Mehmet PAKSU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mehmet PAKSU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Nisan 2011 Cuma

Bunda eşimin suçu yok mu?

Ben 17 yıllık evliyim. Eşimle iki düşman gibi olduk artık. Ona yaklaşıp iyi davranmaya çalıştıkça o bunu istismar ediyor. 
 
Ondan görmediğim kötülük kalmadı. Başkalarının yanında bana küfretmesine artık dayanamıyorum. 2 sefer 3 çocuk için boşanmadan döndük. Bir başkasından sevgi, alaka gördüm. Onu sevmeye başladım. Bunda eşimin suçu yok mu? Ne yapmalıyım? (Rumuz: Gül)



Bir başkasını sevebilirsiniz, bir başkasına ilgi duyabilirsiniz ve nihayet bir başkasıyla evlenebilirsiniz de...
Fakat böyle bir şeye karar vermeden önce eşinizden ayrılmanız, boşanmanız gerekir. Eşinizin yaptıklarına kızarak, ondan intikam alırcasına böyle bir yola girmeniz, sizi haklı konumdan haksız konuma düşürecek.
İnsanlar nazarında da Allah katında da sorumlu hale getirecektir.
Eşinizin yaptıkları doğru değil, yanlış, bütünüyle hatalı. Hiç kimse onun yaptıklarını normal görmez, uygun bulmaz, onaylamaz ve haklı çıkarmaz.
Ama aynı duruma siz de düşerseniz, onda kınadığınızı, yadırgadığınızı, taşıyamadığınızı, dolayısıyla hazmedemediğinizi siz de yapmaya kalkışırsanız, "Tek suçlu ben miyim" demeniz sizi hiçbir zaman haklı çıkarmaz.
Birisine kızarak bir suç işleseniz, bu sizi kanun ve hakim karşısında masum gösterir mi? Mahkemede, "Bu suça beni o kişi mecbur etti" dediğinizde cezadan kurtulabilir misiniz?
Trafikte seyrediyorsunuz. Geldi birisi arabanıza çarptı. Ona kızarak siz de gidip o kişinin arabasına zarar verebilir misiniz? Vuracak olsanız, haklı iken haksız, suçsuzken suçlu duruma düşmez misiniz?
Dolayısıyla yaptığınız bu hatanın, bu yanlışın "doğruluğunu" kimseye anlatamadığınız gibi, hiç kimsenin de desteğini alamazsınız, onları yanınızda bulamazsınız.
***
Bu davranışınızın günah olduğunu da biliyorsunuz. Günaha giren kişi ondan çıkmak, kurtulmak ister, affettirmek için pişman olur, tövbe eder, devam etmez. Vicdanen rahatsız olur.
Yani kalbinizdeki imanınız böyle bir şey yapmanızı istemez. İnandığınız Allah böyle bir günahı işlemenize razı olmaz.
İnsanın imanından sonra en çok hassas olması gereken kutsalı iffetidir. İmanınızı korumak için gösterdiğiniz hassasiyetin aynısını iffetinizi korumak için de göstermek zorundasınız.
Bunun için evliliği yürütebileceğinize imkân kalmadıysa, gidersiniz, boşanma davası açarsınız, boşanırsınız. Sonra da istediğiniz bir başka kişiyle evlenirsiniz.
Üzerinizde eşlik sorumluluğunun yanında bir de annelik sorumluluğunuz var. Şimdiden çocuklarınıza kötü örnek olursanız, yarın onların yapacaklarından size de pay ve vebal düşmez mi?
Yanlış yanlışa götürmemeli, hata hataya sürüklememeli. Yanlışı gören kişi soluğu doğruda almalı, hatalı bir davranışla muhatap olan, güzel davranışlara yönlenmeli...
İnternetten tanıştığımızı ailem öğrenirse...
Ben dindar biriyim. İnternetteki paylaşımlardan dindar olduğumu anlayan biri benimle görüşmek istiyor. O da öyleymiş, benim gibi birini istiyormuş. Anladığım kadarıyla niyeti ciddi ama aileme ve çevreme bu durum nasıl açıklarım? Bizim çevrede hoş karşılanmaz, ne yapayım? Aynı şehirde yaşıyoruz. Bu durum bir artı olabilir mi? (Rumuz: Nurcan)
Sosyal paylaşım siteleri her konuda olduğu gibi, evlenecek gençlerin tanışmalarında ve görüşmelerinde de farklı bir yol olarak yaşanıyor.
Taraftar olalım veya karşı çıkalım, nasıl tavır takınırsak takınalım, bugün bazı evlilikler internet aracılığıyla tanışarak gerçekleşiyor.
Bu evlilikler içinde mutlu ve huzurlu biçimde hayatlarını devam ettirenler, kalıcı ve sürekli olanlar da mevcut.
Önemli olan, çok zor olsa da inançlarını önde tutarak, konunun edep, iffet ve hayâ ölçülerini zorlamadan yapabilmektir. Çünkü ailenin temelinde iman ve ahlak duyguları ön planda olunca yaşar, dünya ötesine geçer, sonsuz bir beraberliğe adım atılmış olur.
Aynı şehirde yaşamış olmanız önemli bir vesiledir. Tanıştığınız kişinin yakınları sizi bir yerde gördüklerini, birisinden duyduklarını söyleyerek gelip ailenizle görüşürler, size talip olurlar. Böyle bir şeyin ne yadırganacak bir yönü vardır ne de yanlış anlaşılacak bir tarafı..

