Türkiye, İsrail'e tarihi tokatlardan birisini daha atmak için gün sayıyor.
Filistin Yönetimi BM'ye 20 Eylül'de başvurarak, Filistin devletinin 194. devlet olarak tanınmasını isteyecek. Türkiye, Filistin devleti için tam destek veriyor ve diplomatik misyonunu, "evet oyu'' çıkartmak üzere çok aktif olarak devreye sokmuş bulunuyor.
Stratejistler, Filistin devletinin BM'de onaylamasının Türkiye'nin Ortadoğu'nun yeniden şekillendirmesindeki pozisyonuna yeni ivmeler kazandıracağını, Türkiye-Filistin (Gazze) arasında stratejik işbirliğinin, İsrail'e Türkiye'nin atacağı en anlamlı tokatlardan birisi özelliğinde olacağını belirtiyorlar.
*Takvim Yazarları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
*Takvim Yazarları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Eylül 2011 Cumartesi
Gündem dışı eşekler
Gündem yoğun, haberler çarpıcı, 12 Eylül'e 1 kala bir yandan 80 darbesinin yıldönümü muhabbetleri, bir yandan da yarın açılacak okullara ilişkin mebzul haberyorum var. Bu sıkışıklıkta insan nefessiz kalır diyerek kendimi gündemin dışına savuruyorum izninizle. "Eşek muhabbeti" saymazsanız, trajikomik bir hikâyeyle şenlendireyim istiyorum gününüzü. Önce bir yerlerden duydum sonra bizzat gidip gördüm görüntüledim. Balkan Savaşı'ndan sonra Ege'deki kıyı kasabaları ve adalardan göçen Rumlar'dan kalan eşekler on yıllar içinde üreyip çoğalarak binlerle ifade edilecek sayıya ulaşmış. Dediğim gibi duyunca zaten Ege taraflarında olduğumdan hemen el koydum habere.
Eli tutulacak adam
PKK'nın alternatif Cuma tuzağı vardı.
İşte Cuma namazlarının başimamı olarak tanınan… Kürtçe Ezan, Kürtçe Hutbe ve Kürtçe mevlidin fikir babası olarak gösterilen isimdi imam Ubeydullah Özmen.
Takvim onu Bodrum'da bir hanımla yakaladı havuzda.
Ubeydullah Bey "O hanımefendiyi tanımıyorum" dedi.
Olabilir… Yanından tanımadığın bir hatun geçer.
O anda deklanşöre basılır.
Sanki yanında senin tanıdığınmış gibi gösterilebilir.
Takvim böyle yaptıysa çok ayıp.
Ubeydullah Bey'den özür dilemeli.
Ve kanıtlamalı iddiasını… Neyse… Ubeydullah Bey "Ben o hanımı tanımıyorum" dedikten bir gün sonra… Yani dün… Bir fotoğraf daha yayınladı Takvim'de.
Ubeydullah Bey "Tanımıyorum" dediği hanımla el ele tutuşmuş.
Eğer "Tanımama" konusunda gerçekten samimiyse… Ben o el ele fotoğrafa bakarak… Ubeydullah Bey'in hanımefendinin elinden tuttuğuna inanmıyorum.
O hanımefendi… Ubeydullah Bey'in elinden tutmuştur.
Bugün böyle bir açıklamayı…
Her an bekliyorum.
Takvim hatasından dönecektir.
* * *
UZAYDA KUR'AN-I KERİM
İşte Cuma namazlarının başimamı olarak tanınan… Kürtçe Ezan, Kürtçe Hutbe ve Kürtçe mevlidin fikir babası olarak gösterilen isimdi imam Ubeydullah Özmen.
Takvim onu Bodrum'da bir hanımla yakaladı havuzda.
Ubeydullah Bey "O hanımefendiyi tanımıyorum" dedi.
Olabilir… Yanından tanımadığın bir hatun geçer.
O anda deklanşöre basılır.
Sanki yanında senin tanıdığınmış gibi gösterilebilir.
Takvim böyle yaptıysa çok ayıp.
Ubeydullah Bey'den özür dilemeli.
Ve kanıtlamalı iddiasını… Neyse… Ubeydullah Bey "Ben o hanımı tanımıyorum" dedikten bir gün sonra… Yani dün… Bir fotoğraf daha yayınladı Takvim'de.
Ubeydullah Bey "Tanımıyorum" dediği hanımla el ele tutuşmuş.
Eğer "Tanımama" konusunda gerçekten samimiyse… Ben o el ele fotoğrafa bakarak… Ubeydullah Bey'in hanımefendinin elinden tuttuğuna inanmıyorum.
O hanımefendi… Ubeydullah Bey'in elinden tutmuştur.
Bugün böyle bir açıklamayı…
Her an bekliyorum.
