Bir Müslüman, Cemal Uşak özeleştiri yapıyor: “Kendine mümin diyen kişiler, farklı dillerin ve kimliklerin özgürlüğünü kabul etmeli ve bu özgürlüğün temini için elinden geleni yapmalıdır. Dindarlar bu sorumluluğu yerine getiremediler.”
*Milliyet Yazarları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
*Milliyet Yazarları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Ekim 2011 Salı
8 Ekim 2011 Cumartesi
Arda’yı anlayamadım!
Bugün kıtanın tüm milli takımlarını La Liga’ya/Premier Lig’e koysanız zirve yarışı yapabilecek 3 ulusal ekip çıkacaktır: İspanya, Hollanda ve dün geceki rakibimiz
Bugün kıtanın tüm milli takımlarını La Liga’ya/Premier Lig’e koysanız zirve yarışı yapabilecek 3 ulusal ekip çıkacaktır: İspanya, Hollanda ve dün geceki rakibimiz Almanya... 6 Bayern Münihlinin bir arada olmasının da yardımıyla müthiş bir kulüp takımı havası yakalamışlar, bir akordeon gibi açılıp aynı estetikte kapanabiliyorlar. Üstelik oyuncu havuzları da harika: İlk 11’lerinde 10 Şampiyonlar Ligi oyuncusu var, bizdeyse 6 futbolcu Avrupa’nın hiçbir kupasında yok. Dolayısıyla (dün gece bu maçı izlememiş ama) bugün bu skoru gazetelerden gören hiçbir Dünyalı, “vay be” demeyecek; Almanya’nın Türkiye’yi (ya da İspanya-Hollanda dışındaki 50 Avrupalı’yı) deplasmanda yenmesine şaşırmayacaklardır...
Bugün kıtanın tüm milli takımlarını La Liga’ya/Premier Lig’e koysanız zirve yarışı yapabilecek 3 ulusal ekip çıkacaktır: İspanya, Hollanda ve dün geceki rakibimiz Almanya... 6 Bayern Münihlinin bir arada olmasının da yardımıyla müthiş bir kulüp takımı havası yakalamışlar, bir akordeon gibi açılıp aynı estetikte kapanabiliyorlar. Üstelik oyuncu havuzları da harika: İlk 11’lerinde 10 Şampiyonlar Ligi oyuncusu var, bizdeyse 6 futbolcu Avrupa’nın hiçbir kupasında yok. Dolayısıyla (dün gece bu maçı izlememiş ama) bugün bu skoru gazetelerden gören hiçbir Dünyalı, “vay be” demeyecek; Almanya’nın Türkiye’yi (ya da İspanya-Hollanda dışındaki 50 Avrupalı’yı) deplasmanda yenmesine şaşırmayacaklardır...
7 Ekim 2011 Cuma
Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a: ‘Çık açıkla’
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Güney Afrika’dan dönerken, CHP’li belediyelerin yabancı vakıflardan aldıkları paraları PKK’ya aktardıkları yönündeki iddiasını sürdürdü.
Erdoğan’ın bu konudaki sözleri şöyle:
“Kim, hangi kuruluştan nasıl bir kredi almış, hangi vakıftan ne almış? Bunlar bellidir. Ana muhalefet partisinin genel başkanı da belediyelerini arasın. Siz nereden ne aldınız ne almadınız soruştursun. Bu ortaya çıkacaktır. Bu kurum ve kuruluşlar aynı zamanda istikamet belirliyorlar. Bunu hangi müteahhit firmaya vereceksin, ondan sonra bu işin muvazaa kısmı başlıyor. CHP kendisine çeki-düzen versin. Gidişleri iyi değil.”
Erdoğan’ın bu konudaki sözleri şöyle:
“Kim, hangi kuruluştan nasıl bir kredi almış, hangi vakıftan ne almış? Bunlar bellidir. Ana muhalefet partisinin genel başkanı da belediyelerini arasın. Siz nereden ne aldınız ne almadınız soruştursun. Bu ortaya çıkacaktır. Bu kurum ve kuruluşlar aynı zamanda istikamet belirliyorlar. Bunu hangi müteahhit firmaya vereceksin, ondan sonra bu işin muvazaa kısmı başlıyor. CHP kendisine çeki-düzen versin. Gidişleri iyi değil.”
