1994 de Diyarbakır'a konferans vermek için gittiğimde bir Başçavuş anlatmıştı:
"Cudi dağının eteğinde bir gurup teröristi yakaladık.
Onları yaya olarak karakola götürme görevi bana verildi.
Ellerinde kelepçe ve birbirlerine bağlı olarak dağdan iniyoruz.
Öğle vakti bir yerde konakladık. Kendi yiyeceklerimizden onlara da verdik.
Ben öğle namazı kıldım.
Yakalananlardan iki tanesi de namaz kılmak istediklerini söylediler.
Kaçabilmek için bu numarayı yaptıkları aklıma geldi ama doğru olma ihtimalini de düşünerek kelepçelerini çözdürdüm, iki tane askeri beş metre uzaklarında elleri tetikte beklemelerini, kaçarlarsa vurmaları emrini verdim.
Ben uzaktan onları izledim.
İkisi de usulüne uygun abdesti aldılar ve namazlarını da kıldılar sonra kelepçelerin yanına gidip takılmasını da kolaylaştırdılar" demişti.
Bizi birbirimize düşüren hainlerle uğraşmak daha kestirme yoldur.
Ramazan ayının ilk günü Diyarbakır Ulucami'de yatsı namazında Teravih'de yer bulunmadığı gibi Konya Kapı Camii'nde, İstanbul'da Sultanahmet Camii'nde de yer bulunmayacak.
Ama Muğla'da evinde veya camiinde Kur'an-ı Kerim'i anlamak için okutulan Arapça dersleri yasak olduğu gibi Doğu Anadolu'da bin yıldır devam eden medreseler de yasaklandı ve kapatıldı.
22/04/2007 Pazar günü Van Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonu'nda yaptığım konuşmadan sonra ticaretle meşgul bir medrese hocasının evinde beş tane medrese hocasıyla da beraber oldum.
Medreselerinin kapatılmasından sonra medreseye gelecek çocukların dağa çıktığını, medreseyi kapatanlarla PKK'nın davranış birliği içinde olduğunu anlatmışlardı.
Kapatmak kolay, açmak zor.