Takvim hatasından dönecektir.
* * *
UZAYDA KUR'AN-I KERİM
Goldman Sachs hakkındaki gerçekler
'2050 yılında Türkiye dünyanın 17'nci ekonomisi'
2009 yılı Eylül ayında uluslararası yatırım bankası Goldman Sachs'tan gelen bir açıklamaya göre; 2050 yılında Türkiye dünyanın 17'nci ve Avrupa'nın sekizinci büyük ekonomisi olacak. Banka'ya göre, "Türkiye'nin gayri safi yurtiçi hasıla büyüklüğü 2050'de 6 trilyon dolara ulaşacak. 2008 sonu itibarıyla 730 milyon dolar olan milli gelirin yaklaşık 10 kat artacağı öngörülüyor. Kuruluşun projeksiyonuna göre Türkiye 2050'de Japonya, Almanya ve Fransa'yı geçerek dünyanın dokuzuncu büyük ekonomisi olacak".
'Türkiye'de sat, Rusya'da al'
2009 yılı Eylül ayında uluslararası yatırım bankası Goldman Sachs'tan gelen bir açıklamaya göre; 2050 yılında Türkiye dünyanın 17'nci ve Avrupa'nın sekizinci büyük ekonomisi olacak. Banka'ya göre, "Türkiye'nin gayri safi yurtiçi hasıla büyüklüğü 2050'de 6 trilyon dolara ulaşacak. 2008 sonu itibarıyla 730 milyon dolar olan milli gelirin yaklaşık 10 kat artacağı öngörülüyor. Kuruluşun projeksiyonuna göre Türkiye 2050'de Japonya, Almanya ve Fransa'yı geçerek dünyanın dokuzuncu büyük ekonomisi olacak".
'Türkiye'de sat, Rusya'da al'
24 Ağustos 2011 Çarşamba
Ve UEFA duruma el koydu...
24 Ağustos 2011
Takvim gazetesinde ilk yazım 11 Temmuz Pazartesi günü yayınlandı... Yazımın başlığı şuydu "UEFA DURUMA EL KOYABİLİR"...
Ve iki gün önce 22 Ağustos Pazartesi günü benim uyarımdan 6 hafta sonra UEFA DURUMA EL KOYDU!! Bakın o zaman ne yazmıştım o yazıda...
"UEFA DURUMA EL KOYABİLİR
Mehmet Ali Aydınlar ne yapacak?
Herkes şu an bu soruyu soruyor... Bir yönüyle bakarsanız şu an her şey Aydınlar'ın elinde ama başka yandan da bakarsanız Aydınlar'ın şu an elinde olan tek şey federasyon başkanlığındaki KENDİ GELECEĞİ...
Çünkü, eğer Aydınlar idare-i maslahat yaparsa, halk tabiriyle eyyam yaparsa, aman herkesi tatmin edeyim, durumu idare edeyim derse çok açıkça yazıyorum UEFA DURUMA EL KOYABİLİR...
TFF ne karar verirse versin son tahlilde enternasyonal karar verici UEFA'dır... Ve şu an UEFA yetkilileri doğrudan Türk emniyet ve adliye yetkilileriyle temas içinde.
Takvim gazetesinde ilk yazım 11 Temmuz Pazartesi günü yayınlandı... Yazımın başlığı şuydu "UEFA DURUMA EL KOYABİLİR"...
Ve iki gün önce 22 Ağustos Pazartesi günü benim uyarımdan 6 hafta sonra UEFA DURUMA EL KOYDU!! Bakın o zaman ne yazmıştım o yazıda...
"UEFA DURUMA EL KOYABİLİR
Mehmet Ali Aydınlar ne yapacak?
Herkes şu an bu soruyu soruyor... Bir yönüyle bakarsanız şu an her şey Aydınlar'ın elinde ama başka yandan da bakarsanız Aydınlar'ın şu an elinde olan tek şey federasyon başkanlığındaki KENDİ GELECEĞİ...
Çünkü, eğer Aydınlar idare-i maslahat yaparsa, halk tabiriyle eyyam yaparsa, aman herkesi tatmin edeyim, durumu idare edeyim derse çok açıkça yazıyorum UEFA DURUMA EL KOYABİLİR...
TFF ne karar verirse versin son tahlilde enternasyonal karar verici UEFA'dır... Ve şu an UEFA yetkilileri doğrudan Türk emniyet ve adliye yetkilileriyle temas içinde.
18 Ağustos 2011 Perşembe
PKK, Esad için saldırıyor, katlediyor!
