Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Güney Afrika’dan dönerken, CHP’li belediyelerin yabancı vakıflardan aldıkları paraları PKK’ya aktardıkları yönündeki iddiasını sürdürdü.
Erdoğan’ın bu konudaki sözleri şöyle:
“Kim, hangi kuruluştan nasıl bir kredi almış, hangi vakıftan ne almış? Bunlar bellidir. Ana muhalefet partisinin genel başkanı da belediyelerini arasın. Siz nereden ne aldınız ne almadınız soruştursun. Bu ortaya çıkacaktır. Bu kurum ve kuruluşlar aynı zamanda istikamet belirliyorlar. Bunu hangi müteahhit firmaya vereceksin, ondan sonra bu işin muvazaa kısmı başlıyor. CHP kendisine çeki-düzen versin. Gidişleri iyi değil.”
Fikret BİLA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fikret BİLA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Ekim 2011 Cuma
16 Eylül 2011 Cuma
MİT-PKK görüşmesi
Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT), hükümetin verdiği direktifler doğrultusunda Abdullah Öcalan’la ve PKK’yla görüşmeler yaptığı bilinen bir “sır”dı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da, devletin ilgili kurumları görüşebilir, diyerek dolaylı biçimde görüşmelerin varlığını ifade etmişti.
Terör örgütleriyle bu tür görüşmeleri ilk kez Türkiye yapıyor değil. İngiltere’nin IRA’yla, İspanya’nın da ETA’yla benzeri görüşmeler yaptığı, sonrasında müzakere aşamasına geçildiği biliniyor. Bu bakımdan Türkiye’nin de aynı yöntemi kullanması şaşırtıcı değil.
Gizlilik ilkesi
Terör örgütleriyle bu tür görüşmeleri ilk kez Türkiye yapıyor değil. İngiltere’nin IRA’yla, İspanya’nın da ETA’yla benzeri görüşmeler yaptığı, sonrasında müzakere aşamasına geçildiği biliniyor. Bu bakımdan Türkiye’nin de aynı yöntemi kullanması şaşırtıcı değil.
Gizlilik ilkesi
30 Temmuz 2011 Cumartesi
Düğüm Kara Kuvvetleri’nde
Geçen yılki YAŞ’a 14 general ve oramiral katılmıştı.
Bu yıl ise toplantıda 9 komutan olacak.
YAŞ’ta ayrılan 4 komutanın yeri boş kalacak. Balanlı tutuklu olduğu için koltuğu boş olacak. Taşdeler’in gelip gelmeyeceği ise belirsiz...Yüksek Askeri Şûra (YAŞ) yarın Genelkurmay’daki Çakmak salonunda toplanacak. Çakmak salonu bazı ilklere sahne olacak. Örneğin Başbakan’ın yanında ilk kez Genelkurmay Başkan Vekili oturacak. Bir diğer ilk ise YAŞ’ın 14 yerine 9 orgeneral ve oramiralle toplanacak olması.
Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner ve üç kuvvet komutanı ayrıldıkları için yerleri boş kalacak. Keza Orgeneral Bilgin Balanlı da tutuklu olduğu için Çakmak salonunda olmayacak. Eğer Ege Ordu Komutanı Orgeneral Nusret Taşdeler hakkındaki yakalama kararı kaldırılmazsa onun da Çakmak salonuna gelip gelmeyeceği toplantı gününe kadar belirsizliğini koruyacak.
26 Temmuz 2011 Salı
Özel harekâtçı polisin imajı
Hükümet terörle mücadelede özel harekât polislerinin yeniden aktif hale getirilmesi kararını verdi.
Bu yöndeki karar ve hazırlıklar kamuoyunda ciddi kuşku ve tepkilere yol açtı.
Başta muhalefet liderleri olmak üzere birçok kesimden “93’e mi dönüyoruz” sorusu yükseldi.
Bu kuşku ve tepkinin nedeni 1990’larda terörle mücadelede aktif rol almış olan özel harekât polisleri içinde hukuk dışına çıkan, çeteleşen, mafyalaşan, yargısız infazlarla faili meçhuller yaratan, sivil hayatta haraç toplayan, bir dönem kontrolden çıkan bazı polisler veya eski polislerdir.
Hepsi aynı kefeye konulmamalı
Bu yöndeki karar ve hazırlıklar kamuoyunda ciddi kuşku ve tepkilere yol açtı.
Başta muhalefet liderleri olmak üzere birçok kesimden “93’e mi dönüyoruz” sorusu yükseldi.