16 Eylül 2011 Cuma
MİT-PKK görüşmesi
Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT), hükümetin verdiği direktifler doğrultusunda Abdullah Öcalan’la ve PKK’yla görüşmeler yaptığı bilinen bir “sır”dı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da, devletin ilgili kurumları görüşebilir, diyerek dolaylı biçimde görüşmelerin varlığını ifade etmişti.
Terör örgütleriyle bu tür görüşmeleri ilk kez Türkiye yapıyor değil. İngiltere’nin IRA’yla, İspanya’nın da ETA’yla benzeri görüşmeler yaptığı, sonrasında müzakere aşamasına geçildiği biliniyor. Bu bakımdan Türkiye’nin de aynı yöntemi kullanması şaşırtıcı değil.
Gizlilik ilkesi
Terör örgütleriyle bu tür görüşmeleri ilk kez Türkiye yapıyor değil. İngiltere’nin IRA’yla, İspanya’nın da ETA’yla benzeri görüşmeler yaptığı, sonrasında müzakere aşamasına geçildiği biliniyor. Bu bakımdan Türkiye’nin de aynı yöntemi kullanması şaşırtıcı değil.
Gizlilik ilkesi
15 Eylül 2011 Perşembe
Erdoğan’a verilen gazın ölçüsü...
Başbakan Erdoğan’ın Mısır-Tunus-Libya gezisi elbette önemli. 11 Eylül ve Arap Baharı, Türkiye’nin doğu ve batıdaki ‘borsa değeri’ni arttırdı. Ama abartmamak şartıyla...
Başbakan Erdoğan’ın Mısır-Tunus-Libya’yı kapsayan Arap Baharı turu elbette önemli.
Altı çizilmesi gereken bir gezi.
Arap dünyasına açılmanın, başta ekonomik ve siyasal açılardan olmak üzere Türkiye’ye birçok yararı var.
Arap âlemiyle ilişkilerinin gelişmesi, Türkiye’nin Batı’yla, Amerika’yla, Avrupa’yla ilişkilerini de olumlu etkiler.
Şöyle söylemek mümkün:
Doğu’ya açılan pencerelerin çoğalması, Türkiye’nin Batı nezdinde de daha çok ağırlık kazanmasını sağlar.
Türkiye böyle bir ülke.
Hem Doğu’ya hem Batı’ya eşzamanlı bakabiliyor.
Bir başka deyişle:
İlle de Batı, ille de Doğu değil!
İkisi, Türkiye açısından birbirinin alternatifi değil çünkü. Böyle bir saplantı, Türkiye’yi çıkmaza sürükler.
Türkiye bu nedenle ABD’den, AB’den vazgeçmeden Arap ve İslam âlemiyle de, Rusya’sıyla da, Çin’iyle de ilişki modellerini oluşturup her yöndeki yürüyüşünü devam ettirmek zorunda.
Ettiriyor da...
Başbakan Erdoğan’ın Mısır-Tunus-Libya’yı kapsayan Arap Baharı turu elbette önemli.
Altı çizilmesi gereken bir gezi.
Arap dünyasına açılmanın, başta ekonomik ve siyasal açılardan olmak üzere Türkiye’ye birçok yararı var.
Arap âlemiyle ilişkilerinin gelişmesi, Türkiye’nin Batı’yla, Amerika’yla, Avrupa’yla ilişkilerini de olumlu etkiler.
Şöyle söylemek mümkün:
Doğu’ya açılan pencerelerin çoğalması, Türkiye’nin Batı nezdinde de daha çok ağırlık kazanmasını sağlar.
Türkiye böyle bir ülke.
Hem Doğu’ya hem Batı’ya eşzamanlı bakabiliyor.