3 Nisan 2011 Pazar

Alevi gençle evlenmem doğru mudur?

Ben 24 yaşında, üniversite mezunu, dini görevlerini yapmaya çalışan biriyim.
Görüştüğüm bir kişi var. Dürüst ve ahlaklı biri ama Alevi. İlkokul mezunu, garsonluk yapıyor. Ben bunları sorun olarak görmüyorum ama "evlenirsek, bunlar sorun teşkil eder mi" bilemiyorum. Arkadaşlarım "vazgeç" diyor. Denklik konusu çok mu önemli?

Biz Aydın'da yaşıyoruz, ailem dindar değil, geleneksel olarak yaşıyorlar, karşı çıkacaklarını sanmıyorum. Sağlıklı karar veremiyorum, daha doğrusu düşünemiyorum. Tarafsız ve bilgili bir kişinin yardımına gerçekten çok ihtiyacım var. Sizce ne yapmalıyım? (Rumuz: Perihan)

Evlilikte denklik çok önemli ve başta gelen bir meseledir.

Denklikte ilk olarak inanç, düşünce ve ahlak denkliği yer alır. Bundan sonra mali durum, eğitim, aile, yaş ve benzeri hususlar sıralanır.

Denklik konusu baştan düşünülmezse, daha sonra birçok problemin ve sorunun ortaya çıkmasına sebep olur.

Sözünü ettiğiniz konuları önceleri sorun olarak görmeseniz de, evlilik süreci içinde birer birer karşınıza çıkarsa, çözümsüz ve çaresiz kalırsınız. Bu da aile hayatınızın aksamasına sebep olur, sağlıklı olarak yürümesini engeller.

Denkliğin en önemli yönü inanç ve düşüncede, ahlak ve yaşantındaki denklik olunca, sözünü ettiğiniz gencin Alevi olması evlilikteki denklik için sorun oluşturur mu, oluşturmaz mı öncelikle ona bakmanız gerekir.

***

Alevilik ana hatlarıyla İslam içinde farklı bir kültür birikimidir, Ehl-i Beyt sevgisini esas alan bir anlayıştır. Müslüman oldukları için, görüldüğü ve bilindiği kadarıyla kendilerine özgü farklı bir iman ve İslam esasları söz konusu değildir.

Çünkü Sünni'nin de, Alevi'nin de kabul ettiği tek bir kitap vardır Kur'ân, tek bir peygamber vardır Hz. Muhammed (a.s.m.)

Fakat farklı Alevilik tanımı ve anlayışları vardır. Camiye giden de vardır, cemevine giden de, hiçbir yere gitmeyen de vardır.

İçlerinde beş vakit namazı kılanlar, Ramazan orucunu tutanlar olduğu gibi, sadece Muharrem orucu tutanlar da bulunmaktadır.

