Usame bin Ladin’in peşinde kimler vardı?Suudi istihbaratı, Pakistan istihbaratı ve CIA!
Bin Ladin nerede öldürüldü?
Pakistan’da bir villada!
İstenseydi canlı yakalanabilir miydi?
Kesinlikle yakalanırdı!
Peki niçin canlı olarak yakalanmayıp öldürüldü?
Belli ki bin Ladin konuşsun istenmedi!
Kim bilir konuşsaydı El Kaide önderi ABD’nin kirli çamaşırlarını nasıl ortaya saçacaktı!
Unutanlara hatırlatalım; bin Ladin, Sovyetlerin Afganistan’ı işgal sürecinde CIA tarafından yaratılan bir figürdü ve dolayısı ile bildiği çok şey vardı!
İlginçtir, cesedi de meçhul bir ummana yani belirsiz bir denizin dibine atıldı.
Tam bu noktada sorulması gereken şudur?
10 yıldır bulunamayan bin Ladin nasıl oldu da bu ilginç zaman diliminde bulundu?
İlginç zaman dilimi ile kastettiğimiz İslam hinterlandında uç veren malum isyanlar hadisesidir.
Ne zaman ki Orta Doğu’da diktatörlükler sarsılmaya başladı, bin Ladin’in kalemi kırıldı!
Peki bunun anlamı ne midir?
Mağrip’de başlatılıp Orta Doğuya sarkıtılan isyanlar, doğal bir tezahür ya da toplumsal dışa vurum değil Emperyalizmin projesidir.
Adına BOP denen bu projede nihai hedef İran’dır.
ABD’nin yeni dönemde hedefi Müslümanları kendi içinden kırdırmaktır.
Bunun için epey bir zamandır Sünni-Şii tezgahları kuruluyor!
Evet Sünni Müslümanlarla Şii Müslümanların birbirini boğazlaması Paxamericana’nın yeni stratejisidir.
Bu süreçte tahmin edildiği gibi ABD, İran’ı yıkma adına Sünni tarafında yer alacak zira Suudiler misali Sünni kesimde önemli müttefikleri var.
Peki bin Ladin neydi?
Sünni!
Şimdi soralım, Ladin Şiiliğe ya da İran’a karşı olmak adına ABD ile kol kola girer miydi?
Asla girmezdi!
Böyle bir durumda ise baştan Sünni cenahta bir çatlak oluşacak ve İran’a karşı topyekun bir cephe oluşturulamayacaktı.
İşte ABD, bin Ladin’i ortadan kaldırarak aklınca bu çelişkiyi ortadan kaldırdı!
Bir başka boyut, bin Ladin ve örgütü El Kaide, ABD’nin Irak ve Afganistan’ı işgal gerekçesiydi!
Öldürülen yüz binlerce insanın sebebi ya da sorumlusuydu!
2011 sonunda Irak’tan çekileceğini taahhüt eden ABD, Ladin’i yok edemeseydi amacına ulaşmamış olacaktı.
Bin Ladin’i öldürdü ve güya amacına ulaşmış oldu yani ABD yönetimi kendi kamuoyuna öyle bir mesaj verdi!
BARAJ
Kasetin ardındakiler!
Ne diyor Devlet Bahçeli?
Sızdırılan kasetlerin menşei Okyanus ötesi!
Peki sızdırılmanın gerekçesi mi?
MHP barajı aşsın istenmiyor!
Eğer bu mümkün olursa AKP, TBMM’de tek başına Anayasayı değiştirecek bir çoğunluğa erişecek ve Türkiye eyalet sistemine geçecek!
Kuşkusuz kurulan bu tezgahda iktidarın sorumluluğu, bilgisi ve hatta onayı var; zira böyle bir rezillik onlara rağmen yapılamaz!
Yapılsa bile yapan anında bulunur!
Bulunmuyorsa, biliniz ki bulunmak istenmiyor!
Peki yapılması gereken ne midir?
Bahçeli bu olayı tezgah diye her gün dillendirmeli!
Ama en önemlisi açıktan ABD aleyhtarlığı yapmalıdır!
Evet MHP, toplumda esen ABD karşıtlığı rüzgarından yararlanmalı ve bunu temel propaganda argümanı yapmalıdır!
ACAYİP
Tayyip’in türban riyakarlığı!
