12 Ekim 2011 Çarşamba
Hasan Cemal’in Kürtler”in devamı sayılan “Barışa Emanet Olun” kitabını okuyorum. Hemen söyleyeyim, “faydalı” bir kitap.
Zaten Hasan Cemal ne yazsa okurum... “Tank Sesiyle Uyanmak”tan başlayarak, bütün kitaplarını adeta “yuttum...” Hem de çok şey öğrendim ve geleceği bırakılmış çok önemli belgeler olarak kütüphanemin “önemli kitaplar” bölümünde mahfuz tutuyorum
Bu “Kürtler” ve “Türkler” vurgusu her zaman rahatsız etmiştir beni ama Hasan Cemal’in yazdıklarına ilişkin bir rezerv değil bu.
*Star Gazesi Yazarları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
*Star Gazesi Yazarları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Ekim 2011 Salı
Gülen Hareketi ve PKK
12 Ekim 2011 Çarşamba
New York
Fethullah Gülen Harekatı Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki faaliyetleri nedeniyle PKK’nın tepkisini çekiyor.
Hem Kandil, hem sokaktaki kimi Kürt başta KCK operasyonu olmak üzere bölgedeki gelişmelerden hareketi sorumlu tutuyor.
Seçim zamanı gördüğümüz üzere, Hareket’le ilişkisi olduğunu düşündüğü din adamlarını doğrudan hedef alıyor.
Oysa somut hayata baktığımızda bu Hareket’in mensuplarının Kürtlere ve toplu haklarına çok olumlu baktığını görüyoruz.
Los Angeles’taki ziyaretimiz esnasında rehberimiz İspanyolca ve Çince’nin Kaliforniya’da resmi dil olduğunu söylediğinde, Anadolu’dan gelen birçok insan olumlu tepkisini dile getirdi.
Bu sadece göstermelik bir tepki değil çünkü Hareket bölgede Kürtçe yayın yapan televizyonlar kuruyor.
New York
Fethullah Gülen Harekatı Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki faaliyetleri nedeniyle PKK’nın tepkisini çekiyor.
Hem Kandil, hem sokaktaki kimi Kürt başta KCK operasyonu olmak üzere bölgedeki gelişmelerden hareketi sorumlu tutuyor.
Seçim zamanı gördüğümüz üzere, Hareket’le ilişkisi olduğunu düşündüğü din adamlarını doğrudan hedef alıyor.
Oysa somut hayata baktığımızda bu Hareket’in mensuplarının Kürtlere ve toplu haklarına çok olumlu baktığını görüyoruz.
Los Angeles’taki ziyaretimiz esnasında rehberimiz İspanyolca ve Çince’nin Kaliforniya’da resmi dil olduğunu söylediğinde, Anadolu’dan gelen birçok insan olumlu tepkisini dile getirdi.
Bu sadece göstermelik bir tepki değil çünkü Hareket bölgede Kürtçe yayın yapan televizyonlar kuruyor.
Bıçaklanmış kanlı çıplak kız bedeni
11 Ekim 2011 Salı
Kaymakamlık Yazıişleri Müdürü ve bir yüzbaşının da aralarında bulunduğu 28 kişinin Mardin’de 2002 yılında yedi ay boyunca sürekli tecavüz ettiği 12 yaşındaki N.Ç.’yi hatırlıyor musunuz?
Olayın ortaya çıkmasıyla N.Ç.’yi pazarladığı öne sürülen iki kadın ve 25 erkek tutuklanmıştı.
Davanın ilk duruşması 24 Şubat 2003 yılında yapıldı.
Aynı yılın altıncı ayından sonra davada hiç tutuklu kalmamıştı...
Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise ancak sekiz yıl sonra, Şubat 2011’de karar verdi.
13 sanığı, ‘15 yaşından küçük çocuğun ırzına geçtikleri’ gerekçesiyle alt sınırdan beş yıl hapisle cezalandıran mahkeme, altıda bir oranında iyi hal indirimi yaparak, cezayı dört yıl iki ay olarak belirledi.
