümesi!'
Yani zengin olma formülü.
Merrill Lynch'in 'Dünya Servet Raporu'na göre Türkiye'de dolar milyonerlerinin sayısı 37 bin 900'e ulaşmış.
Rabbim verdikçe veriyor...
Verdikçe veriyor.
- - -
20 Haziran 2011 Pazartesi
Bağımlı bağımsızlardan seçmeler!
Ne demişti zatı muhteremler;
'Meclisi basarız, Başbakan'ı asarız'...
'Türkiye Cumhuriyeti Savcılarının verdiği hiçbir kararı tanımıyor ve ifade vermiyoruz'...
'Devletin İmamı arkasında namaz kılmıyoruz'...
'Çocuklarımıza okutulan andı boykot ediyoruz'...
'Dağlarımızdan 'Ne mutlu Türküm Diyene' yazılarının silinmesini istiyoruz'...
'Sayın Gül'e ağzı köpürerek ölen eski Cumhurbaşkanlarını hatırlatıyoruz'...
Vs... vs... vs...
Bir sürü zırva!
- - -
Bu gün ne diyorlar; 'KCK tutuklusu milletvekili seçilmiş 6 arkadaşımızın mazbatası verilmezse TBMM'ye girmeyerek Meclis'i tanımayacağız.'
Aynı ağızlar birkaç gün önce de, 'Milletvekili yemini etmeyeceğiz' demişlerdi.
Hep aynı sahne...
Hep bildik oyunlar.
Sürekli isyan...
Sürekli tehdit.
Söylem değişmiyor...
Eylem değişmiyor.
Çünkü BDP çatışmadan ve gerilimden besleniyor.
- - -
Hatırlayın 12 Haziran seçimleri öncesi Türkiye tam anlamıyla 'Bağımlı Bağımsızların' isyan provalarıyla karşı karşıya kalmadı mı?
YSK, sabıkalı bazı BDP'li Milletvekili adaylarına vize vermeyince ortalık karıştırılmadı mı?
Dahası insanları diri diri yakma cüreti gösterilmedi mi?
Ne oldu?
YSK geri adım attı ve bu adaylara onay verdi.
Arkasından da YSK'nın bu kararının Türkiye’yi rahatlattığı izlenimi verilmeye başlandı.
Sonra sahneye çıkan Bağımlı Bağımsızlar istersek her şeyi yaparız edasıyla 'vurduk, kırdık, aldık' demeye başladılar.
- - -
Peki, BDP neden sabıkalı aday gösterdi?
Çünkü tüm strateji seçim sonrasına göre planlanmıştı.
O günlerde organize edilen işler bu günlerin alt yapısıydı.
Örneğin DTP Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk seçim öncesi ne demişti;
'Sabrı ve tahammülü biten Kürtler hükmünü vermiştir. Devletle olmuyorsa halkımız kendi demokrasisini kuracaktır. Bu statüsüzlük durumu daha fazla devam edemez. Mısır gibi mi, Suriye gibi mi olur bilinmez ama bu statü mutlaka kazanılacaktır.'
Yani, yine 'isyan' söylemi...
Yine 'tehdit'.
- - -
Şimdi bunlardan vekil olsa ne olur? Diye düşünebilirsiniz.
Önemli değil,
Vekil oldular da zaten.
Hem de bundan sonra yapacaklarına yol açarak!
Nasıl mı?
BDP bu gün itibarıyla yeni anayasada 'terör suçlularının Milletvekili yapılması' için büyük çaba harcayacak.
Hem de bunu 'özgürlük' maskesi altına saklayarak.
Peki, bunu başarırlarsa ne olacak?
Bir daha ki seçimler de İmralı mahkumu Öcalan da aday gösterilecek:
Eğer bu kapıyı yeni Anayasa yolu ile açamazlarsa 12 Haziran seçimlerini emsal göstererek yasaları zorlayacaklar.
Bunun için şimdilerde Öcalan'ı ev hapsine çıkarmak için 'yaşlı ve hasta' söylemiyle 'sağlık raporu' yöntemini gündeme taşımaya çalışıyorlar.
Peki, engelle karılaşırlarsa ne olacak?
Bildikleri tek yöntemi uygulayıp Türkiye'yi sokak eylemleriyle karıştırmaya çalışacaklar.
Nereden mi biliyorum?
Kulislerde çok konuşmaya başladılar da ordan!
15 Haziran 2011 Çarşamba
Yoldaşlık mı, Yola taş koymak mı?
CHP yüzde 26 oy aldı.
Yüzde 50 oy AKP adına büyük başarıdır.
'Zafer' ise oy alamadığı yüzde 50'yi de kucakladığı andır.
Peki, CHP adına yüzde 26 hezimet midir?
Geçmiş dönemlere bakarak oyunu artırmasına rağmen 'çok iyi sonuç' değildir.
Ama 'kötü'de sayamazsınız.
Seçimlerden önce konuştuğum birçok CHP yöneticisinin gönlünden geçen oy oranı yüzde 30'du.