PKK,1 Temmuz'dan bu yana durmaksızın alçak saldırılarını sürdürüyordu... Sadece 1.5 ayda 41 güvenlik görevlisini katlettiler. Bu meselenin barış yoluyla çözülmesini ısrarla isteyen, artık bir insanımızın daha burnunun kanamasını istemeyen ve bu bağlamda talimat verdikleri MİT yetkilileri aracılığıyla risk alan AK Parti hükümetine,Türk ve Kürt demokratlarına kulaklarını tıkadılar ve vahşi terör eylemlerine devam ettiler... Mayınlı tuzaklar, pusular, yardım birliklerini bile pusuya düşürecek kadar kalleş bir yapı var karşımızda... Peki, PKK terör örgütü Mustafa Karasu ve Cemil Bayık'ın ön plana çıkmasıyla niçin son dönemde bu derece terör gazına bastı? Bu sorunun cevabı noktasında Yıldıray Oğur çok doğru şeyler yazdı dün... "Ya artık Suriye meselesi, PKK meselesiyle iç içe geçmişse? Geçen hafta Karayılan'ın yakalanması haberleriyle Türkiye'nin içinde nasıl dalgalanmalar yarattığını gösteren İran'ın bu meseledeki rolü konusunda devlette komplo teorilerinden daha fazla istihbarat varsa?
16 Ağustos 2011 Salı
Yazıcıoğlu suikastı-2: Helikopterdeki tesadüfler
Geçen hafta da bu konuyu yazdım, daha evvel Beyaz TV'de de bu vahim meseleyi işledik... 25 Mart 2009 tarihinde saat 15.03'te içinde BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopterin düşmesiyle ilgili şüpheler her geçen gün daha da artıyor... Çünkü aradan iki buçuk yıl geçmesine rağmen ne Cumhurbaşkanlığı Denetleme Kurulu, ne Meclis Araştırma Komisyonu, hazırladığı raporlarda helikopterin neden düştüğünü tespit edebildi. Sadece Ulaştırma Bakanlığı'nın raporunda helikopterin pilotaj hatasından düşmüş olabileceği kanısına varıldı. Ama bu elle tutulur gerekçelere dayandırılamadı.
15 Ağustos 2011 Pazartesi
Niang'ın alem gecesine dair gerçekler
Bizim gazetenin birkaç gün önceki "Başkan Metris'te Niang&Dia alemde" başlıklı haberi büyük ses getirdi, çok yankı yarattı... Takvim Spor Servisi bunu hep yapıyor, özellikle 3 Temmuz sonrası süreçte bizim gazete tüm spor camiasının ilk olarak eline aldığı gazete haline geldi... Çok başarılı ve bomba haberler hep Takvim'de patlıyor...
Fenerbahçelilerin çoğunluğu Takvim'in haberi nedeniyle Senegalli futbolculara tepki gösteriyor, beni de arayan arayana. Bu dönem futbol dünyasına dair de aktif yazarlık ve yorumculuk yapacağımı açıkladığım için bu konuda çok e-mail geliyor... Peki bu olaya dair Fenerbahçe Spor Kulübü, resmi internet sitesinden ne açıklama yayınladı? Aynen şöyle deniyor; "Söz konusu haberde kullanılan fotoğraflar 2010 yılı Eylül ayında Niang'ın kulübümüze transfer olması sebebiyle İstanbul'da futbolcumuz Dia'nın evinde verdiği bir partide çekilmiş fotoğraflardır. Kulübümüzün yaşadığı bu süreçte 'alem yapıldı' izlenimi uyandırılmaya çalışılan ve bu şekilde yayınlanan fotoğraflar, evde Fransa'dan çok sayıda davetlinin ve hatta Niang'ın eşinin de bulunduğu bir partidendir."
Fenerbahçelilerin çoğunluğu Takvim'in haberi nedeniyle Senegalli futbolculara tepki gösteriyor, beni de arayan arayana. Bu dönem futbol dünyasına dair de aktif yazarlık ve yorumculuk yapacağımı açıkladığım için bu konuda çok e-mail geliyor... Peki bu olaya dair Fenerbahçe Spor Kulübü, resmi internet sitesinden ne açıklama yayınladı? Aynen şöyle deniyor; "Söz konusu haberde kullanılan fotoğraflar 2010 yılı Eylül ayında Niang'ın kulübümüze transfer olması sebebiyle İstanbul'da futbolcumuz Dia'nın evinde verdiği bir partide çekilmiş fotoğraflardır. Kulübümüzün yaşadığı bu süreçte 'alem yapıldı' izlenimi uyandırılmaya çalışılan ve bu şekilde yayınlanan fotoğraflar, evde Fransa'dan çok sayıda davetlinin ve hatta Niang'ın eşinin de bulunduğu bir partidendir."
10 Ağustos 2011 Çarşamba
Cinsel hayat ve Ramazan
Uzun süreli açlık ve gecelerin kısa olması nedeniyle Ramazan'da çiftler arasında cinsel isteksizlik görülebilir.
