Yılmaz ÖZDİL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yılmaz ÖZDİL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Eylül 2010 Pazar
‘Her dönemin şampiyonu gazeteciler’in puan tablosu ne olacak?
Referandumda evet çıktı; başta Kenan Evren, 12 Eylülcü tayfasına “sorumsuzluk zırhı” giydiren Anayasa’nın 15’inci maddesi ortadan kalktı. Haliyle suç duyurusu yağıyor... Yargılanması istenen kişilerden biri, AKP’nin Savunma Bakanı iyi mi!
*
Valiydi çünkü Ankara’da.
*
Bakın, Ankara deyince aklıma geldi... Madem, başta Kenan Evren, 12 Eylül uygulamalarının tamamına yargı yolu açıldı, Ankaragücü’nün hukuki durumu ne olacak?
*
Malum, bi albayı spor bakanı, bi albayı beden terbiyesi genel müdürü yapmıştı Evren... Onlar da illa Evren istiyor diye, durumdan vazife çıkarıp, ikinci ligdeki Ankaragücü’nü birinci lige çıkarmıştı.
*
(Evren tarafından darbe marifetiyle birinci lige çıkarılan Ankaragücü’nün bugünkü başkanının, AKP’li Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın oğlu olması da, kaderin cilvesi sanırım!)
*
“Türkiye Kupası’nı kazanan takım ikinci ligde bile olsa, birinci lige çıkar... Türkiye Kupası’nı kazanan takım küme düşse bile, kümede kalır” şeklindeydi, Evren’in icat ettirdiği yönetmelik... Ankaragücü böyle çıktı.
Sonra?
Ankaragücü’yle sınırlı kalmadı...
Bursaspor 1986’da küme düştü.
Ancak Türkiye Kupası’nı kazandı.
Hadi bakalım, Bursa da ligde kaldı.
*
4 Eylül 2010 Cumartesi
Fevzi
Fevzi Budak.
Erzurum Milli Eğitim Müdürü...
AKP iktidar oldu, 2003’te görevden alındı, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum’a geri döndü. (Bir)
*
Beş gün sonra...
Görevden alındı, Şırnak’a gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum’a geri döndü. (İki)
*
Bir gün sonra...
Görevden alındı, Ankara’ya gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum’a geri döndü. (Üç)
*
Bir gün sonra...
Görevden alındı, Muş’a gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum’a geri döndü. (Dört)
*
Beş gün sonra...
Görevden alındı, Ankara’ya gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum’a geri döndü. (Beş)
*
Bir ay sonra...
Görevden alındı, Kütahya’ya gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum’a geri döndü. (Altı)
*
Bir ay sonra...
Görevden alındı, Çanakkale’ye gönderildi, mahkemeye başvurdu, Erzurum’a geri döndü. (Yedi)
*
Üç ay sonra...
Görevden alındı, İstanbul’a gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum’a geri gönderildi. (Sekiz)
Erzurum Milli Eğitim Müdürü...
AKP iktidar oldu, 2003’te görevden alındı, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum’a geri döndü. (Bir)
*
Beş gün sonra...
Görevden alındı, Şırnak’a gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum’a geri döndü. (İki)
*
Bir gün sonra...
Görevden alındı, Ankara’ya gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum’a geri döndü. (Üç)
*
Bir gün sonra...
Görevden alındı, Muş’a gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum’a geri döndü. (Dört)
*
Beş gün sonra...
Görevden alındı, Ankara’ya gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum’a geri döndü. (Beş)
*
Bir ay sonra...
Görevden alındı, Kütahya’ya gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum’a geri döndü. (Altı)
*
Bir ay sonra...
Görevden alındı, Çanakkale’ye gönderildi, mahkemeye başvurdu, Erzurum’a geri döndü. (Yedi)
*
Üç ay sonra...
Görevden alındı, İstanbul’a gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum’a geri gönderildi. (Sekiz)
31 Ağustos 2010 Salı
Türkler uçuyo...
Dünya basketbol şampiyonası, NBA’in efsane ismi, Los Angeles Lakers’ın ribaund kralı Müslüm Gürses’in “hem sarhoşum, hem yastayım” şarkısıyla açıldı sayın basketbolseverler...
*
Gerçi, ramazan mübarek gün “bar taburesi üstünde sarhoşum, yastayım” şeklindeki üçlük atış, tribünleri kederlendirip, “hazır potayı bulmuşken, iki tek de biz atalım” isteği uyandırdı ama, salonda sadece meyve suyu dağıtılması, ahalinin dağıtmasını önledi.