Başbakan, önceki akşam Ali Kırca’ya türbanlı adayı gerginlik olsun diye aday yapmadım açıklamasını yaptı.
İyi de bu Tayyip Erdoğan değil miydi türbanı yıllar yılı siyasi söyleminin merkezine oturtan ve onu sembol ya da bayrak yapan?
Ne yani dün o yapılanlar gerginliğe sebep olmuyordu da şimdi mi oluyor?
Görüyorsunuz ortada acayip bir durum var!
Yahu bugün türbanlı birkaç isim Meclis’e girse kim buna diklenebilir?
Diklenen anında Ergenekoncu yaftası ile Silivri’yi boylamaz mı?
Türbanlı bir hanımın TBMM’ye girmesinde yasal bir engelin olmadığını bizzat Erdoğan önceki günkü Siyaset Meydanı programında açıklamadı mı?
Soruyorum o zaman, yasal bir engel de yoksa neden AKP türbanlıları seçilecek yerden aday yapmadı?
Ey türban simsarları neredesiniz?
TABLO
Kürt sorunu yoksa açılım niye?
Tayyip Erdoğan işte budur!
Havaya göre giyinir ve güne göre vaziyet alır!
Tutarlılık diye bir derdi hiç olmamıştır.
Bir gün garpçı, ertesinde şarkçıdır!
Kürt konusundaki tutumu da aynen öyle!
Bir bakıyorsunuz Diyarbakır meydanında BDP ile aynı çizgiyi çağrıştıracak sözleri ediyor ama ertesinde tam tersi seyirlerde.
Erdoğan son olarak, Kürt sorunu yoktur buyurdu!
İyi de Sayın Başbakan o zaman o açılım niye idi?
Habur’da o karşılama törenleri niçindi?
Abdullah Öcalan’la süren o görüşmeler neden?
Tablo şudur:
Tayyip Erdoğan milliyetçi-muhafazakar seçmenden oy almak için rol kesmektedir.
Sebahattin ÖNKİBAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sebahattin ÖNKİBAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Mayıs 2011 Salı
27 Nisan 2011 Çarşamba
Kılıçdaroğlu yüzde 35 alırsa şaşırmayın!
Mübalağa etmiyorum Kemal Kılıçdaroğlu’nun müthiş bir rüzgârı var.
Kılıçdaroğlu eğer referandum sürecinde Tunceli meydanında ettiği PKK’ya af sözü benzeri yeni bir gaf yapmazsa, emin olun büyük bir sürpriz yapacak.
Sakın bana anketler tersini gösteriyor demeyin!
Yayınlanan anketleri iki şekilde okumak gerekiyor.
Birincisi tamamına yakını yapay yani masa başıdır ve yönlendirme amaçlıdır.
İkinci husus ise insanların korkudan kendilerini gizlemeleridir!
Olmaz demeyin oluyor, yani toplumun bilinç altında müthiş bir ürkeklik var ve kendini ifade etmeye bile çekiniyor.
İşte size canlı bir örnek:
Herkesin yaptığı gibi bendeniz de bindiğim taksi şöförüne siyasi havayı sordum.
Dikiz aynasından bana bakan şoför soruma soruyla karşılık vererek şöyle bir diyaloga girdik:
- “Siz TGRT’den misiniz?
-On küsur sene oradaydım ama şimdi orada değilim.
-Ben de epey bir zamandır gece çalışıyorum. Bu zaman zarfında gazete okuyamıyor, televizyon seyredemiyorum.
-Siyasi havayı sormuştum, AKP hâlâ revaçta mı?
-Şeyyyy... Öyle diyorlar!
-Hâlâ mı AKP diyorlar?
-Pardon beyefendi siz TGRT’de çalıştınız AKP’li değil misiniz?
-Allah korusun!
-Öyle desene ağbi yaaaaa... Ne yalan söyliyeyim plakamı alırlar, başımıza dert açarlar diye korkuyoruz... Ahhh ağabey bu AKP var ya bu AKP?
-Evet...
-Benim gül gibi işimi elimden aldı, iflas ettim, yuvamı yıktı... Sana yemin ediyorum herkes burnundan soluyor ama korkusundan rengini belli edemiyor ama şunu iyi bil gazeteci ağabey; AKP sandığa gömülecek!