Günlük hayatımızda bazı sorunlarımızı paylaşır, bazılarını ise paylaşmayız-paylaşamayız. Paylaşılamayan konuların başında cinsel hayat ile ilgili sorular gelir. Ramazan Ayı'nı yaşadığımız şu günlerde 11 aylık tüm alışkanlıklarımız gibi cinsel hayatlarla ilgili değişikliklerde söz konusu olur. Özellikle cinsel hayatlarında ortaya çıkan farklılıklar kişilerin ruhsal durumunu hızlı etkilediğini düşünürsek, bu konuda ortaya çıkabilecek farklılıkları bilmek, beklentilerimizi doğru belirlememizi sağlar. Gereksiz huzursuzluk, can sıkıntısını engeller.
Ramazan Ayı'nda eşler cinsel ilişkiye girebilir mi?
Günlük hayatımızda bazı sorunlarımızı paylaşır, bazılarını ise paylaşmayız-paylaşamayız. Paylaşılamayan konuların başında cinsel hayat ile ilgili sorular gelir. Ramazan Ayı'nı yaşadığımız şu günlerde 11 aylık tüm alışkanlıklarımız gibi cinsel hayatlarla ilgili değişikliklerde söz konusu olur. Özellikle cinsel hayatlarında ortaya çıkan farklılıklar kişilerin ruhsal durumunu hızlı etkilediğini düşünürsek, bu konuda ortaya çıkabilecek farklılıkları bilmek, beklentilerimizi doğru belirlememizi sağlar. Gereksiz huzursuzluk, can sıkıntısını engeller.
Ramazan Ayı'nda eşler cinsel ilişkiye girebilir mi?
Ticari hayata askeri darbe mi?
Türkiye'nin ilerlemesini hep durdurmuş olan statüko güçleri büyük oranda pasifize edildi artık...
Özellikle siyaset dünyasındaki etkileri minimuma doğru ilerliyor.
Fakat statüko hem resmi görünen yüzüyle hem de Ergenekon tipi yeraltı örgütlenmeleriyle faaliyetlerini de sürdürüyor...
Siyaset dünyasında yapamazsa kancayı ticarete atıyor..."Siyasi hayatta AK Parti'yi deviremedik, bari ticaret üzerinden bir darbe yapalım" diye düşünenler...
Özellikle siyaset dünyasındaki etkileri minimuma doğru ilerliyor.
Fakat statüko hem resmi görünen yüzüyle hem de Ergenekon tipi yeraltı örgütlenmeleriyle faaliyetlerini de sürdürüyor...
Siyaset dünyasında yapamazsa kancayı ticarete atıyor..."Siyasi hayatta AK Parti'yi deviremedik, bari ticaret üzerinden bir darbe yapalım" diye düşünenler...
1 Ağustos 2011 Pazartesi
Okan'a şaşırdım
Okan Bayülgen ile ayaküstü muhabbet ediyorduk.
Birden çığlık atarak hopladı.
Çok fena oldu Okan… Farkında olmadan salyangoza basmıştı.
Hayvanın üzerinde kabuğu yoktu.
Okan'ın basmasıyla ters döndü.
Eşi ile birlikte seferber oldu Okan.
Önce hayvanı çevirdiler.
Sonra bir süre kabuğunu aradılar.
Okan çok kötü oldu.
Bir ileri bir geri yürüdü. "Bunu nasıl yaptım… Ben bunu nasıl yaptı?" diye söylenerek… Kendine kızıyordu.
Birden çığlık atarak hopladı.
Çok fena oldu Okan… Farkında olmadan salyangoza basmıştı.
Hayvanın üzerinde kabuğu yoktu.
Okan'ın basmasıyla ters döndü.
Eşi ile birlikte seferber oldu Okan.
Önce hayvanı çevirdiler.
Sonra bir süre kabuğunu aradılar.
Okan çok kötü oldu.
Bir ileri bir geri yürüdü. "Bunu nasıl yaptım… Ben bunu nasıl yaptı?" diye söylenerek… Kendine kızıyordu.
Daha çok şehit verdirtecekler!
YAŞ-MAŞ herkes konuşuyor ama Van Başkale'de yine üç şehit verdik. Ergenekon-PKK terör ittifakından bu millet artık bıktı... Fakat hala bu ahtapot bitmiş değil...
Bundan böyle nasıl bir Türkiye'nin olacağını dün yazdım. Şimdilik istedikleri kadar çekişme yaratsınlar,sonuç değişmeyecek... Yeni Türkiye'de sivil otorite emredecek, askerler hizaya geçecek...
Ama bu geçiş sürecinde Ergenekon boş durmayacak... Bu memleketin daha çok şehit vermesi ve bir toplumsal kaos ortamının oluşması için Ergenekon tam gaz çalışıyor. Mesela terörle mücadele sürecinde polis ve jandarma artık ortak hareket edecek...