*
2’şer metrelik “dev” adamlara, “minik” serçeyle konser verdirmek de, önemli olanın “boy değil, soy” açılımını kanıtlar bi görüntüydü.
*
Ancak... Milletin aptesi bozulmasın diye memeleri zincirle zırhlanan dansöze “salla salla, gül memeler çağlasın” nakaratıyla göbek attırılırken, erkek semazenlerin etek giymesi, yabancı seyircilere durumu izah etme noktasında güçlük yarattı.
25 Ağustos 2010 Çarşamba
Başın öne eğilmesin “aldı”rma
Kim takar Yalova Kaymakamı’nı?
Hiç kimse.
Kim takar Yalova Valisi’ne?
AKP takar!
*
Kaşla göz arasında tek kişilik kararname çıkarıp görevden “aldı”lar...
*
Peki niye “aldı”lar?
*
Volvo jipi olan Ordu Valisi’ne bi tane de Mercedes S320 “aldı”lar... Mercedes’i, Volvo’su, Mitsubishi jipi Nissan Primera’sı olan Trabzon Valisi’ne, bi tane Volkswagen minibüs, bi tane Mercedes S350 “aldı”lar... Dümdüz şehir Konya’nın Land Cruiser jipi olan Valisi’ne, bi tane de BMW 735 “aldı”lar... Başbakan Erdoğan, Rize Valisi’ne Mercedes S350 “aldı”... Mercedes’i eskiyen Uşak Valisi’ne Mercedes S350 “aldı”lar... Mercedes S320’si ve Toyota jipi olan Bolu Valisi’ne Audi Q7 “aldı”lar... Kırklareli Valisi’ne Mercedes’i varken Audi Q7 ve Chevrolet “aldı”lar, sonra Vali’yi Aydın’a “aldı”lar, gıcır gıcır Mercedes’i varken 450 milyara yeni Mercedes “aldı”lar... Mercedes’i olan Tekirdağ Valisi’ne Toyota jip “aldı”lar... Gariban ahaliye buzdolabı kanepe dağıtan Tunceli Valisi’ne, Mercedes’i ve Hyundai jipi yetmedi, Volvo “aldı”lar... Mercedes’i eskiyen Isparta Valisi’ne, Isparta’nın prestiji sarsılıyor diye, Audi A8 “aldı”lar... Mercedes’i, Mercedes jipi, Nissan’ı olan Ardahan Valisi’ne bi tane Volvo jip “aldı”lar, bi tane de Audi A6 “aldı”lar.
12 Ağustos 2010 Perşembe
Evin direği... Burun direği
“İlk sevgili”dir kızlar için babaları.
Hayatındaki ilk erkek...
Günü gelince “Beni bir başka erkekle aldatabilirsin” diyebilen “tek erkek” aynı zamanda.
*
Günü gelince “Beni bir başka erkekle aldatabilirsin” diyebilen “tek erkek” aynı zamanda.
*
15 yaşındaymış Nazlıcan, babası Tuncay Özkan içeri tıkıldığında... 4 ay sonra 18’ine basıyor. “Aralıksız her gün mektup yazıyorum babama, o da bana her gün cevap yazıyor” diyor.
*
721’inci mektup, bugün.
*
“Her yemek yediğimde, denizi gördüğümde, yüzüme rüzgâr çarptığında... Öyle zor ki, seni orada bırakıp özgürlüğe dönmek” diyor, “gücüme gidiyor...”
*
Görüş var her çarşamba.
Saymış tek tek, 105 defa.
Kalın bi cam arada...
Sadece üç-beş dakika.
11 Ağustos 2010 Çarşamba
Ha Abdullah ha Recep...
yozdil@hurriyet.com.tr
Başbakanlık’la Genelkurmay siperlerini “kırmızı çizgi” gibi birbirinden ayıran “Milli Müdafaa” caddesindeki “Planlı” Yaş Tatbikatı’nın sızma, püskürtme, indirme, çıkarma manevraları sona erdi.
“İlk er” emekliye ayrıldı.
“Durmak yok, yola devam” taktiği kapsamında “koşan er” Genelkurmay başkanı oldu. (Tek kusuru İzmirli olması!)
*
Çömelen Başbakanımız sanki bilmiyormuş gibi, “orası falanca tepesi, şurası fişmekan vadisi” diye aklınca “coğrafya dersi” vermeye kalkışan Tümgeneral Gürbüz Kaya, kayalıkları iyice ezberlesin diye Harita Daire Başkanlığı’na gönderildi.