Evet sadece bu fotoğraf bile anketlerin neden yanıltıcı olduğunu gözler önüne seriyor ki hatırlayın 1989 seçimlerinde de Bedrettin Dalan anketlerde yüzde 60 görünürken seçimi
kaybetmişti.
Gelelim somut gözlemlerime:
AKP’nin en güçlü olduğu bölgeler İç Anadolu, Karadeniz ve Güneydoğu idi.
İlk verilere göre AKP Güneydoğu’da zorda, keza Karadeniz’de de erozyon içinde!
İşte size bir Karadenizli olarak yaptığım gözlemler sonrasındaki raporum:
Uçtan başlayalım:
Artvin’in iki mebusundan biri banko CHP, ikincisi ortada.
Rize’nin üç mebusundan biri ilk kez kesin CHP’de.
Trabzon’da bir olan CHP’nin ikisi
garanti.
Giresun’da bir olan CHP’nin ikisi
garanti.
Ordu’da bir olan CHP’de ikisi banko, üçüncü zorlanıyor.
Samsun’da iki olan CHP üç banko, dört hedefleniyor.
Milletvekili sayısı iki olan Sinop’ta CHP’nin bir banko ikinci bile çıkabilir.
Bir olan Zonguldak’da da iki
bankodur.
Tekrar ediyorum; aktardıklarım asla temenni değil, bölgenin nabzını çok iyi tutan kanaat önderleri ile görüşmelerim ve araştırma sonuçlarının yansımalarıdır.
Görüldüğü gibi CHP zafiyet içinde olduğu Karadeniz’de bile tabir yerinde ise şahlanmıştır ki Samsun ve Zonguldak mitingleri bunun net göstergesidir.
Karadeniz böyle ise siz Marmara,Trakya, Ege, Akdeniz ve metropolleri göz önüne getirin.
Altını çizerek yazıyorum; CHP yüzde 35’lere erişirse kimse şaşırmasın!
Peki bunun anlamı ne midir?
AKP’nin alaşağı olmasıdır!
MIZRAK-ÇUVAL
ÖSYM’yi artık savunamıyorlar!
Biliyorsunuz rezillik KPSS ile başladı.
Peşi sıra TUS imtihanında da aynı
şeyler oldu.
Ardından Polis Kolejine girişte yine benzer iddialar.
Öyle ki buradaki kopyayı rapor eden MİT elemanlarının başka bir suç icat edilerek gözaltına alındığı Erzincan Cumhuriyet eski Başsavcısının iddiasıdır.
Bitmedi, kısa zaman diliminde skandallara YGS eklendi ve 1 milyon 750 bin öğrencinin istikballeri çalındı.
Son olarak da iki gün önce Ales’teki malum yanlışlar!
Soruyorum bütün bunlar tesadüf
olabilir mi?
Belli ki sadece devletin kurumlarını değil, oraları fert fert ele geçirmek için kural ve ahlak tanımadan eleman istihdam ediyorlar!
Ama artık mızrak çuvala sığmıyor!
Dün YGS için kefilim diyen Cumhurbaşkanı Gül bile pes etmiş durumda!
Sadece o mu?
Bülent Arınç da aynı tepkileri veriyor!
Ve heyhat buna rağmen Tayyip Bey bu ÖSYM Başkanını hala yerinde tutuyor!
HODRİ MEYDAN
Kaçma, ekrana gel!
Kılıçdaroğlu meydan okuyor!
Kime mi?
Recep Tayyip Erdoğan’a!
Niçin ve nasıl mı?
Seçim öncesi ekranda tartışalım diye!
Peki Tayyip Erdoğan ne mi yapıyor?
Kaçıyor; çünkü ekrana çıksa biteceğini görüyor!
İyi ama bu nasıl demokrasi, bakın çağdaş çoğulcu sistemlerde ekran düellosu en temel yarışma yani kitleler oradaki performansa göre oy veriyor!
Realite bu, lakin Tayyip Erdoğan açısından demokrasi zaten amaç değil araç olduğu için o bu tür şeyleri takmıyor.
Peki niye mi kaçıyor?
Kendisine yani birikimine, icraatlarına ve söylemlerine güvenmiyor da ondan!
Öyle ya kendisine güvenen kaçmaz, çıkar ekrana karşısındakinin haddini bildirir!
Bir de Kasımpaşalılıktan dem vurarak sanal efelikler yapmaz mı?
Yüreğin yetiyorsa ekrana gel Tayyip Bey!