Fakat aldığım çok sağlam bilgilere göre Ergenekon'un yaşayan aktif hücreleri terörle mücadele için gerekli kriptoları ilgili Emniyet Terörle Mücadele birimlerine vermemeye yahut verirse de koordinatlarını değiştirerek vermeye kararlı. Alenen direniyorlar... Vatan savunması için zorunlu bu kriptoları "Polise taviz vermeyiz" kurumsal taassubuyla kendi ellerinde muhafaza etmeye kalkıyorlar...
Halen sivil hükümetin emrine direnebileceklerini sanıyorlar...
Bunların derdi "Vatan ve millet" değil, "Makam ve imtiyaz"...
Bundan böyle nasıl bir Türkiye'nin olacağını dün yazdım. Şimdilik istedikleri kadar çekişme yaratsınlar,sonuç değişmeyecek... Yeni Türkiye'de sivil otorite emredecek, askerler hizaya geçecek...
Ama bu geçiş sürecinde Ergenekon boş durmayacak... Bu memleketin daha çok şehit vermesi ve bir toplumsal kaos ortamının oluşması için Ergenekon tam gaz çalışıyor. Mesela terörle mücadele sürecinde polis ve jandarma artık ortak hareket edecek...
Fakat aldığım çok sağlam bilgilere göre Ergenekon'un yaşayan aktif hücreleri terörle mücadele için gerekli kriptoları ilgili Emniyet Terörle Mücadele birimlerine vermemeye yahut verirse de koordinatlarını değiştirerek vermeye kararlı. Alenen direniyorlar... Vatan savunması için zorunlu bu kriptoları "Polise taviz vermeyiz" kurumsal taassubuyla kendi ellerinde muhafaza etmeye kalkıyorlar...
Halen sivil hükümetin emrine direnebileceklerini sanıyorlar...
Bunların derdi "Vatan ve millet" değil, "Makam ve imtiyaz"...
30 Temmuz 2011 Cumartesi
Altın fiyatlarını neler etkiler?
31 Temmuz 2011, Pazar
Faizin, altın fiyatına etkisi var mı?
Son dönemde altın fiyatlarındaki artışın nedenlerini genelde risk ve belirsizlik olarak tanımlasak da, detaylarına bakmak gerekir. Hükümetlerin alacağı ekonomik tedbirlerin başarılı olması ve uygulanan sıkı para politikaları, bireylerin ulusal paraya olan güvenlerini artıracak, ulusal paranın değer kazanmasıyla birlikte faiz oranlarının düşmesine neden olacaktır. Böylelikle faiz, parasının değerini korumak ve artırmak isteyen yatırımcı için cazibesini kaybedecektir. Böyle bir ortamda altın, yatırımcının karşısına bir alternatif olarak çıkar. Altın değerini her zaman koruyan ve her yerde geçerli bir yatırım aracıdır.
Enflasyonun etkisi nedir?
Enflasyon ortamında bir ekonomide ulusal paranın değeri düşeceğinden, alternatif yatırım araçlarına talep artar. Enflasyon beklentisi içinde olan bir ekonomide vatandaşlar varlıklarının değerini korumak için faiz, altın, gayrimenkul gibi yatırım araçlarına yöneleceklerdir. Altına olan talep, altın fiyatlarını da yükseltecektir. Enflasyon ortamında vatandaş alım gücünün azalmasına paralel olarak elindeki mevcut altınları satarak paraya çevirmek yoluna giderse bu durum altın fiyatlarını düşürücü bir etki yaratır.
Döviz de etkili oluyor mu?
Faizin, altın fiyatına etkisi var mı?
Son dönemde altın fiyatlarındaki artışın nedenlerini genelde risk ve belirsizlik olarak tanımlasak da, detaylarına bakmak gerekir. Hükümetlerin alacağı ekonomik tedbirlerin başarılı olması ve uygulanan sıkı para politikaları, bireylerin ulusal paraya olan güvenlerini artıracak, ulusal paranın değer kazanmasıyla birlikte faiz oranlarının düşmesine neden olacaktır. Böylelikle faiz, parasının değerini korumak ve artırmak isteyen yatırımcı için cazibesini kaybedecektir. Böyle bir ortamda altın, yatırımcının karşısına bir alternatif olarak çıkar. Altın değerini her zaman koruyan ve her yerde geçerli bir yatırım aracıdır.
Enflasyonun etkisi nedir?
Enflasyon ortamında bir ekonomide ulusal paranın değeri düşeceğinden, alternatif yatırım araçlarına talep artar. Enflasyon beklentisi içinde olan bir ekonomide vatandaşlar varlıklarının değerini korumak için faiz, altın, gayrimenkul gibi yatırım araçlarına yöneleceklerdir. Altına olan talep, altın fiyatlarını da yükseltecektir. Enflasyon ortamında vatandaş alım gücünün azalmasına paralel olarak elindeki mevcut altınları satarak paraya çevirmek yoluna giderse bu durum altın fiyatlarını düşürücü bir etki yaratır.