Kaymakamlık Yazıişleri Müdürü ve bir yüzbaşının da aralarında bulunduğu 28 kişinin Mardin’de 2002 yılında yedi ay boyunca sürekli tecavüz ettiği 12 yaşındaki N.Ç.’yi hatırlıyor musunuz?
Olayın ortaya çıkmasıyla N.Ç.’yi pazarladığı öne sürülen iki kadın ve 25 erkek tutuklanmıştı.
Davanın ilk duruşması 24 Şubat 2003 yılında yapıldı.
Aynı yılın altıncı ayından sonra davada hiç tutuklu kalmamıştı...
Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise ancak sekiz yıl sonra, Şubat 2011’de karar verdi.
13 sanığı, ‘15 yaşından küçük çocuğun ırzına geçtikleri’ gerekçesiyle alt sınırdan beş yıl hapisle cezalandıran mahkeme, altıda bir oranında iyi hal indirimi yaparak, cezayı dört yıl iki ay olarak belirledi.
Dayan İsa, tarihe geçebilirsin
11 Ekim 2011 Salı
İsa kim?
Kim olacak? CHP Mersin milletvekili Sayın İsa Gök...
Kendisi “samimi” bir insandır, yarenlik eder gibi konuşur, dilinin ayarı ve mesafesi yoktur, aklına gelen ilk şeyi söyler, delikanlıdır, sözünün nereye gideceğini hesap etmez; her sözü ve davranışıyla Kurtlar Vadisi repliğini hatırlatır.
İsa kim?
Kim olacak? CHP Mersin milletvekili Sayın İsa Gök...
Kendisi “samimi” bir insandır, yarenlik eder gibi konuşur, dilinin ayarı ve mesafesi yoktur, aklına gelen ilk şeyi söyler, delikanlıdır, sözünün nereye gideceğini hesap etmez; her sözü ve davranışıyla Kurtlar Vadisi repliğini hatırlatır.
9 Ekim 2011 Pazar
Beşar Esad dün Gemlik’te miydi?
10 Ekim 2011 Pazartesi
Ortadoğu’daki ‘Kürt Sorunu’ alev alev yanarak çözülmeyi bekliyor.
İki aydır yakınları ve avukatlarıyla görüştürülmemesini protesto etmek ve Abdullah Öcalan’a destek vermek amacıyla Bursa’nın Gemlik ilçesinde dün yapılması planlanan yürüyüşe katılmak için Diyarbakır ve diğer illerden yola çıkmaya hazırlanan BDP’lilere izin verilmedi.
İki milyonu Kürt kökenli olmak üzere 20 milyon nüfuslu Suriye’de ise Kürtlerin çoğunlukta olduğu Kamışlı kasabasında, evini basan maskeli ve silahlı saldırganlar tarafından öldürülen ‘Kürt Geleceği Akımı Partisi’nin Batı ile ilişkilerin geliştirilmesini savunan lideri Meşal El Tammo’nun cenaze törenine ise 100 binden fazla kişi katıldı.
Ortadoğu’daki ‘Kürt Sorunu’ alev alev yanarak çözülmeyi bekliyor.
İki aydır yakınları ve avukatlarıyla görüştürülmemesini protesto etmek ve Abdullah Öcalan’a destek vermek amacıyla Bursa’nın Gemlik ilçesinde dün yapılması planlanan yürüyüşe katılmak için Diyarbakır ve diğer illerden yola çıkmaya hazırlanan BDP’lilere izin verilmedi.
İki milyonu Kürt kökenli olmak üzere 20 milyon nüfuslu Suriye’de ise Kürtlerin çoğunlukta olduğu Kamışlı kasabasında, evini basan maskeli ve silahlı saldırganlar tarafından öldürülen ‘Kürt Geleceği Akımı Partisi’nin Batı ile ilişkilerin geliştirilmesini savunan lideri Meşal El Tammo’nun cenaze törenine ise 100 binden fazla kişi katıldı.