YORUM SERBEST
Jöleli, Ergenekon’un Doğan Grubu sorumlusu muydu?
İddia sahibi ben değilim Prof.Yalçın Küçük’tür.
O kim mi?
Ergenekon’un önderi olmak suçuyla halen tutuklu olan isimdir.
Yalçın Küçük Jöleli namıyla bilinen Yiğit Bulut için şunları söylüyor:
-” Bulut’la zihnen ve fikren beraberdik!
-Yemekli-yemeksiz toplantılarımıza katılırdı.
-Doğan Grubundaki bütün sırları ve son bilgileri ondan alırdık.
-Tutuklanacağını anlayınca saf değiştirdi. “
Peki Prof. Küçük bunları nerede ve ne zaman mı söyledi?
Birkaç gün önce Silivri’daki mahkemede... Medya’da çıkan haberlerin özeti bu şekilde!
Tabloyu sunuyor ve yorumu siz sevgili okurlarıma bırakıyorum...
Kılıçdaroğlu eğer referandum sürecinde Tunceli meydanında ettiği PKK’ya af sözü benzeri yeni bir gaf yapmazsa, emin olun büyük bir sürpriz yapacak.
Sakın bana anketler tersini gösteriyor demeyin!
Yayınlanan anketleri iki şekilde okumak gerekiyor.
Birincisi tamamına yakını yapay yani masa başıdır ve yönlendirme amaçlıdır.
İkinci husus ise insanların korkudan kendilerini gizlemeleridir!
Olmaz demeyin oluyor, yani toplumun bilinç altında müthiş bir ürkeklik var ve kendini ifade etmeye bile çekiniyor.
İşte size canlı bir örnek:
Herkesin yaptığı gibi bendeniz de bindiğim taksi şöförüne siyasi havayı sordum.
Dikiz aynasından bana bakan şoför soruma soruyla karşılık vererek şöyle bir diyaloga girdik:
- “Siz TGRT’den misiniz?
-On küsur sene oradaydım ama şimdi orada değilim.
-Ben de epey bir zamandır gece çalışıyorum. Bu zaman zarfında gazete okuyamıyor, televizyon seyredemiyorum.
-Siyasi havayı sormuştum, AKP hâlâ revaçta mı?
-Şeyyyy... Öyle diyorlar!
-Hâlâ mı AKP diyorlar?
-Pardon beyefendi siz TGRT’de çalıştınız AKP’li değil misiniz?
-Allah korusun!
-Öyle desene ağbi yaaaaa... Ne yalan söyliyeyim plakamı alırlar, başımıza dert açarlar diye korkuyoruz... Ahhh ağabey bu AKP var ya bu AKP?
-Evet...
-Benim gül gibi işimi elimden aldı, iflas ettim, yuvamı yıktı... Sana yemin ediyorum herkes burnundan soluyor ama korkusundan rengini belli edemiyor ama şunu iyi bil gazeteci ağabey; AKP sandığa gömülecek!
Evet sadece bu fotoğraf bile anketlerin neden yanıltıcı olduğunu gözler önüne seriyor ki hatırlayın 1989 seçimlerinde de Bedrettin Dalan anketlerde yüzde 60 görünürken seçimi
kaybetmişti.
Gelelim somut gözlemlerime:
AKP’nin en güçlü olduğu bölgeler İç Anadolu, Karadeniz ve Güneydoğu idi.
İlk verilere göre AKP Güneydoğu’da zorda, keza Karadeniz’de de erozyon içinde!
İşte size bir Karadenizli olarak yaptığım gözlemler sonrasındaki raporum:
Uçtan başlayalım:
Artvin’in iki mebusundan biri banko CHP, ikincisi ortada.
Rize’nin üç mebusundan biri ilk kez kesin CHP’de.
Trabzon’da bir olan CHP’nin ikisi
garanti.
Giresun’da bir olan CHP’nin ikisi
garanti.
Ordu’da bir olan CHP’de ikisi banko, üçüncü zorlanıyor.
Samsun’da iki olan CHP üç banko, dört hedefleniyor.
Milletvekili sayısı iki olan Sinop’ta CHP’nin bir banko ikinci bile çıkabilir.
Bir olan Zonguldak’da da iki
bankodur.
Tekrar ediyorum; aktardıklarım asla temenni değil, bölgenin nabzını çok iyi tutan kanaat önderleri ile görüşmelerim ve araştırma sonuçlarının yansımalarıdır.