Döviz de etkili oluyor mu?
18 Temmuz 2011 Pazartesi
Kabus günü 2 Ağustos 2011
19 Temmuz 2011
ABD'nin temerrüde düşmesinin sonuçları ne olur?
ABD'nin 14 trilyon doları aşan borcu, gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 95'ine ulaşmış durumda. Geçtiğimiz Mayıs ayında ABD Hazine Bankanı Timothy Geithner'in, ABD kongresine yazdığı mektupta yer alan borç tavanının yükseltilememesi durumunda ortaya çıkacaklar bir kıyamet senaryosu gibiydi. Geither'in mektubu, mevcut durumun riskini açıklamak için miydi, yoksa bir uyarı mıydı bilinmez ama, bir kıyamet senaryosu olduğu kesindi. Geithner, 2 Ağustos 2011 tarihine kadar kongrenin borçlanma tavanının yükseltilmesine onay vermemesi durumunda faizlerin hızla artacağını, hane halkının alım gücünün azalacağını, işsizliğin artacağını, ekonomide küçülmeyle birlikte çift dipli bir resesyonun yaşanacağını açıklamıştı. Aradan 2 ay geçmesine rağmen Obama yönetimi ile Cumhuriyetçiler arasında halen bir uzlaşma sağlanamadı.
Cumhuriyetçiler neden karşı?
ABD'nin temerrüde düşmesinin sonuçları ne olur?
ABD'nin 14 trilyon doları aşan borcu, gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 95'ine ulaşmış durumda. Geçtiğimiz Mayıs ayında ABD Hazine Bankanı Timothy Geithner'in, ABD kongresine yazdığı mektupta yer alan borç tavanının yükseltilememesi durumunda ortaya çıkacaklar bir kıyamet senaryosu gibiydi. Geither'in mektubu, mevcut durumun riskini açıklamak için miydi, yoksa bir uyarı mıydı bilinmez ama, bir kıyamet senaryosu olduğu kesindi. Geithner, 2 Ağustos 2011 tarihine kadar kongrenin borçlanma tavanının yükseltilmesine onay vermemesi durumunda faizlerin hızla artacağını, hane halkının alım gücünün azalacağını, işsizliğin artacağını, ekonomide küçülmeyle birlikte çift dipli bir resesyonun yaşanacağını açıklamıştı. Aradan 2 ay geçmesine rağmen Obama yönetimi ile Cumhuriyetçiler arasında halen bir uzlaşma sağlanamadı.
Cumhuriyetçiler neden karşı?
"Aptallar, burası kütüphane!"
Bazen bir tek cümle, bir köşe yazısı yazdırabilir. Hatta öyle çarpıcı sözler vardır ki edebiyatta, üzerine koskoca bir roman bile inşa edebilirsiniz. Bu satırlarım da öyle çıktı, tek bir cümleden. Bosna-Hersek'teki Sırp katliamı sırasında bir grup cani, meydandaki kütüphanenin üzerine "Burası Sırbistan" diye yazmışlar. Aynı ülkenin evladı Boşnaklar da altına eklemiş. "Aptallar, burası kütüphane!" Ülkemizde de bu günlerde aynı hezeyan hüküm sürmekte. Birileri 'özerkliğini' ilan ederek ülke topraklarını ayrıştırıyor kendilerince ve yazıyorlar üzerine; 'Burası Kürdistan!" Ama ülkenin başbakanı çıkıp cevabını veriyor; Hayır beyler, burası tek toprak, tek millet ve ortak vatandır! Bunu bir zamanlar Boşnak lider Aliya İzzet Begoviç de söylemişti halkına. Begoviç, o korkunç katliamın önüne geçmek ve aynı coğrafyada dost kalabilmek uğruna tüm hayatını harcamıştı neredeyse. Yani bedelini ağır ödemişti. 24 yaşında İslâmcılık suçundan 5 yıl hapis yatmış, daha sonra 12 Müslüman aydınla birlikte tutuklanmıştı. En uzun mahkumiyet ise Mladi Müslümani adlı örgütü yeniden örgütlemek suçundan yediği 14 yıldı. Tabii bir hatırlatma yapmak gerekiyor burada bizim 'özerkçilere!'; Gösterdiğimiz Bosna örneğine bakıp da, sevinçle el çırpmasınlar, "Aha, işte biz o özgürlük isteyen ve öldürülen Müslüman Boşnaklarız, bu devlet de, Sırplar!"