Bu kuşku ve tepkinin nedeni 1990’larda terörle mücadelede aktif rol almış olan özel harekât polisleri içinde hukuk dışına çıkan, çeteleşen, mafyalaşan, yargısız infazlarla faili meçhuller yaratan, sivil hayatta haraç toplayan, bir dönem kontrolden çıkan bazı polisler veya eski polislerdir.
Hepsi aynı kefeye konulmamalı
18 Temmuz 2011 Pazartesi
PKK’nın doludizgin gidişi
Silvan saldırısı İmralı-PKK-DTK-BDP cephesindeki ilişkiler konusunda yeni soru işaretlerine yol açtı. Bu cephede söylenenlerle yapılanların birbirini tutmaması, “cepheyi kim yönetiyor” sorusunu gündeme getirdi. Öcalan’ın açıklamalarına karşın Silvan saldırısı “iyi terörist, kötü terörist” oyunu mu oynanıyor, sorusunu akıllara takılı bıraktı.
Çelişkiler
Çelişkiler
14 Temmuz 2011 Perşembe
PKK süreci tahrip etti
12 Haziran seçimlerinden sonra oluşan atmosfer içinde başta yeni anayasa olmak üzere Kürt sorunu da dahil birçok temel sorunun siyasal ve toplumsal uzlaşmayla çözülebileceği beklentisi artmıştı. Tutuklu milletvekilleri nedeniyle başgösteren yemin sorunu ise TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in öncülüğünde çözüm sürecine girmişti. CHP iktidar partisiyle vardığı mutabakat sonucu yemin etti. BDP de AKP yetkilileriyle bir araya geldi. Bu görüşmelerden bir mutabakat çıkmadı ama BDP Grup Başkanı Selahattin Demirtaş her fırsatta yüz yüze konuşmanın ve diyaloğun önemine işaret ederek bu temasın önemini vurguladı. “Konuşmak sataşmaktan iyidir” diyen Demirtaş, sadece barış ve demokrasi için uğraştıklarını da vurgulamıştı.
PKK’nın tahrip edici etkisi
PKK’nın tahrip edici etkisi
11 Temmuz 2011 Pazartesi
Çiçek: ‘BDP’lileri bir kez daha davet ediyorum’
Sağlanan mutabakat sonucunda CHP yemin etti ve Meclis’te normal çalışma düzenine geçti. Ancak BDP’liler hâlâ Meclis’e gelmiş, kayıt yaptırmış ve yemin etmiş değiller. BDP Grup Başkanı Selahattin Demirtaş, “süreçten dışlandık” serzenişinde bulunmuş ve Ak Parti ile CHP arasında sağlanan mutabakata dahil edilmediklerine vurgu yapmıştı. İki partinin vardığı mutabakatın BDP’yi bağlamadığına da duyurarak, “bu koşullarda yemin etmeyiz” demişti.
30 Haziran 2011 Perşembe
CHP’nin beklentisi boşa çıktı
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, önceki gün hukukçu arkadaşlarının çalıştığını ve Oktay Ekşi vasıtasıyla Meclis’e bir yasa teklifi vereceklerini açıklamıştı.
Aynı gün akşam saatlerinde CHP’nin hukukçu kadrosunun yasa teklifi vermenin doğru olmayacağı sonucuna vardıkları ve bunu Kılıçdaroğlu’na ilettikleri anlaşıldı. Önceki gün yasa teklifi vereceğiz diyen Kılıçdaroğlu, dün, “Arkadaşlar değerlendiriyorlar” demekle yetindi.
14. Ağır Ceza’yı beklediler
Aynı gün akşam saatlerinde CHP’nin hukukçu kadrosunun yasa teklifi vermenin doğru olmayacağı sonucuna vardıkları ve bunu Kılıçdaroğlu’na ilettikleri anlaşıldı. Önceki gün yasa teklifi vereceğiz diyen Kılıçdaroğlu, dün, “Arkadaşlar değerlendiriyorlar” demekle yetindi.
14. Ağır Ceza’yı beklediler
22 Haziran 2011 Çarşamba
YSK’nın tartışmalı kararları
12 Haziran seçimi geride kaldı, ancak tartışmalar bitmedi.
YSK, Diyarbakır’dan bağımsız milletvekili seçilen Hatip Dicle’nin vekilliğini, seçim öncesinde aldığı kesinleşen 1 yıl 8 aylık hapis cezası nedeniyle iptal etti. İptal kararıyla birlikte, seçim hukuku, kararın hukukiliği, bu kararın seçimden önce neden verilmediği gibi birçok soru tartışılmaya başlandı.