8 Ekim 2011 Cumartesi
Fethullah Hoca’nın sırrı!
9 Ekim 2011 Pazar
Los Angeles
Her dünya görüşünden insan Los Angeles’ta. Gülen Hareketi, diyalog toplantılarının bir benzerini küresel çapta Los Angeles’ta gerçekleştiriyor.
Eğer hayatınızda büyük bir organizasyon düzenlemediyseniz, hele bunu dünyanın en önemli kentlerinden birinde yapmadıysanız, bizim şu anda tanıklık ettiğimiz olayın büyüklüğünü ve önemini anlayamazsınız. Bu, sadece kültür festivali değil.
Los Angeles
Her dünya görüşünden insan Los Angeles’ta. Gülen Hareketi, diyalog toplantılarının bir benzerini küresel çapta Los Angeles’ta gerçekleştiriyor.
Eğer hayatınızda büyük bir organizasyon düzenlemediyseniz, hele bunu dünyanın en önemli kentlerinden birinde yapmadıysanız, bizim şu anda tanıklık ettiğimiz olayın büyüklüğünü ve önemini anlayamazsınız. Bu, sadece kültür festivali değil.
Muhatap aranıyorsa, biraz yakına bakalım
8 Ekim 2011 Cumartesi
KCK’ kısa adıyla anılan oluşum, PKK’nın sivil siyaset yürüten Kürt politikacıları yakından takip ve denetlesin diye oluşturduğu bir örgütmüş; en yaygın tanımıyla “PKK’nın kent örgütlenmesi” deniyor... Kendi hiyerarşisi içerisinde en tepede Murat Karayılan bulunuyormuş... Bazılarını BDP’ye veya BDP’li belediyelere ait binalarda gerçekleştirdikleri toplantılarında eylem planları yapıyormuş KCK üyeleri...
KCK’ kısa adıyla anılan oluşum, PKK’nın sivil siyaset yürüten Kürt politikacıları yakından takip ve denetlesin diye oluşturduğu bir örgütmüş; en yaygın tanımıyla “PKK’nın kent örgütlenmesi” deniyor... Kendi hiyerarşisi içerisinde en tepede Murat Karayılan bulunuyormuş... Bazılarını BDP’ye veya BDP’li belediyelere ait binalarda gerçekleştirdikleri toplantılarında eylem planları yapıyormuş KCK üyeleri...
Tarihi hesaplaşma
8 Ekim 2011 Cumartesi
Yaşadığımız büyük bir çelişki, içinde bulunduğumuz durumu ve geleceği anlamamıza yardımcı olacaktır. Çin komünist bir rejimle yönetilmektedir ve komünizm işçi sınıfının sömürülmesine ve emperyalizme karşı mücadele eder. Herhangi bir ideolojide ufak tefek sapmalar olabilir ama onun emrettiklerinin tam tersini yapmak anlaşılamaz. Çin büyük ölçüde tasarruf yapmakta ve bunu küresel sermayenin emrine vermektedir. İşçiler yarattıkları değerin sadece yarısını alarak tarihte görülmemiş bir sömürüye katlanmaktadır. Ayrıca dünyaya ihraç edilen ucuz Çin mallarıyla rekabet etmek için diğer ülkelerde de ücretler düşük tutulmaktadır. Yani Çin sadece kendi işçilerinin değil tüm dünyadaki işçilerin sömürülmesini sağlamaktadır. Şu soruya cevap aramalıyız. Çinli yöneticiler, kendi çıkarları için, temsil ettikleri ideolojinin tam karşıtı olan bir sisteme izin mi vermektedirler yoksa onların da bir hesabı var mı?