11 Temmuz 2011 Pazartesi
İlk sınavdan çaktı
Başbakan, "Tükürdüklerini yalayacaklar" demişti. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek de "Tıpış tıpış kürsüye çıkıp yemin edecekler" değerlendirmesini yapmıştı.
Aynen öyle oldu. CHP'li vekiller dün kürsüye çıktılar. Yarattıkları iki haftalık krizin ardından yeminlerini ettiler.
Kılıçdaroğlu da "Milli iradeye duyduğumuz saygının gereği yerine geldi" dedi.
Şimdi sormak lazım:
- İki hafta önce milli irade neredeydi?
***
Aynen öyle oldu. CHP'li vekiller dün kürsüye çıktılar. Yarattıkları iki haftalık krizin ardından yeminlerini ettiler.
Kılıçdaroğlu da "Milli iradeye duyduğumuz saygının gereği yerine geldi" dedi.
Şimdi sormak lazım:
- İki hafta önce milli irade neredeydi?
İki operasyon daha geliyor!
Ergenekon soruşturması...
Balyoz soruşturması...
Askeri casusluk soruşturması...
Generallere suikast, Poyrazköy soruşturması...
Ve şimdi de...
Temiz Kramponlar soruşturması...
Deniz Feneri soruşturması...
Türkiye yepyeni bir döneme giriyor.
Türkiye adeta arınıyor, temizleniyor...
Türkiye'nin tıkanmış damarları açılıyor...
Türkiye'nin kangren olmuş kısımları rehabilite edilebilecekse ediliyor, yoksa bünyeden sökülüp atılıyor...
Kangren hücreler bünyeyi zehirlemeye devam etmek istiyor, kireçlenmiş damarlar öyle devam edelim istiyor... Ama Yeni Türkiye buna izin vermiyor... Ne olursa olsun arınacağız diyor artık bu millet... O yüzden tüm bu soruşturmalara tam gaz destek veriyor... Ve bu dönem bu temizlenme operasyonlarının yenilerinin geleceği de biliniyor...
Balyoz soruşturması...
Askeri casusluk soruşturması...
Generallere suikast, Poyrazköy soruşturması...
Ve şimdi de...
Temiz Kramponlar soruşturması...
Deniz Feneri soruşturması...
Türkiye yepyeni bir döneme giriyor.
Türkiye adeta arınıyor, temizleniyor...
Türkiye'nin tıkanmış damarları açılıyor...
Türkiye'nin kangren olmuş kısımları rehabilite edilebilecekse ediliyor, yoksa bünyeden sökülüp atılıyor...
Kangren hücreler bünyeyi zehirlemeye devam etmek istiyor, kireçlenmiş damarlar öyle devam edelim istiyor... Ama Yeni Türkiye buna izin vermiyor... Ne olursa olsun arınacağız diyor artık bu millet... O yüzden tüm bu soruşturmalara tam gaz destek veriyor... Ve bu dönem bu temizlenme operasyonlarının yenilerinin geleceği de biliniyor...
1 Temmuz 2011 Cuma
'Etek giydirip dolaştırırım seni'
01 Temmuz 2011, Cuma
Şafak Pavey'in meclisteki fotoğrafını görünce, kimden nefret edeceğimi bilemedim.
Tekerlekli iskemlesinde, eteğinin altından görünen takma ayağı ile (özellikle protez demiyorum, kafalarına kafalarına insin diye) öylece oturuyordu canımın içi. Elbette bu durum onun umurunda bile değildi. Çünkü o, bizim gibi özrü neresinde belli olmayan insanlara oranla çok daha olgundu. Ve bu işleri çoktan aşmıştı.
Şimdi peş peşe soruyorum; Ya aşamadıysa? Ya böyle bir tabloda görüntülenmek, dikkatlerin üzerine toplanması içini yaralıyorsa? Ve hele o bir de kadınsa? Şafak Pavey'e kanunlarımız etek giydirdi geçen gün.
Hani kabadayıların racona ters düşen erkeklere yaptıkları şey; 'Ceza olarak etek giydirip meydanlarda dolaştırmak!' Çünkü kadın vekil pantolon giymezdi, giyemezdi. Bir özel izin de verilemezdi, akıl edilip!
Her neyse Şafak'ın küçücük yaşlarını bildiğimden, yapılan haksızlığa, gösterilemeyen anlayışa isyanım belki de bu yüzden daha büyük. Annesi Ayşe Önal arkadaşımdı. Nokta Dergisi'nde birlikte çalışırdık. Minik Şafak da sık sık gelirdi dergiye. Masaların arasında koşar, çocukluğunun tüm neşesini saçardı etrafımıza.
Sonra yıllar geçti, Şafak dünya güzeli bir genç kız oldu ve o malum talihsiz kaza...