Görüldüğü gibi CHP zafiyet içinde olduğu Karadeniz’de bile tabir yerinde ise şahlanmıştır ki Samsun ve Zonguldak mitingleri bunun net göstergesidir.
Karadeniz böyle ise siz Marmara,Trakya, Ege, Akdeniz ve metropolleri göz önüne getirin.
Altını çizerek yazıyorum; CHP yüzde 35’lere erişirse kimse şaşırmasın!
Peki bunun anlamı ne midir?
AKP’nin alaşağı olmasıdır!
MIZRAK-ÇUVAL
ÖSYM’yi artık savunamıyorlar!
Biliyorsunuz rezillik KPSS ile başladı.
Peşi sıra TUS imtihanında da aynı
şeyler oldu.
Ardından Polis Kolejine girişte yine benzer iddialar.
Öyle ki buradaki kopyayı rapor eden MİT elemanlarının başka bir suç icat edilerek gözaltına alındığı Erzincan Cumhuriyet eski Başsavcısının iddiasıdır.
Bitmedi, kısa zaman diliminde skandallara YGS eklendi ve 1 milyon 750 bin öğrencinin istikballeri çalındı.
Son olarak da iki gün önce Ales’teki malum yanlışlar!
Soruyorum bütün bunlar tesadüf
olabilir mi?
Belli ki sadece devletin kurumlarını değil, oraları fert fert ele geçirmek için kural ve ahlak tanımadan eleman istihdam ediyorlar!
Ama artık mızrak çuvala sığmıyor!
Dün YGS için kefilim diyen Cumhurbaşkanı Gül bile pes etmiş durumda!
Sadece o mu?
Bülent Arınç da aynı tepkileri veriyor!
Ve heyhat buna rağmen Tayyip Bey bu ÖSYM Başkanını hala yerinde tutuyor!
HODRİ MEYDAN
Kaçma, ekrana gel!
Kılıçdaroğlu meydan okuyor!
Kime mi?
Recep Tayyip Erdoğan’a!
Niçin ve nasıl mı?
Seçim öncesi ekranda tartışalım diye!
Peki Tayyip Erdoğan ne mi yapıyor?
Kaçıyor; çünkü ekrana çıksa biteceğini görüyor!
İyi ama bu nasıl demokrasi, bakın çağdaş çoğulcu sistemlerde ekran düellosu en temel yarışma yani kitleler oradaki performansa göre oy veriyor!
Realite bu, lakin Tayyip Erdoğan açısından demokrasi zaten amaç değil araç olduğu için o bu tür şeyleri takmıyor.
Peki niye mi kaçıyor?
Kendisine yani birikimine, icraatlarına ve söylemlerine güvenmiyor da ondan!
Öyle ya kendisine güvenen kaçmaz, çıkar ekrana karşısındakinin haddini bildirir!
Bir de Kasımpaşalılıktan dem vurarak sanal efelikler yapmaz mı?
Yüreğin yetiyorsa ekrana gel Tayyip Bey!
YORUM SERBEST
Jöleli, Ergenekon’un Doğan Grubu sorumlusu muydu?
İddia sahibi ben değilim Prof.Yalçın Küçük’tür.
O kim mi?
Ergenekon’un önderi olmak suçuyla halen tutuklu olan isimdir.
Yalçın Küçük Jöleli namıyla bilinen Yiğit Bulut için şunları söylüyor:
-” Bulut’la zihnen ve fikren beraberdik!
-Yemekli-yemeksiz toplantılarımıza katılırdı.
-Doğan Grubundaki bütün sırları ve son bilgileri ondan alırdık.
-Tutuklanacağını anlayınca saf değiştirdi. “
Peki Prof. Küçük bunları nerede ve ne zaman mı söyledi?
Birkaç gün önce Silivri’daki mahkemede... Medya’da çıkan haberlerin özeti bu şekilde!
Tabloyu sunuyor ve yorumu siz sevgili okurlarıma bırakıyorum...
6 Ağustos 2010 Cuma
Ve TSK karşı taarruza geçti!