Yaşadığımız büyük bir çelişki, içinde bulunduğumuz durumu ve geleceği anlamamıza yardımcı olacaktır. Çin komünist bir rejimle yönetilmektedir ve komünizm işçi sınıfının sömürülmesine ve emperyalizme karşı mücadele eder. Herhangi bir ideolojide ufak tefek sapmalar olabilir ama onun emrettiklerinin tam tersini yapmak anlaşılamaz. Çin büyük ölçüde tasarruf yapmakta ve bunu küresel sermayenin emrine vermektedir. İşçiler yarattıkları değerin sadece yarısını alarak tarihte görülmemiş bir sömürüye katlanmaktadır. Ayrıca dünyaya ihraç edilen ucuz Çin mallarıyla rekabet etmek için diğer ülkelerde de ücretler düşük tutulmaktadır. Yani Çin sadece kendi işçilerinin değil tüm dünyadaki işçilerin sömürülmesini sağlamaktadır. Şu soruya cevap aramalıyız. Çinli yöneticiler, kendi çıkarları için, temsil ettikleri ideolojinin tam karşıtı olan bir sisteme izin mi vermektedirler yoksa onların da bir hesabı var mı?
7 Ekim 2011 Cuma
Suriye zor mesele
7 Ekim 2011 Cuma
Dün bıraktığımız yerden devam edelim. Suriye meselesi giderek daha hassas bir noktaya geliyor; dolayısıyla da Türkiye, bu konuda artık çok daha dikkatli hareket etmek zorunda.
Kuşkusuz Türkiye, bu coğrafyada sıradan bir ülke olarak yer almıyor. Dahası atacağı adımları, izleyeceği politikaları, kendi tarihsel derinliğini, geçmişten gelen ve devam eden ortaklıkları dikkate alarak şekillendirmek zorunda. Güncel dayatmaların ya da günü birlik tepkilerin yönlendireceği bir ülke olmadığımızı sık sık unutuyoruz.
Dün bıraktığımız yerden devam edelim. Suriye meselesi giderek daha hassas bir noktaya geliyor; dolayısıyla da Türkiye, bu konuda artık çok daha dikkatli hareket etmek zorunda.
Kuşkusuz Türkiye, bu coğrafyada sıradan bir ülke olarak yer almıyor. Dahası atacağı adımları, izleyeceği politikaları, kendi tarihsel derinliğini, geçmişten gelen ve devam eden ortaklıkları dikkate alarak şekillendirmek zorunda. Güncel dayatmaların ya da günü birlik tepkilerin yönlendireceği bir ülke olmadığımızı sık sık unutuyoruz.
Bir de bu vardı, değil mi?
7 Ekim 2011 Cuma
KCK soruşturması, Kürt meselesi, CHP’de pırtlayan liderlik sorunu, Soner Yalçın’ın “en seksi erkek” ilan edilmesi, hepsi tamam da, bizim bir de Nobel gündemimiz vardı, değil mi?
Bu yıl ödül, İsveçli şair Tomas Tranströmer’e gitti.
Daha doğrusu ödül, yedinci kez, ata yurdu olan İsveç’te kaldı.
Tomas Tranströmer’i tanımıyorum.
KCK soruşturması, Kürt meselesi, CHP’de pırtlayan liderlik sorunu, Soner Yalçın’ın “en seksi erkek” ilan edilmesi, hepsi tamam da, bizim bir de Nobel gündemimiz vardı, değil mi?
Bu yıl ödül, İsveçli şair Tomas Tranströmer’e gitti.
Daha doğrusu ödül, yedinci kez, ata yurdu olan İsveç’te kaldı.
Tomas Tranströmer’i tanımıyorum.
6 Ekim 2011 Perşembe
Konu Kürtler olunca hepiniz CHP’lisiniz
6 Ekim 2011 Perşembe
1925’te, Şark Islahat Planı’nda, Kürtçe konuşmak yasak diyeceksin...
Vilayet ve kaza merkezlerinde, hükümet ve belediye dairelerinde ve diğer kuruluşlarda, okullarda, çarşı ve pazarlarda Türkçe’den başka dil kullananı cezalandıracaksın.