*
“Or”general olması beklenen Nejat Bek, “mor”generalliğe atandı... Soyadı üstünde olduğu için, “destek” komutanlığına, yani “defansa” çekildi.
*
| |
Başbakanlık’la Genelkurmay siperlerini “kırmızı çizgi” gibi birbirinden ayıran “Milli Müdafaa” caddesindeki “Planlı” Yaş Tatbikatı’nın sızma, püskürtme, indirme, çıkarma manevraları sona erdi.
“Ak” kuvvetlerle “kara” kuvvetleri arasında icra edilen ve Cumhurbaşkanı’nın “seçkin gözlemci” olarak takip ettiği “müşterek fiili atışlı” tatbikatın “caydırıcı” neticeleri şöyle...
*
*
“İlk er” emekliye ayrıldı.
“Durmak yok, yola devam” taktiği kapsamında “koşan er” Genelkurmay başkanı oldu. (Tek kusuru İzmirli olması!)
*
Çömelen Başbakanımız sanki bilmiyormuş gibi, “orası falanca tepesi, şurası fişmekan vadisi” diye aklınca “coğrafya dersi” vermeye kalkışan Tümgeneral Gürbüz Kaya, kayalıkları iyice ezberlesin diye Harita Daire Başkanlığı’na gönderildi.
*
“Or”general olması beklenen Nejat Bek, “mor”generalliğe atandı... Soyadı üstünde olduğu için, “destek” komutanlığına, yani “defansa” çekildi.
*
10 Ağustos 2010 Salı
En iyi vatandaş ölü vatandaş...
2007’de 73 milyon kişiydik. Seçim yapıldı...
O günkü resmi seçmen sayımız 42 milyondu.
*
Sonra bi saydılar...
Güya 73 milyonmuşuz meğer... Çıka çıka anca 70 milyon kişi çıktık.
*
Bugün, 72 milyonuz.
*
Buna mukabil...
*
Referandum için oy kullanacak seçmen sayımızı açıkladılar, hoppalaa...
49 milyon kişi iyi mi! Nüfusumuz 3 senede 1 milyon azalırken, seçmen sayımız 7 milyon artmış.
*
Kişi başı milli gelir, hasta başına düşen doktor, öğrenci başına öğretmen,
işsiz sayısı hesaplanırken...
Vatandaş azalıyor.
*
Seçim yaklaşırken...
Vatandaş çoğalıyor.
*
Dolar karşısındaki Türk Lirası gibi.
“Dalgalı” vatandaş yani!
*
İktidar “parti”mizin arz-talep dengesine göre, değişiyor “parite”si.
*
Dolayısıyla, “ölüler bile evet demeli” lafı boşuna değil... “Zincirlikuyu’da açılan sandık sayısı, Karacaahmet’te oy verme işlemi tamamlandı” gibi ifadeler görürseniz, şaşmayın.
*
Ve, sakın ola aramayın bi kötülük.
Yoktur eğrilik büğrülük.
*
Çünkü, o maksatla “nüfus kütüğü”ne “seçmen kütüğü”ne yazarlar bizi... Ki, devleti yöneten arkadaşlar ayırt edebilsin, hangisi “bu nasıl iş?” diye merak eden vatandaştır, hangisi kütük!
6 Ağustos 2010 Cuma
Gözlerimde yaş kalbimde sızı...
Ahlaksız
Vatan haini
Rezil
Kalleş
Onursuz
Pespaye
Salak
Hastalıklı
Garabet
*
Tiksiniyorum...
*
İğrenç, katil, cani, suç şebekesi, ahmak, kafatasçı, zırva, namussuz, millet düşmanı, vicdansız, madara, zalim, lekeli, utanmaz, ikiyüzlü, çürümüş, sefil, palavracı, köle tüccarı, çarpık, yamuk, sakat, kanunsuz, zihinleri travmatik, kevgir, lanetli, haddini bilmez, terbiyesiz, art niyetli, din sömürücüsü, dinsiz, İslam düşmanı, beyinsiz, korkak, yüreksiz, kendilerini padişah sanıyorlar, mezhep kışkırtıcısı, iftiracı, gayriciddi, komik, başarısız, kaypak, kirli dolaplar çeviren kafa, pişkin, suratsız, suçlu, bunlar orada oturduğu sürece rahat uyuyamayız, tecavüzcü, sahtekâr, beceriksiz, ekonomiye zarar veriyor, işsizliğin asıl sebebi, temizlenmeli, ayıklanmalı, mafya, saygısız, çete, kirli tertip, şaşı, kör, bombadan tehlikeli, gırtlağına kadar çamura batmış tipler, iyi ki bunlarla savaşa girmemişiz.