Bu arada en ileri uçta "ateist/Marksist" oldukları halde kendilerini Alevi olarak tanıtanlar da yok değildir.

Sözünü ettiğiniz kişinin inancında İslamî açıdan bir eksiklik, bir yanlışlık var mı, yok mu, onu bir öğrenin.

Gerçekten iman yönünden bir kusuru varsa; meselâ Peygamberimiz ve Kur'ân hakkında çelişkili inanca sahipse; abdest, gusül ve namaz gibi ibadetleri ciddiye almıyor, karşı çıkıyorsa, dini olarak bu şekilde bir insanla evlilik yapmanız caiz olmaz.

***

Diğer yandan olayın bir de aile, anne-baba, örf, adet, gelenek ve kültür yönü vardır. Bu konularda da anlaşmanın ve kaynaşmanın olması gerekir.

Çünkü evlilik, her ne kadar iki kişi arasında gerçekleşse de, bir yönüyle aileler "evleniyor."

Bu açıdan sağlıklı bir yuvanın kurulması ve yaşatılması için anne-babanızın da gönlünü kazanmanız, onaylarını almanız gerekiyor.

Bu "onay", hem sizin evlilik süreciniz için hem de düğünden sonraki hayatınız için önemlidir. Evlenmeyi ciddi olarak düşünüyorsanız, meselenin "aile" boyutuna bir çözüm getirin.

Bunun için fazla zaman geçirmeden konuyu ailenize açın, olaya onların bakışını öğrenin, ona göre karar verip görüşmeleri sürdürün.

Benim gözlemlediğim kadarıyla yakından tanıdığım, uzaktan öğrendiğim birçok kız veya erkek Aleviler'le evlenmişler, ciddi bir sorun yaşamadan hayatlarını sürdürüyorlar.

Fakat bu arada ailevi sıkıntı çekenler, anlaşmazlık yaşayanlar da yok değildir.

Mesele Alevilik, Sünnilik meselesi değil, asıl mesele inanç ve gönül birliği, ahlak ve anlayış beraberliği, evlenen çiftlerin birbirleriyle kaynaşması ve anlaşmasıdır.

Bunun için etnik farklılıklar, mezhep ayrılıkları, bölge ve kültür değişikliği önyargısız olarak konuşulup görüşülerek aşılırsa, taşlar yerine oturur, hayat belli bir düzen içinde seyreder.

16 Ağustos 2010 Pazartesi

Öpmekle oruç bozulur mu?

Öpmek orucu bozar mı? Parfüm sıkmak, koklamak oruca zarar verir mi?
Bir adam Peygamberimize geldi, oruçluyken cinsel ilişki dışında hanımına yaklaşmayı sordu. Peygamberimiz ona izin verdi. Ardından bir başkası geldi, o da aynı şeyi sordu. Fakat ona izin vermedi.
Peygamberimizin izin verdiği kişi yaşlı birisiydi, izin vermediği de genç bir insandı.
Çünkü yaşlı bir insan nefsine hâkim olabilirken, genç birisinin nefsine söz geçirmesi oldukça zordur.
Bir seferinde de Hz. Ömer telâşla Peygamberimize geldi:
"Ey Allah'ın Resulü!" dedi, "Bugün ben büyük bir hata işledim, oruçlu iken hanımımı öptüm!"
Peygamberimiz de şöyle cevapladı:
"Sen oruçlu iken abdest aldığında ağzına su vermez misin? Bu orucunu bozar mı?"
Hz. Ömer, "Bunda bir sakınca yoktur" dedi.
Peygamberimiz buyurdular ki:
"Öyleyse niye (telaş ediyorsun?)"
Buna göre, eşler oruçlu iken birbirlerini öperse erkekten meni, kadından bir yaşlık belirse, oruçları bozulmuş olur. Bundan dolayı oruçlarını kaza etmeleri gerekir.
Parfüm, çiçek, esans ve benzeri şeyleri koklamak oruca bir zarar vermez.
Namaz kılmayan oruç tutabilir mi?
İşyerinde arkadaşlar oruç tutuyorlar ama namaz kılmıyorlar. Oruç sadece aç kalmayla yeterli olur mu?