Bir başka deyişle:
İlle de Batı, ille de Doğu değil!
İkisi, Türkiye açısından birbirinin alternatifi değil çünkü. Böyle bir saplantı, Türkiye’yi çıkmaza sürükler.
Türkiye bu nedenle ABD’den, AB’den vazgeçmeden Arap ve İslam âlemiyle de, Rusya’sıyla da, Çin’iyle de ilişki modellerini oluşturup her yöndeki yürüyüşünü devam ettirmek zorunda.
Ettiriyor da...
9 Eylül 2011 Cuma
Hamas politikası da mezhep bağından mı?
Geçen hafta CHP’de Genel Başkan’a yakın bir Alevi ile sohbet ettik. Kılıçdaroğlu’ndan yakındı.
“Mezhepçi görüntü vermemek için o kadar hassas davranıyor ki, onun yüzünden parti içinde Aleviler eski ağırlıklarını kaybetti” dedi.
MYK içinde sadece iki Alevi kaldığını söyledi:
“Eskiden yönetimin asgari yüzde 30’unu Aleviler oluştururdu. Şimdi bu oran yüzde 10’lara düştü. Parti tarihinde MYK içinde bu kadar az Alevi üye olmamıştı” diye dert yandı.
“Mezhepçi görüntü vermemek için o kadar hassas davranıyor ki, onun yüzünden parti içinde Aleviler eski ağırlıklarını kaybetti” dedi.
MYK içinde sadece iki Alevi kaldığını söyledi:
“Eskiden yönetimin asgari yüzde 30’unu Aleviler oluştururdu. Şimdi bu oran yüzde 10’lara düştü. Parti tarihinde MYK içinde bu kadar az Alevi üye olmamıştı” diye dert yandı.
24 Ağustos 2011 Çarşamba
Kaddafi: ‘Türkleri sevmem...
MEHMET Barlas, Kaddafi ile ilk konuşan gazetecilerden biridir.
Belki de ilki...
Pazartesi gecesi Bodrum’da “kadim dostlar” buluşmuştuk.
O keyifli anlatımından alıntılar yansıtayım:
1970’lerin başıydı.
O zaman çalışmakta olduğum Cumhuriyet’in sahibi Nadir Nadi (merhum) beni çağırdı.
“Libya’ya gideceksin, Kaddafi’yle röportaj yapacaksın” dedi.
İdareden 800 dolar verdirtti.
Bu arada Ortadoğu’dan iki liderle daha konuşmak görevini de ekledi 800 dolarlık harcırahımın içine.
O iki liderle konuşmak hiç zor olmadı.
Kaddafi’ye gelince sonu gelmez beklentiler ve boş çıkan randevularla günler geçiyordu.
Bana -gerçekleşmese de- randevu sağlayan müsteşar ile tercümeleri yapması için anlaşmıştık.
Ama...
9 Ağustos 2011 Salı
Suriye’ye giden ‘mesaj’
17 Kasım 2005 tarihli Hürriyet gazetesinin manşeti ‘Sonun Saddam gibi olmasın’dı. Dünkü Hürriyet gazetesinin bu kez iç sayfalardaki başlığı ‘Mübarek gibi sonun olmasın.’ Uyarılan kişi, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esat. Kasım 2005’te, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, güvenlik zirvesi ardından Rice‘ın ‘Hariri suikastının aydınlanmasında işbirliği istiyoruz’ mesajını Suriye’ye iletmek üzere Şam’a uçmuştu.
Kaçınılmaz durum
Dün Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Suriye Türkiye’nin ‘katliamlara son ver’ mesajını iletmek üzere uçtu. Türkiye’nin Suriye’de yaşananlara sessiz kalmasını beklemek haksızlık olurdu. Ancak daha önce de yazdığım gibi, konu ‘insani müdahalede’den ziyade ‘reel politika’ konusu. Bu 2005’te de böyleydi, şimdi de böyle. Türkiye’nin içinde bulunduğu Batı ittifakı ile Suriye-İran cephesi, Davutoğlu’nun ‘hayalci dış politika’ diye eleştiri hedefi yapılan tüm çabalarına rağmen kaçınılmaz olarak karşı karşıya gelecekti ve geldi.