*
Kepaze...
23 Temmuz 2010 Cuma
Hababam Sınıfı Uyanamıyor...
“Ağlama açılımı” yaptı arkadaşlar...
Hıçkırıklar filan...
*
Niye biliyor musunuz?
*
Türkiye’nin ortanca yaşı 28.
Yani?
Nüfusun yarısı 28 yaşından küçük.
*
12 Eylül 1980’de doğan bebek, bugün 30 yaşında; darbe öncesini hiç yaşamadı... İlkokulda ortaokulda olanları ekle, memlekette şu an 4 kişiden 3’ü, tanklarla uyandığımızda çocuktu... Kaba hesap, 55 milyon kişi, 70’li yıllarda neler yaşandı, bilmiyor... Bildiği, kulaktan dolma.
*
O nedenle, burunlarını çeke çeke ağlama rolü yapıyorlar. Sanırsın, zindana atıldılar...
Nasıl olsa, 12 Eylül öncesinde dökülen gerçek gözyaşlarını hatırlayan yok. Buna güveniyorlar.
*
Değerli gençler...
Her kafadan ayrı ses çıkıyor.
Kim doğru söylüyor?
Merak ediyorsunuz işin aslını.
*
Kanı gözyaşını bırakalım...
Dramatik lafları da boşverin...
Eğlenceli bi örnek vereyim.
*
Hababam Sınıfı.
*
Büyük usta Rıfat Ilgaz, 60’lı yıllarda yazmaya başladı, Hababam Sınıfı Uyanıyor, Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı gibi serileri, 70’li yıllarda kaleme aldı. Repliklerini ezbere bildiğimiz filmleri ise, 1975-1978 arasında çekildi. Yani, darbenin hemen öncesindeki yıllarda.
*
İnek Şaban’ı Güdük Necmi’si Damat Ferit’i Kel Mahmut’u Külyutmaz’ı Domdom’u, Tulum’u, Hafize Ana’sıyla, bizizdir o... Fırlaması avanağı, şehirlisi köylüsü, batılısı da var orda, doğulusu da, zengin fakir... Özetle, o dönemki toplumun tüm katmanları var Hababam’da.
*
Kim yok?
Takunyalı...
*
İnsanımızın kodlarını bu kadar iyi bilen, toplumu bu kadar iyi gözlemleyen efsane ustanın, Rıfat Ilgaz’ın, hepimizi tek tek oraya koyarken, takunyalıları ıskalaması mümkün mü? Neden Hababam’da “din” unsuru yok?
*
“O dönemi Hababam gibi mizahi bir eserle özetleyemezsin” diyenler, bana mantıklı cevap verebilmeli... Neden kafasında takkeyle dolaşan öğrenci figürü yok Hababam’da?
*
Yoktular çünkü.
*
60’lı 70’li yıllarda da Müslüman’dı Türkiye... Ama, din bezirgânı yoktu. Olanlar da, parmakla gösterilecek kadar azdı; marjinaldi. Toplumda değer ifade edecek sayıda takunyalı olsaydı, şehirli köylü, doğulu batılı, fırlama avanak gibi, Hababam efsanesinde yerlerini alırlardı.
*
Yoktular.
*
O nedenle, 70’li yıllarda devrimci-ülkücü gençler birbirini gırtlaklarken, darbeden sonra devrimci-ülkücü gençler asılırken, Kürtlerin canına okunduğu, alayının işkenceden geçirildiği, “anaların ağladığı” günlerde, bunların hiçbirinin burnu bile kanamadı.
*
O nedenle, mağdur olarak göstere göstere, anca, soldan dönme Ertuğrul Günay’ı örnek gösterebiliyorlar. Başka gösterebilecekleri “orijinal takunyalı” tek mağdur yok.
*
Değerli gençler...
Takunyalılar, 12 Eylül’ün eseridir.
*
Belgeseli de, Hababam’dır.
*
O nedenle, devrimcileri ülkücüleri biçip, takunyalılara koşmaları için yol açan 12 Eylül, Hababam’ın yazarını mezbahadan bozma hapishaneye tıkmıştır... Zaten, ustanın ölüm sebebi de, takunyalılar tarafından ateşe verilen Madımak’ta yaşadığı kahırdır.