Hiç kimse Atila Işık Paşa’nın Kara Kuvvetleri Komutanlığı gibi çocuklarına bırakabileceği en şanlı manevi mirası elinin tersiyle itmesini sadece Işık Paşa’nın TSK’ya olan müthiş gönül bağı, sorumluluk duygusu ve ahde vefa olarak yorumlamamalıdır, tersine yapılan hiçbir siyasinin yapamayacağı şekilde bireysel bir feragat olmasının yanı sıra TSK’nın kurum olarak karşı taarruza geçmesi hadisesidir.
Evet Atila Paşa’nın aldığı istifa kararı aslında kurumsal bir isyanın dışa vurumudur ve göreceksiniz bundan sonra, ki muhtemelen referandumun akabinde bazı şeyler peşi sıra gelecek mesela TSK’nın bildiği ve açıklanacağı ifade edilen kimi bilgiler artık ifşa olunacak, dahası AKP’ye operasyon yapan yerli işbirlikçilerle göğüs göğse bir muharebe başlayacaktır.
Atila Işık’ın istifası Hilmi Özkök ve Yaşar Büyükanıt’ın AKP’ye ram olmasıyla başlayan sürece, aşağının bastırmasıyla İlker Başbuğ’un giderayak isyan etmesi hadisesidir!
Bundan sonra beklenen safların keskinleşeceği ve AKP ile TSK’nın örtülü olarak muharebesidir.
Asker AKP’ye yeni bir istismar imkanını vermeksizin kollarını sıvayacak ve karşı psikolojik operasyonlar yapacaktır.
Evet Atila Paşa’nın aldığı istifa kararı aslında kurumsal bir isyanın dışa vurumudur ve göreceksiniz bundan sonra, ki muhtemelen referandumun akabinde bazı şeyler peşi sıra gelecek mesela TSK’nın bildiği ve açıklanacağı ifade edilen kimi bilgiler artık ifşa olunacak, dahası AKP’ye operasyon yapan yerli işbirlikçilerle göğüs göğse bir muharebe başlayacaktır.
Atila Işık’ın istifası Hilmi Özkök ve Yaşar Büyükanıt’ın AKP’ye ram olmasıyla başlayan sürece, aşağının bastırmasıyla İlker Başbuğ’un giderayak isyan etmesi hadisesidir!
Bundan sonra beklenen safların keskinleşeceği ve AKP ile TSK’nın örtülü olarak muharebesidir.
Asker AKP’ye yeni bir istismar imkanını vermeksizin kollarını sıvayacak ve karşı psikolojik operasyonlar yapacaktır.
5 Ağustos 2010 Perşembe
YAŞ’da Başbakan’ın çıkardığı maraza ve restleşme!
Başbakan Erdoğan’ın YAŞ toplantısında maraza çıkaracağı, bu toplantıdan iki gün önce yazdığımız yazıda dile getirilmişti.
Eksik olmasın Tayyip Bey yanıltmadı bizi ve sorun çıkararak işi siyasi ranta dönüştürmek için zemin inşasını sürdürüyor.
Dün saat 14.30 itibarı ile manzara kilitlenmedir.
YAŞ toplantılarında geleneksel teamül dördüncü gün kararların öğle öncesinde açıklanması şeklindedir lakin ilk defa bu teamüle bu dönem uyulamadı zira kriz ya da buhran var.
Tayyip Erdoğan sadece Balyoz’da adı geçenlerin emekli edilmesini değil aynı zamanda Hasan Iğsız gibi isimlerin de tasfiyesini talep etti.
YAŞ üyeleri ise bu isteme isyan etti ve müzakere kilitlendi.
Araya Cumhurbaşkanı Gül girdi ve malum zirveler yapıldı!
Eksik olmasın Tayyip Bey yanıltmadı bizi ve sorun çıkararak işi siyasi ranta dönüştürmek için zemin inşasını sürdürüyor.
Dün saat 14.30 itibarı ile manzara kilitlenmedir.
YAŞ toplantılarında geleneksel teamül dördüncü gün kararların öğle öncesinde açıklanması şeklindedir lakin ilk defa bu teamüle bu dönem uyulamadı zira kriz ya da buhran var.
Tayyip Erdoğan sadece Balyoz’da adı geçenlerin emekli edilmesini değil aynı zamanda Hasan Iğsız gibi isimlerin de tasfiyesini talep etti.
YAŞ üyeleri ise bu isteme isyan etti ve müzakere kilitlendi.
Araya Cumhurbaşkanı Gül girdi ve malum zirveler yapıldı!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)