5 Ağustos 2011 Cuma
Kürt sorunu: Bardağın dolu ve boş tarafı!
Bir Kürt aydını ve hassasiyeti... Onu neler incitebiliyor? Kendini hâlâ nasıl aşağılanmış hissediyor?.. Yeni İçişleri Bakanı Şahin’in sözlerini neden ayrımcı buluyor, niye rahatsız oluyor?..
Sevgili arkadaşım Ümit Fırat’tan mektup var. Bir aydının Kürt olarak günümüzde duyarlı olduğu konuları anlatan mektubunu köşeme alıyorum.
Sevgili Hasan,
Geçen ay uzun yıllardır gidemediğim memleketim Kiğı’ya gittim.
Kiğı, Bingöl’e bağlı büyük bir ilçe iken, benim hâlâ tümünü de Kiğı olarak hissettiğim ve uydurulmuş isimlerle kendisinden koparılmış üç yeni ilçe ile birlikte dörde bölünmüş.
Bölgedeki birçok il ve ilçeye defalarca gitmiş, Kürt meselesi hakkında çeşitli sıkıntılara tanık olmuş, yaşamış ve dile getirip talep etmiş bir insanım.
Yer adları meselesi...
Sevgili arkadaşım Ümit Fırat’tan mektup var. Bir aydının Kürt olarak günümüzde duyarlı olduğu konuları anlatan mektubunu köşeme alıyorum.
Sevgili Hasan,
Geçen ay uzun yıllardır gidemediğim memleketim Kiğı’ya gittim.
Kiğı, Bingöl’e bağlı büyük bir ilçe iken, benim hâlâ tümünü de Kiğı olarak hissettiğim ve uydurulmuş isimlerle kendisinden koparılmış üç yeni ilçe ile birlikte dörde bölünmüş.
Bölgedeki birçok il ve ilçeye defalarca gitmiş, Kürt meselesi hakkında çeşitli sıkıntılara tanık olmuş, yaşamış ve dile getirip talep etmiş bir insanım.
Yer adları meselesi...
4 Ağustos 2011 Perşembe
Yalan dünya
Dünya yalan olmaya yalan da, ‘her şey bomboş’ değil, ‘yalan dünya’ yalan dolu, hesap, kitap, kirli pazarlık dolu. Kimse, iki günlük dünya için ‘değmez’ demiyor. Hal böyle iken, en rahatsız edici olan, bunca hesap kitabın, ‘insanlık’ kisvesine büründürülmeye çalışılması.
Son günlerde, Suriye’de içler acısı şeyler oluyor, bu güzel ülke yine kana bulandı. 1982’de Hama’da yaşanan katliam, ne yazık ki, yine kanla, katliamla gündeme geldi, hatırlandı. Hama katliamı için rejim yanlılarının, ‘Lübnan gibi 15 yıl iç savaştan ise, iki gün daha iyidir’ dediği bilinir. Yani anlayış, bu anlayış! Şimdilerde herkes, birdenbire o karanlık olayı hatırlıyor, isyan ediyor. Ama o kadarla kalmıyor, bu olaylar üzerinden Suriye’ye müdahale için zemin hazırlanıyor. Bir karanlık işin içinden, başka bir karanlık işin yolu yapılıyor. Türkiye ‘göreve’, ‘enerjik olmaya’ davet ediliyor. Oğul Esad için, Uluslararası Ceza Mahkemesi sözü dolaşıyor. Sahi, o mahkeme bugüne kadar ne yapıyordu? Hama katliamının komutanı, amca Rıfat Esad, bunca yıl Batı ülkelerinde elini kolunu sallayarak dolaşmadı mı? Şimdi nerede?
Yanına kalmasın ama...