*
Ve o nedenle, adım gibi eminim ki, yaşasaydı bugün, timsah gözyaşlarına bakıp, efsanenin son cildini kaleme alır... “Hababam Sınıfı Uyanamıyor”u yazardı satır satır!
21 Temmuz 2010 Çarşamba
Evet mi? Hayır mı?
yozdil@hurriyet.com.tr
Yav bırakın Allah aşkına evet mi diyecekmişiz, hayır mı diyecekmişiz filan... Anayasa gibi hassas mevzularda referandum yapmak için “ahtapot beyni” değil, “vatandaş şuuru” lazım!
Bakın...
*
Ordu’nun tabiat harikası Perşembe Yaylası, taa 1991’de turizm merkezi ilan edilmişti. Tesis falan yapılmadı, bari hayvanlar otlasın diye mera yapıldı. Gel zaman git zaman, önceki sene TOKİ musallat oldu, “ver merayı bana, villalar yapayım sana” dedi. Tarım İl Müdürlüğü Mera Komisyonu şak diye toplandı, birinci sınıf merayı, mera kapsamından çıkardı iyi mi... Üstelik “toprak bedava, 20 senelik ot parasını öde, al” dedi. TOKİ, üç kuruş ot parasına, 450 bin metrekarelik meraya oturdu, caanım yeşillikte pata küte inşaata başladı. Başladı ama... “İyi de birader, biz hayvanları nerede otlatacağız” diyen “çoban” Muharrem Yumbul, zart diye gitti, avukat bile tutmadan, bi başına, Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurdu. Mahkeme inceledi, “yok öyle yağma, çoban haklı” dedi, şırrak diye durdurdu TOKİ inşaatını.
*
Çoban “hayır” dedi yani.
*
İstanbullu hayırsever bi aile, Florya’daki 95 dönümlük muhteşem arazisini “hastane yapılsın” diye, SSK’ya bağışladı. Hastane mastane yapılmadı tabii... Reform yapıyoruz ayaklarıyla SSK’yı lağvettiler. Hastane için bağışlanan araziyi de, TOKİ’ye devrettiler. TOKİ “hastaneyi boşverin, ben buraya rezidans yapayım, iş merkezi yapayım” dedi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne başvurdu. Büyükşehir Belediye Meclisi, bu öneriyi fevkalade buldu, son sürat onay çıktı. TOKİ de son sürat ihaleye çıktı. İhaleyi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın damadının ortak olduğu şirket kazandı. Win-win oldu.
*
İstanbul “evet” dedi yani.
Bakın...
*
Ordu’nun tabiat harikası Perşembe Yaylası, taa 1991’de turizm merkezi ilan edilmişti. Tesis falan yapılmadı, bari hayvanlar otlasın diye mera yapıldı. Gel zaman git zaman, önceki sene TOKİ musallat oldu, “ver merayı bana, villalar yapayım sana” dedi. Tarım İl Müdürlüğü Mera Komisyonu şak diye toplandı, birinci sınıf merayı, mera kapsamından çıkardı iyi mi... Üstelik “toprak bedava, 20 senelik ot parasını öde, al” dedi. TOKİ, üç kuruş ot parasına, 450 bin metrekarelik meraya oturdu, caanım yeşillikte pata küte inşaata başladı. Başladı ama... “İyi de birader, biz hayvanları nerede otlatacağız” diyen “çoban” Muharrem Yumbul, zart diye gitti, avukat bile tutmadan, bi başına, Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurdu. Mahkeme inceledi, “yok öyle yağma, çoban haklı” dedi, şırrak diye durdurdu TOKİ inşaatını.
*
Çoban “hayır” dedi yani.
*
İstanbullu hayırsever bi aile, Florya’daki 95 dönümlük muhteşem arazisini “hastane yapılsın” diye, SSK’ya bağışladı. Hastane mastane yapılmadı tabii... Reform yapıyoruz ayaklarıyla SSK’yı lağvettiler. Hastane için bağışlanan araziyi de, TOKİ’ye devrettiler. TOKİ “hastaneyi boşverin, ben buraya rezidans yapayım, iş merkezi yapayım” dedi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne başvurdu. Büyükşehir Belediye Meclisi, bu öneriyi fevkalade buldu, son sürat onay çıktı. TOKİ de son sürat ihaleye çıktı. İhaleyi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın damadının ortak olduğu şirket kazandı. Win-win oldu.
*
İstanbul “evet” dedi yani.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)