Olağan mahkemelerde ve sıkıyönetim mahkemelerinde asker ve sivil ‘yerli’ hakim (Kürt) görev yapmayacak diye tanımlayacaksın...
1925’te, TBMM Başkanı Abdülhalik Renda’nın Doğu Raporu’nda, ‘’Türkçe’yi hakim dil haline getirmek gerekir’’ diyeceksin...
1925’te, Şark Islahat Planı’nda, Kürtçe konuşmak yasak diyeceksin...
Vilayet ve kaza merkezlerinde, hükümet ve belediye dairelerinde ve diğer kuruluşlarda, okullarda, çarşı ve pazarlarda Türkçe’den başka dil kullananı cezalandıracaksın.
Olağan mahkemelerde ve sıkıyönetim mahkemelerinde asker ve sivil ‘yerli’ hakim (Kürt) görev yapmayacak diye tanımlayacaksın...
1925’te, TBMM Başkanı Abdülhalik Renda’nın Doğu Raporu’nda, ‘’Türkçe’yi hakim dil haline getirmek gerekir’’ diyeceksin...
5 Ekim 2011 Çarşamba
Mecburi askerlik mecburen bitiyor
6 Ekim 2011 Perşembe
Birkaç gündür izliyorum, Türkiye ayağa kalkması gerekirken, sakin, adeta sus pus...
Hâlbuki mecburi askerlik mecburen sona ermekte...
Bugüne kadar, Türkiye’de ‘din ve vicdan’ anlayışı nedeniyle askerlik yapmak istemeyen ‘vicdani retçilerin’ yaşamını karartıyorlardı...
Neden mi?
Çünkü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), bugüne kadar ‘vicdani ret’ konusundaki şikâyetleri Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) ‘angarya yasağı’ ile ilgili dördüncü maddesi kapsamında değerlendiriyor ve ‘vicdani ret’ hakkını, ülkelerin inisiyatifine bırakıyordu...
Türkiye de bu inisiyatifi ‘vicdani retçi’ gençlerin aleyhine kullanıp, yaşamlarını karartıyordu...
***
Birkaç gündür izliyorum, Türkiye ayağa kalkması gerekirken, sakin, adeta sus pus...
Hâlbuki mecburi askerlik mecburen sona ermekte...
Bugüne kadar, Türkiye’de ‘din ve vicdan’ anlayışı nedeniyle askerlik yapmak istemeyen ‘vicdani retçilerin’ yaşamını karartıyorlardı...
Neden mi?
Çünkü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), bugüne kadar ‘vicdani ret’ konusundaki şikâyetleri Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) ‘angarya yasağı’ ile ilgili dördüncü maddesi kapsamında değerlendiriyor ve ‘vicdani ret’ hakkını, ülkelerin inisiyatifine bırakıyordu...
Türkiye de bu inisiyatifi ‘vicdani retçi’ gençlerin aleyhine kullanıp, yaşamlarını karartıyordu...
***
Sizden pislik yapmanızı bekliyoruz
6 Ekim 2011 Perşembe
Diyor ki Osman Can, “Danıştay baskını, AK Parti kapatma davası, Hrant Dink ve Malatya cinayetleri gibi silahların hiçbiri Türkiye’deki sessiz devrimin kendi anayasal düzenini inşa etme yolunu kapatamadı...”
Daha açık konuşmak gerekirse, “yeni anayasa ihtiyacını” ortadan kaldırmak ve girişim sahiplerini caydırmak için, ellerinden gelen her pisliği yaptılar.
Peki, Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in riyasetinde yürüyen “yeni bir anayasa için uzlaşma” çabaları sonuç verecek mi?
Diyor ki Osman Can, “Danıştay baskını, AK Parti kapatma davası, Hrant Dink ve Malatya cinayetleri gibi silahların hiçbiri Türkiye’deki sessiz devrimin kendi anayasal düzenini inşa etme yolunu kapatamadı...”