Son günlerde, Suriye’de içler acısı şeyler oluyor, bu güzel ülke yine kana bulandı. 1982’de Hama’da yaşanan katliam, ne yazık ki, yine kanla, katliamla gündeme geldi, hatırlandı. Hama katliamı için rejim yanlılarının, ‘Lübnan gibi 15 yıl iç savaştan ise, iki gün daha iyidir’ dediği bilinir. Yani anlayış, bu anlayış! Şimdilerde herkes, birdenbire o karanlık olayı hatırlıyor, isyan ediyor. Ama o kadarla kalmıyor, bu olaylar üzerinden Suriye’ye müdahale için zemin hazırlanıyor. Bir karanlık işin içinden, başka bir karanlık işin yolu yapılıyor. Türkiye ‘göreve’, ‘enerjik olmaya’ davet ediliyor. Oğul Esad için, Uluslararası Ceza Mahkemesi sözü dolaşıyor. Sahi, o mahkeme bugüne kadar ne yapıyordu? Hama katliamının komutanı, amca Rıfat Esad, bunca yıl Batı ülkelerinde elini kolunu sallayarak dolaşmadı mı? Şimdi nerede?
Yanına kalmasın ama...
Bu kızlar yalan mı söylüyor?
Wikileaks belgelerinden sonra her şeye çok daha kuşkucu bakar oldum. Misal:
İstanbul Modern’de çok güzel bir sergi açıldı.
National Geographic dergisinin ustalarından Steve McCurry’nin, üretilen son Kodachrome filmiyle çektiği fotoğraflar...
Fikir nefis... Sergi harika... Fotoğraflar müthiş...
McCurry ismini dünya, 1985’te National Geographic’in kapağında basılan “Afgan Kız” fotoğrafıyla tanımıştı. Tarihin en bilinen fotoğraflarından biri sayılan o kare, “modeline” değilse de çekene büyük ün kazandırmıştı.
Peki böyle bir sergi, niye kuşku uyandırıyor zihnimde?
* * *
Dedim ya; Wikileaks yüzünden...
Tarihe mal olan bir başka Afganlı kadın fotoğrafı daha var:
O da geçen sene Amerikan Time dergisinin kapağında çıkmıştı. Taliban tarafından burnu kesildiği söylenen Afgan kız bize bakıyor, Time da kapaktan mesajı veriyordu:
“Afganistan’ı terk edersek ne olacağının resmidir.”
Bu kapak çıktığında tarih, 9 Ağustos 2010’du.
Beş ay önce, 11 Mart 2010’da CIA, “Çok Gizli” bir rapor hazırlamıştı. Wikileaks’ten sızan o raporun başlığı şuydu:
2 Ağustos 2011 Salı
Erdoğan ve Atatürk
Günlerdir YAŞ’la oturup YAŞ’la kalkıyoruz... Buna rağmen ne borsa tepetaklak oluyor, ne de insanlar endişeye boğuluyor. Haber kanalları da Genelkurmay’ın önünde kamp yapmadı.
Bütün bunlar, Türkiye’nin “normalleşmesi” yani sivilleşmesine bağlanıyor. En popüler yorum da şu: Eskiden darbe yapmaya kalkarlardı, şimdi istifa ediyorlar.
Ah, keşke her şey o kadar basit olsa! Yeni Anayasa şekillenmeden, 12 Eylül’ün ruhumuza işlemiş tortularını atmadan, barışı sağlamadan, hukuku evrensel standartlara getirmeden, asker devletinden polis devletine geçerek nasıl bir “normalleşme”den bahsedebiliriz ki?
İklim değişti mi?
Bütün bunlar, Türkiye’nin “normalleşmesi” yani sivilleşmesine bağlanıyor. En popüler yorum da şu: Eskiden darbe yapmaya kalkarlardı, şimdi istifa ediyorlar.
Ah, keşke her şey o kadar basit olsa! Yeni Anayasa şekillenmeden, 12 Eylül’ün ruhumuza işlemiş tortularını atmadan, barışı sağlamadan, hukuku evrensel standartlara getirmeden, asker devletinden polis devletine geçerek nasıl bir “normalleşme”den bahsedebiliriz ki?