Şafak Pavey'in meclisteki fotoğrafını görünce, kimden nefret edeceğimi bilemedim.
Tekerlekli iskemlesinde, eteğinin altından görünen takma ayağı ile (özellikle protez demiyorum, kafalarına kafalarına insin diye) öylece oturuyordu canımın içi. Elbette bu durum onun umurunda bile değildi. Çünkü o, bizim gibi özrü neresinde belli olmayan insanlara oranla çok daha olgundu. Ve bu işleri çoktan aşmıştı.
Şimdi peş peşe soruyorum; Ya aşamadıysa? Ya böyle bir tabloda görüntülenmek, dikkatlerin üzerine toplanması içini yaralıyorsa? Ve hele o bir de kadınsa? Şafak Pavey'e kanunlarımız etek giydirdi geçen gün.
Hani kabadayıların racona ters düşen erkeklere yaptıkları şey; 'Ceza olarak etek giydirip meydanlarda dolaştırmak!' Çünkü kadın vekil pantolon giymezdi, giyemezdi. Bir özel izin de verilemezdi, akıl edilip!
Her neyse Şafak'ın küçücük yaşlarını bildiğimden, yapılan haksızlığa, gösterilemeyen anlayışa isyanım belki de bu yüzden daha büyük. Annesi Ayşe Önal arkadaşımdı. Nokta Dergisi'nde birlikte çalışırdık. Minik Şafak da sık sık gelirdi dergiye. Masaların arasında koşar, çocukluğunun tüm neşesini saçardı etrafımıza.
Sonra yıllar geçti, Şafak dünya güzeli bir genç kız oldu ve o malum talihsiz kaza...
27 Haziran 2011 Pazartesi
İşlem tamam kurultay kapıda
Bile bile lades
Şaka gibi
Sorumlusu kim?
önceki haber
sonraki haber
CHP'de görevden alınan 20'ye yakın il başkanı bugün-yarın bir basın toplantısı düzenleyecek. Kamuoyuna, olağanüstü kurultay için "yeterli imza alındı" açıklamasını yapacak.
Toplanan imza sayısı, şimdiden 603'ü buldu.
630'a ulaşınca işlem tamam olacak. İstanbul'un 140 delegesinden 74'ünün imzası alındı. Ankara'daki 56 delegeden 50'si olağanüstü kurultay için imza verdi. Kemal Anadol'un yaptığı çalışma sonunda 48 İzmir delegesinden 30'u imza için notere götürüldü.
Bunların içinde önemli isimler de var.
Şaka gibi
Sorumlusu kim?
önceki haber
sonraki haber
CHP'de görevden alınan 20'ye yakın il başkanı bugün-yarın bir basın toplantısı düzenleyecek. Kamuoyuna, olağanüstü kurultay için "yeterli imza alındı" açıklamasını yapacak.
Toplanan imza sayısı, şimdiden 603'ü buldu.
630'a ulaşınca işlem tamam olacak. İstanbul'un 140 delegesinden 74'ünün imzası alındı. Ankara'daki 56 delegeden 50'si olağanüstü kurultay için imza verdi. Kemal Anadol'un yaptığı çalışma sonunda 48 İzmir delegesinden 30'u imza için notere götürüldü.
Bunların içinde önemli isimler de var.
Sabah akşam pataklamak!
Sizi gidi şakacılar!
Çok mutluyum, dede oldum
Dişleri köpükten, dudakları gök
önceki haber
sonraki haber
"Doğru zaman…
Zamanın eğri olmadığı andır."
Bu büyük düşünür sözü…
Acizane tarafımdan geliştirilmiştir.
Patenti bana aittir.
Sabahlar erken saatler güzeldir… Kuşlar öter…
Akşamlar gün batımının…
Doyumsuz keyfini sunar bize…
Taner'i izledim Pazar akşamı.
Acun ve Hülya Avşar'ın karşısında.
Hani "Vay be Taner diyoruz" ya…
Genç kızlarımız da hayranmış ona…
Okuduğu üniversitede…
Durduk yerde… "Pat" diye öğretmeni öpmüş…
Çok mutluyum, dede oldum
Dişleri köpükten, dudakları gök
önceki haber
sonraki haber
"Doğru zaman…
Zamanın eğri olmadığı andır."
Bu büyük düşünür sözü…
Acizane tarafımdan geliştirilmiştir.
Patenti bana aittir.
Sabahlar erken saatler güzeldir… Kuşlar öter…
Akşamlar gün batımının…
Doyumsuz keyfini sunar bize…
Taner'i izledim Pazar akşamı.
Acun ve Hülya Avşar'ın karşısında.
Hani "Vay be Taner diyoruz" ya…
Genç kızlarımız da hayranmış ona…
Okuduğu üniversitede…
Durduk yerde… "Pat" diye öğretmeni öpmüş…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)