İnanıyorlar mıydı?
Hayır, sadece umut ediyorlardı.
Bence CHP ve MHP cenahında şaşkınlık yaratan rakam AKP'nin aldığı oy oranıdır.
- - -
Şimdilerde herkes ağız birliği etmişçesine bağırıyor.
Kılıçdaroğlu gitmeli.
İyi de neden?
Nedenini geçtim, yerine kim gelmeli?
Aslına bakarsanız geriye baktığımızda CHP her zaman Lider sorunu yaşamış bir partidir.
Bilinen bir gerçek var ki o da artık siyasetin rotası da çatısı da değişmiştir.
Türkiye siyasetinin bazı odaklarca tanzim edildiği iddiaları hep var olagelmiştir.
Hatta darbelerin de böylesi dizayn eylemlerinin göstergesi olduğu söylenmiştir.
Toplum nezdinde kabul gören bu algı asker, partiler, mason locaları, medya, sivil toplum örgütleri, cemaatler, iç ve dış destekler, kısaca 'derin devlet' diye nitelendirilmiştir.
Oysa demokrasilerde çare her zaman halktır.
Ve bu halk mevcut siyasi irade den memnun ki üçüncü kez ehliyet vermiştir.
CHP, MHP ve BDP ye ise ehliyeti denetleme görevi.
Ancak milletin kararına rağmen dışarıdan gazel okuyan bazı güçler,
Herkesten akıllı...
Herkesten zeki...
Herkesten daha fazla izan ve iman sahibi...
Herkesten daha ekonomist...
Veya dahi iyi sanatçı, daha iyi sporcu, daha iyi siyasetçi gibi görür.
Ancak gelin görün ki 1 ekmeği 3 kişiyle paydaş edemeyenler,
Kırk yıllık partileri 'dizayn' etmeye kalkarlar.
Oysa demokrat yapıyı kıyıma vermek kimsenin hakkı değildir.
Yani siyaset şantajla, tehditle, açık kollamakla ve fırsatçılıkla dizayn edilemez..
Çünkü ülkemizde 'kalıcı dizaynı' her zaman millet yapar.
Bunu kim mi söylüyor?
Sinan Aygün başta olmak üzere, CHP saflarına yeni katılan çok sayıdaki merkez sağ siyasetçisi.
Ve hatta bir adım daha ileri giderek, 'CHP ivme kazanmışken, tekere çomak sokmak yoldaşlık değil, yola taş koymaktır' dediler.
8 Mayıs 2011 Pazar
Ülkeme bahar geldi
İnsanı sarıp sarmalayan bu bahar havası yaşama sevincimizi daha da kışkırtıyor.
Sahillerde ise taze bahar havasıyla denizden gelen iyot kokusu birbirine karışmış
Tabiat uyanmış, ağaçlar çiçek açmış, toprak yeşil, gökyüzü pırıl pırıl
Dahası baharın gelişini yurdun dört bir yanında şenlik ve festivaller kutlayacağız;
'Kiraz, üzüm, karpuz vs..' gibi.
- - -
Kısaca hayat çok güzel!
Ve ülkeme bahar geldi.
Öyle ya kimin umurunda dış ticaret açığının 7.3 milyar dolar olması?
Ya da son istatistik rakamlarına göre yoksulluğun tavan yapması?
Kimin umurunda resmi verilere göre yüzde 11.6, kayıt dışına göre yüzde 17 olan işsizlik rakamları?
Veya kimin umurunda bir milyondan fazla lise ve dengi okul mezunu çocuğumuz üniversiteye giremeyecek olması.
Kimin umurunda üniversiteden mezun olmayı başarsa bile bu gençlerden üçte birisinin iş bulamaması.
Milli Eğitim Bakanlığı verileri diyor ki; çıraklık eğitim merkezlerine devam eden öğrencilerin yüzde 77'si üniversite mezunu. DİE'nin rakamlarına göre toplam işsizler içinde, üniversitelilerin oranı yüzde 12.4. Kendi mesleğini yapamadığı için başka işler yapan üniversite mezunu işsiz gençler, semt pazarlarında, sosyete pazarlarında açtıkları tezgahlarda ya da işportacılık yapıyorlarmış.
- - -
Olsun bahar geldi ya yeter!
Ve kimin umurunda YGS, ALES sınavlarında kopya iddiası ve skandal yaşanmış olması?
Bahar geldi sevinelim çünkü büyüklerimiz diyor ki; “Dünyanın en büyük on yedinci ekonomisine sahibiz!”
Sevinin çünkü baharın geldiği memleketimin Ilgaz Dağları'na PKK'da geldi .
İçimiz kıpır kıpır basılmamış kitaba, söylenmemiş sözlere yasak gelse de olsun bahar geldi ya yeter!
Seçime sayılı günler kaldı, geçimi bilmem ama vaatler havalarda uçuşuyor.
Çünkü ülkeme bahar geldi.
Daha ne isteyelim ki?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)