Daha açık konuşmak gerekirse, “yeni anayasa ihtiyacını” ortadan kaldırmak ve girişim sahiplerini caydırmak için, ellerinden gelen her pisliği yaptılar.
Peki, Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in riyasetinde yürüyen “yeni bir anayasa için uzlaşma” çabaları sonuç verecek mi?
Türk dış politikasında devrim
6 Ekim 2011 Perşembe
Osmanlı’nın çöküş yıllarından bu yana Türk dış politikasının temel özelliği realist ve faydacı olmasıdır. Aynı bağlamda Türkiye’nin gerçek gücü ile çıkarlarını korumak için ihtiyaç duyduğu güç arasında uçurum bulunduğundan, Türk diplomasisi daha çok büyük güçler arasındaki rekabeti istismar etmeye, sömürmeye dayalı olmuştur. Rusya’ya karşı İngiltere, İngiltere’ye karşı Almanya, Sovyetler’e karşı ABD’ye yaklaşmak örneklerinde olduğu gibi...
Osmanlı’nın çöküş yıllarından bu yana Türk dış politikasının temel özelliği realist ve faydacı olmasıdır. Aynı bağlamda Türkiye’nin gerçek gücü ile çıkarlarını korumak için ihtiyaç duyduğu güç arasında uçurum bulunduğundan, Türk diplomasisi daha çok büyük güçler arasındaki rekabeti istismar etmeye, sömürmeye dayalı olmuştur. Rusya’ya karşı İngiltere, İngiltere’ye karşı Almanya, Sovyetler’e karşı ABD’ye yaklaşmak örneklerinde olduğu gibi...
4 Ekim 2011 Salı
Bayrağı önce Silvan’a dikelim
5 Ekim 2011 Çarşamba
MHP Lideri Devlet Bahçeli partisinin dünkü grup toplantısında Türk Bayrağı’nın Kandil’de dalgalanması gerektiğini söylemiş.
Sokaktaki insanın duygularına aracı olmuş çünkü Türkiye’de halk Kandil’in boşaltılması halinde Kürt meselesinin de,
PKK meselesinin de çözüleceğine inanıyor.
MHP Lideri Devlet Bahçeli partisinin dünkü grup toplantısında Türk Bayrağı’nın Kandil’de dalgalanması gerektiğini söylemiş.
Sokaktaki insanın duygularına aracı olmuş çünkü Türkiye’de halk Kandil’in boşaltılması halinde Kürt meselesinin de,
PKK meselesinin de çözüleceğine inanıyor.
Almanlar bir şey yapıyor, ama ne?
5 Ekim 2011 Çarşamba
Bu günlerde önemli birinin ağzından “Alman” veya “Almanya” sözcüklerini duyunca dikkatim derhal o yöne yoğunlaşıyor. En son Başbakan Tayyip Erdoğan ‘Alman vakıfları’ ile ilgili bazı açıklamalarda bulundu. Ülkemizde faaliyet gösteren Alman vakıfları BDP’li belediyelere kredi ve hibe yoluyla kaynak aktarıyormuş...
Bu günlerde önemli birinin ağzından “Alman” veya “Almanya” sözcüklerini duyunca dikkatim derhal o yöne yoğunlaşıyor. En son Başbakan Tayyip Erdoğan ‘Alman vakıfları’ ile ilgili bazı açıklamalarda bulundu. Ülkemizde faaliyet gösteren Alman vakıfları BDP’li belediyelere kredi ve hibe yoluyla kaynak aktarıyormuş...
Dağa mı çıkalım dağdan mı inelim?
5 Ekim 2011 Çarşamba
Aslında günün en muhteşem ve keyif veren haberi, Fizik Nobeli’nin evrenin artan hızla genişlediğini hesaplayan ‘evrenin kâşiflerine’ verilmesiydi... Ama ben iç çekerek kendi gündemimize geri döndüm.
***
İstanbul’a da sirayet eden KCK tutuklamaları... Gittikçe alevlenerek genişleyen ‘Alman Vakıfları’ tartışması...