İklim değişti mi?
Genelkurmay’dan internet siteleri, hükümeti yıpratmak için...
ASKER SORUNU DEYİNCE... 2
Asker 2000’lerde kendi ‘vesayeti’ni sürdürmek istedi ama sürdüremedi. Erdoğan teslim olmadı. Cumhurbaşkanı Gül-Başbakan Erdoğan ikilisi, bugüne kadar demokratik hukuk devletinin yolunu tıkamış olan askeri vesayetin çözülüşüne giden yolların taşlarını döşediler
Tam 43 tane internet sitesi... Genelkurmay tarafından kurduruluyor.
Karar, emir-komuta zinciri içinde alınıyor, yani ‘birinci başkan’a kadar uzanıyor.
Ne yapıyor bu siteler?
Erdoğan hükümeti aleyhine yayın...
İftira kampanyaları...
Ak Parti hakkında kara propaganda...
Ama yakayı ele veriyorlar.
Şimdi adı internet andıcı olan iddianameyle, aralarında Ege Ordu Komutanı’nın ve 5 muvazzaf generalle amiralin de bulunduğu 22 sanık hakkında ağır hapis cezaları istenmekte...
Sözü uzatmak yersiz.
Sadece bu örnek bile tek başı
Asker 2000’lerde kendi ‘vesayeti’ni sürdürmek istedi ama sürdüremedi. Erdoğan teslim olmadı. Cumhurbaşkanı Gül-Başbakan Erdoğan ikilisi, bugüne kadar demokratik hukuk devletinin yolunu tıkamış olan askeri vesayetin çözülüşüne giden yolların taşlarını döşediler
Tam 43 tane internet sitesi... Genelkurmay tarafından kurduruluyor.
Karar, emir-komuta zinciri içinde alınıyor, yani ‘birinci başkan’a kadar uzanıyor.
Ne yapıyor bu siteler?
Erdoğan hükümeti aleyhine yayın...
İftira kampanyaları...
Ak Parti hakkında kara propaganda...
Ama yakayı ele veriyorlar.
Şimdi adı internet andıcı olan iddianameyle, aralarında Ege Ordu Komutanı’nın ve 5 muvazzaf generalle amiralin de bulunduğu 22 sanık hakkında ağır hapis cezaları istenmekte...
Sözü uzatmak yersiz.
Sadece bu örnek bile tek başı
30 Temmuz 2011 Cumartesi
Terörist mi, özgürlük savaşçısı mı?
Kulağıma eğiliyor: “O düşmanını yüreğinle affedemezsin ama aklınla affedebilirsin, eğer barış diyorsan...” Peki, bu saat ne zaman çalar? İki taraf da birbirini şiddetle tüketemeyeceğini anlayınca...
EDİNBURGH
Dokuz asırlık bir şato, İskoçya’nın en eskisiymiş. “27 kral ve kraliçe gördü bu şato” diyor. Çoğu avlanmak için gelirmiş...
Akşam yemeği.
Şatonun kapısında etekli bir İskoç tarafından karşılanıyoruz, pür ciddiyet gaydasını çalıyor.
Şömine çıtır çıtır...
Ayaküstü sohbet.
EDİNBURGH
Dokuz asırlık bir şato, İskoçya’nın en eskisiymiş. “27 kral ve kraliçe gördü bu şato” diyor. Çoğu avlanmak için gelirmiş...
Akşam yemeği.
Şatonun kapısında etekli bir İskoç tarafından karşılanıyoruz, pür ciddiyet gaydasını çalıyor.
Şömine çıtır çıtır...
Ayaküstü sohbet.
Düğüm Kara Kuvvetleri’nde
Geçen yılki YAŞ’a 14 general ve oramiral katılmıştı.
Bu yıl ise toplantıda 9 komutan olacak.