Bu seferde kaza nedeniyle yitirdiğimiz dört gencecik polisimiz... Muhalefet partilerinin iktidarı hedef alan grup konuşmaları...
Freni boşalan cari açık ve dolar...
Aslında günün en muhteşem ve keyif veren haberi, Fizik Nobeli’nin evrenin artan hızla genişlediğini hesaplayan ‘evrenin kâşiflerine’ verilmesiydi... Ama ben iç çekerek kendi gündemimize geri döndüm.
***
İstanbul’a da sirayet eden KCK tutuklamaları... Gittikçe alevlenerek genişleyen ‘Alman Vakıfları’ tartışması...
Bu seferde kaza nedeniyle yitirdiğimiz dört gencecik polisimiz... Muhalefet partilerinin iktidarı hedef alan grup konuşmaları...
Freni boşalan cari açık ve dolar...
16 Eylül 2011 Cuma
MİT, dünyayı nasıl okuyor?
16 Eylül 2011 Cuma
Gündemin arasında kaynayıp gitmiş gibi görünse de, MİT-PKK görüşmesi olarak kamuoyuna yansıyan kayıt, uzun süre tartışılacak gibi. Henüz, bahse konu kaydın ve ondan ortaya dökülen metnin doğruluğuna dair bir bilgimiz yok. Metinde kopukluklar, hatta tuhaf karşılanacak sözler var. Ama geneline baktığınızda böyle bir konuşma, adı geçen taraflar eliyle gerçekleşmiş izlenimi veriyor.
Buraya kadar bir sorun yok. Terörle mücadele zorlu bir süreç ve esasen bu sürecin belki de en mayınlı alanlarından birisi bu tür müzakerelerin yürütülmesi. Dolayısıyla bu meseleyi niçin müzakere ettiğimizi değil, nasıl müzakere ettiğimizi tartışmak çok daha akıllıca olur. Türkiye, terörle mücadele ederken, karşısındaki sorunun kaynağı, nasıl bir yönde gelişebileceği, bunun siyasal, toplumsal, hatta uluslararası maliyetlerinin ne olabileceği konusunda yeterince kafa yormadı. Meselenin ‘Bunlar bir avuç eşkıyadır, devlet bunlara boyun eğmez’ şeklinde ele alınması, yahut TRT bültenlerine sıkça konulan ‘Örgütte çözülmeler başladı, ha bitti ha bitiyor’ haberleriyle yansıtılması, bize gerçekten pahalıya mal oldu.
İstihbarat zafiyeti
Gündemin arasında kaynayıp gitmiş gibi görünse de, MİT-PKK görüşmesi olarak kamuoyuna yansıyan kayıt, uzun süre tartışılacak gibi. Henüz, bahse konu kaydın ve ondan ortaya dökülen metnin doğruluğuna dair bir bilgimiz yok. Metinde kopukluklar, hatta tuhaf karşılanacak sözler var. Ama geneline baktığınızda böyle bir konuşma, adı geçen taraflar eliyle gerçekleşmiş izlenimi veriyor.
Buraya kadar bir sorun yok. Terörle mücadele zorlu bir süreç ve esasen bu sürecin belki de en mayınlı alanlarından birisi bu tür müzakerelerin yürütülmesi. Dolayısıyla bu meseleyi niçin müzakere ettiğimizi değil, nasıl müzakere ettiğimizi tartışmak çok daha akıllıca olur. Türkiye, terörle mücadele ederken, karşısındaki sorunun kaynağı, nasıl bir yönde gelişebileceği, bunun siyasal, toplumsal, hatta uluslararası maliyetlerinin ne olabileceği konusunda yeterince kafa yormadı. Meselenin ‘Bunlar bir avuç eşkıyadır, devlet bunlara boyun eğmez’ şeklinde ele alınması, yahut TRT bültenlerine sıkça konulan ‘Örgütte çözülmeler başladı, ha bitti ha bitiyor’ haberleriyle yansıtılması, bize gerçekten pahalıya mal oldu.