YAŞ’ta ayrılan 4 komutanın yeri boş kalacak. Balanlı tutuklu olduğu için koltuğu boş olacak. Taşdeler’in gelip gelmeyeceği ise belirsiz...Yüksek Askeri Şûra (YAŞ) yarın Genelkurmay’daki Çakmak salonunda toplanacak. Çakmak salonu bazı ilklere sahne olacak. Örneğin Başbakan’ın yanında ilk kez Genelkurmay Başkan Vekili oturacak. Bir diğer ilk ise YAŞ’ın 14 yerine 9 orgeneral ve oramiralle toplanacak olması.
Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner ve üç kuvvet komutanı ayrıldıkları için yerleri boş kalacak. Keza Orgeneral Bilgin Balanlı da tutuklu olduğu için Çakmak salonunda olmayacak. Eğer Ege Ordu Komutanı Orgeneral Nusret Taşdeler hakkındaki yakalama kararı kaldırılmazsa onun da Çakmak salonuna gelip gelmeyeceği toplantı gününe kadar belirsizliğini koruyacak.
29 Temmuz 2011 Cuma
Stalinist milliyetçilik!
BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş Milliyet ’e yaptığı açıklamada yüreklere su serpti; Türkiye’den ayrılmak istemiyorlarmış, “demokratik özerlik” Türkiye’nin bütünlüğünün teminatı olacakmış.
Meğer eskiden sık sık söyledikleri “üniter devlet içinde” söylemini bırakmaları, ekonomiyi bile ayıracakları, ayrı “öz savunma gücü” kuracakları, ayrı iç sınır çizecekleri “demokratik özerklik” hep Türkiye’nin bütünlüğünü garantilemek içinmiş!
BDP’li Bengi Yılmaz da Taraf ’ta sevgili Neşe Düzel’e “devlete vergi vermeyeceğiz, devletten alacağız” anlamında laflar etmişti de pek üzülmüştük... Sonra açıklama yaptı, o da yüreklerimize su serpti; meğer tam öyle dememiş imiş!
Meğer eskiden sık sık söyledikleri “üniter devlet içinde” söylemini bırakmaları, ekonomiyi bile ayıracakları, ayrı “öz savunma gücü” kuracakları, ayrı iç sınır çizecekleri “demokratik özerklik” hep Türkiye’nin bütünlüğünü garantilemek içinmiş!
BDP’li Bengi Yılmaz da Taraf ’ta sevgili Neşe Düzel’e “devlete vergi vermeyeceğiz, devletten alacağız” anlamında laflar etmişti de pek üzülmüştük... Sonra açıklama yaptı, o da yüreklerimize su serpti; meğer tam öyle dememiş imiş!
28 Temmuz 2011 Perşembe
‘Çatışmayı bırakarak siyasal olarak anlaşabiliriz dedik’
Adı Gerry Kely, Kuzey İrlanda parlamentosunda Sinn Fein milletvekili. Anlatıyor: “Gençliğimizde bize, Katoliklere kötü davranıyorlardı. Britanya’nın sömürgesiydik. Eşitlik yoktu, adalet yoktu. IRA’ya böyle üye oldum. Toplam on beş yıl hapis yattım. Sonra silahı bırakıp Sinn Fein’e, politikaya katıldım. İki taraf da birbirini yenemeyeceğini anlamıştı çünkü...”
BELFAST
BELFAST
27 Temmuz 2011 Çarşamba
Dolar fiyatı kısa sürede ne olur?
İçeride 1.73 TL’yi test eden dolar kuru 1.75 TL seviyelerine çıkarsa ‘Merkez’in sert tedbirlerle artışı engelleyeceği yönünde bir beklenti var.
Hoca akşam eve gelmiş. Karısı perişan. N’oldu, diye sormuş. Karısı anlatmış. “Küçük kız geldi. Ana dua et yağmur yağmasın dedi. Kocası topraktan yaptığı çömlekleri daha fırına atamamış.
Yağmur yağar ise çömlekler erir gider, ölürüz, biteriz diyor. Daha sonra büyük kız geldi Anne dua et yağmur yağsın, dedi. Kocası domates fidelerini bahçeye dikmiş.