İstihbarat zafiyeti
Kılıçdaroğlu'nun kıvıramadığı şey nedir?!...
16 Eylül 2011 Cuma
PKK ile MİT arasında yapıldığı iddia edilen görüşmeye ait ses kaydı internete düştü ya... 'Tamam' dedim, 'şimdi gayrı-yandaş abiler ve ablalar iktidara o biçim giydirecekler..'
Tahmin ettiğim gibi olmadı... Üç beş ulusalcının miyavlaması dışında fazlaca ses çıkmadı.. Ama eminim ki, bundan bir kaç sene önce böyle birşey olsaydı ortalığı ayağa kaldırırlardı...
Bunun bir kaç sebebi var... 'Kürt sorunu' ifadesini kullananı dahi vatan haini ilan etmek, PKK ve terör üzerinden sürekli iktidarı dövmek bir işe yaramadı...
Neticede ultra-ulusalcı Kemalist anlayış artık hiç bir şekilde itibar görmüyor bu toplumda... En marjinal fikirler dahi, her şey tartışılabiliyor...
Bunun yanısıra bir de 'yüz' lazım ortalığı velveleye verebilmek için!...
PKK ile MİT arasında yapıldığı iddia edilen görüşmeye ait ses kaydı internete düştü ya... 'Tamam' dedim, 'şimdi gayrı-yandaş abiler ve ablalar iktidara o biçim giydirecekler..'
Tahmin ettiğim gibi olmadı... Üç beş ulusalcının miyavlaması dışında fazlaca ses çıkmadı.. Ama eminim ki, bundan bir kaç sene önce böyle birşey olsaydı ortalığı ayağa kaldırırlardı...
Bunun bir kaç sebebi var... 'Kürt sorunu' ifadesini kullananı dahi vatan haini ilan etmek, PKK ve terör üzerinden sürekli iktidarı dövmek bir işe yaramadı...
Neticede ultra-ulusalcı Kemalist anlayış artık hiç bir şekilde itibar görmüyor bu toplumda... En marjinal fikirler dahi, her şey tartışılabiliyor...
Bunun yanısıra bir de 'yüz' lazım ortalığı velveleye verebilmek için!...
Kuşkularımı sizlerle paylaşıyorum
16 Eylül 2011 Cuma
Devletin dünyanın bir yerinde PKK’lı bilinen kişilerle görüşmesinin kayıtları internet sitesine düştüğü andan itibaren kafamı en fazla kurcalayan konu şu: “Hakan Fidan o görüşmeye gittiğinde Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı mıydı, yoksa MİT’te müsteşar olmadan önceki ilk basamak olan Emre Taner’in yardımcılığına geçmiş miydi?”
Önemsiz mi gördünüz? Öyleyse dinleyin:
Ses kaydını dinlemek yerine metni okumayı, bunun için de Taraf gazetesini tercih ettim. Arşivimde de Taraf versiyonu bulunuyor. Taraf’ın iki yazarı metne eşlik etmek üzere aynı gün birer yorum yazmışlar; onlar da arşivimde...
Devletin dünyanın bir yerinde PKK’lı bilinen kişilerle görüşmesinin kayıtları internet sitesine düştüğü andan itibaren kafamı en fazla kurcalayan konu şu: “Hakan Fidan o görüşmeye gittiğinde Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı mıydı, yoksa MİT’te müsteşar olmadan önceki ilk basamak olan Emre Taner’in yardımcılığına geçmiş miydi?”
Önemsiz mi gördünüz? Öyleyse dinleyin:
Ses kaydını dinlemek yerine metni okumayı, bunun için de Taraf gazetesini tercih ettim. Arşivimde de Taraf versiyonu bulunuyor. Taraf’ın iki yazarı metne eşlik etmek üzere aynı gün birer yorum yazmışlar; onlar da arşivimde...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)