Yağmur yağmaz ise fideler kuruyacak, ölürüz biteriz diyor. Şimdi ben nasıl dua edeceğim? Tanrıdan ne isteyeceğim?..
Hoca akşam eve gelmiş. Karısı perişan. N’oldu, diye sormuş. Karısı anlatmış. “Küçük kız geldi. Ana dua et yağmur yağmasın dedi. Kocası topraktan yaptığı çömlekleri daha fırına atamamış.
Yağmur yağar ise çömlekler erir gider, ölürüz, biteriz diyor. Daha sonra büyük kız geldi Anne dua et yağmur yağsın, dedi. Kocası domates fidelerini bahçeye dikmiş.
Yağmur yağmaz ise fideler kuruyacak, ölürüz biteriz diyor. Şimdi ben nasıl dua edeceğim? Tanrıdan ne isteyeceğim?..
26 Temmuz 2011 Salı
Özel harekâtçı polisin imajı
Hükümet terörle mücadelede özel harekât polislerinin yeniden aktif hale getirilmesi kararını verdi.
Bu yöndeki karar ve hazırlıklar kamuoyunda ciddi kuşku ve tepkilere yol açtı.
Başta muhalefet liderleri olmak üzere birçok kesimden “93’e mi dönüyoruz” sorusu yükseldi.
Bu kuşku ve tepkinin nedeni 1990’larda terörle mücadelede aktif rol almış olan özel harekât polisleri içinde hukuk dışına çıkan, çeteleşen, mafyalaşan, yargısız infazlarla faili meçhuller yaratan, sivil hayatta haraç toplayan, bir dönem kontrolden çıkan bazı polisler veya eski polislerdir.
Hepsi aynı kefeye konulmamalı
Bu yöndeki karar ve hazırlıklar kamuoyunda ciddi kuşku ve tepkilere yol açtı.
Başta muhalefet liderleri olmak üzere birçok kesimden “93’e mi dönüyoruz” sorusu yükseldi.
Bu kuşku ve tepkinin nedeni 1990’larda terörle mücadelede aktif rol almış olan özel harekât polisleri içinde hukuk dışına çıkan, çeteleşen, mafyalaşan, yargısız infazlarla faili meçhuller yaratan, sivil hayatta haraç toplayan, bir dönem kontrolden çıkan bazı polisler veya eski polislerdir.
Hepsi aynı kefeye konulmamalı
18 Temmuz 2011 Pazartesi
Fenerbahçe küme düştüğünde...
Önce aklınızdaki tüm bilgileri, sezgileri, kanaatleri bir kenara koyun. Haklıyı/haksızı, suçluyu/suçsuzu bırakın.
Ne hiddetlenin Aziz Yıldırım’a ne de onun için ağlayın.
Şekip Mosturoğlu’nu yüzünü bile hatırlamayın.
Cemil Turan’ın sadece “emekli süper topçu” olarak bilindiği günlerdeki gibi bihaber ve masum olun.
Gözaltılar, telefon çözümleri, çantalar, karanlık adamlar, hepsi silinsin hafızanızdan. Silinsin ki, aklınızın önüne geçmesin.
Şimdi sıkı durun:
Tıpkı o müthiş Pazartesi sabahı gibi, bir uyanmışsınız; Fenerbahçe küme düşmüş!
“Eyvah” mı?..
Hiç merak etmeyin!
Ne hiddetlenin Aziz Yıldırım’a ne de onun için ağlayın.
Şekip Mosturoğlu’nu yüzünü bile hatırlamayın.
Cemil Turan’ın sadece “emekli süper topçu” olarak bilindiği günlerdeki gibi bihaber ve masum olun.
Gözaltılar, telefon çözümleri, çantalar, karanlık adamlar, hepsi silinsin hafızanızdan. Silinsin ki, aklınızın önüne geçmesin.
Şimdi sıkı durun:
Tıpkı o müthiş Pazartesi sabahı gibi, bir uyanmışsınız; Fenerbahçe küme düşmüş!
“Eyvah” mı?..
Hiç merak etmeyin!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)