Gerçekten de YSK, Dicle’nin aday olup olamayacağını seçim öncesinde karara bağlamış olsa, seçime bağımsız adaylarla giren ve Diyarbakır’da birden fazla yedek aday da gösterdiği bilinen BDP, seçmen tabanına bir başka adayı işaret edebilir, Dicle’ye verilen 70 bini aşkın oy da boşa gitmemiş olurdu. Ancak bu yapılmadı. YSK’nın oybirliğiyle aldığı karara yapılacak itirazın da sonucu değiştirmesi beklenmiyor. Bu nedenle, Dicle, vekilliği kaybedecek ve yerine büyük bir olasılıkla Ak Parti’nin adayı Oya Eronat TBMM’ye girecek.
Seçime damga vurdu
Dicle’nin seçilmiş olmasına rağmen TBMM’ye girememesi ise siyaset tarihindeki yerini alacak. Hem seçilmesine rağmen TBMM’ye girememesi hem de bunun özellikle Güneydoğu Anadolu’da yarattığı atmosferle.
Verdiği kararlarla seçim öncesinde de büyük tartışma yaratan YSK, son kararıyla, 12 Haziran seçimine vurduğu damgayı pekiştirmiş oldu.
Hatırlanacaktır; seçim öncesinde de YSK’nın verdiği, siyasi tarihe geçecek kararlar büyük olaylara neden olmuştu.
YSK, Diyarbakır’dan bağımsız milletvekili seçilen Hatip Dicle’nin vekilliğini, seçim öncesinde aldığı kesinleşen 1 yıl 8 aylık hapis cezası nedeniyle iptal etti. İptal kararıyla birlikte, seçim hukuku, kararın hukukiliği, bu kararın seçimden önce neden verilmediği gibi birçok soru tartışılmaya başlandı.
Gerçekten de YSK, Dicle’nin aday olup olamayacağını seçim öncesinde karara bağlamış olsa, seçime bağımsız adaylarla giren ve Diyarbakır’da birden fazla yedek aday da gösterdiği bilinen BDP, seçmen tabanına bir başka adayı işaret edebilir, Dicle’ye verilen 70 bini aşkın oy da boşa gitmemiş olurdu. Ancak bu yapılmadı. YSK’nın oybirliğiyle aldığı karara yapılacak itirazın da sonucu değiştirmesi beklenmiyor. Bu nedenle, Dicle, vekilliği kaybedecek ve yerine büyük bir olasılıkla Ak Parti’nin adayı Oya Eronat TBMM’ye girecek.
Seçime damga vurdu
Dicle’nin seçilmiş olmasına rağmen TBMM’ye girememesi ise siyaset tarihindeki yerini alacak. Hem seçilmesine rağmen TBMM’ye girememesi hem de bunun özellikle Güneydoğu Anadolu’da yarattığı atmosferle.
Verdiği kararlarla seçim öncesinde de büyük tartışma yaratan YSK, son kararıyla, 12 Haziran seçimine vurduğu damgayı pekiştirmiş oldu.
Hatırlanacaktır; seçim öncesinde de YSK’nın verdiği, siyasi tarihe geçecek kararlar büyük olaylara neden olmuştu.
26 Mayıs 2011 Perşembe
Tanrıkulu: Okullarda Kürtçe dersi olabilir
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Güneydoğu illerinde, “Çatışmayı bitireceğim, barışı ve huzuru getireceğim, söz veriyorum” diyerek iddialı konuşuyor.
Hakkâri’de Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na konulan çekinceleri kaldıracaklarını ifade eden Kılıçdaroğlu’nun, projeleri arasında talep eden yurttaşların anadillerini öğrenmelerine kamu katkısı da var. Bunun somut anlamı, yeterli talep olması halinde devlet okullarında Kürtçenin veya başka bir anadilin seçmeli ders olarak konulması.
Bu konu üzerinde çalışan CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’yla, dün Mardin’den konuştum. Tanrıkulu, sorularımı yanıtlarken şu bilgileri verdi:
“Anadil öğrenimine katkı”
Seçim bildirgenizde “Talep eden yurttaşlarımıza anadil öğrenimi olanağı sunacağız” diyorsunuz. Bu vaadinizi biraz açar mısınız?
- Türkiye’de anadilin öğrenilmesi konusunda sorun yok, kurslar var deniliyor. 15 yaşından büyükler özel kurslara gidebiliyor, anadilini öğrenebiliyor deniliyor. Ancak, bu uygulamada kamu desteği yok. Oysa bizim vaadimiz, anadilin öğrenilmesine kamu katkısı sunmaktır. Bu anadilini öğrenmek isteyen yurttaş bakımından bir hak olduğu gibi devlet açısından da bir ödevdir. Biz böyle görüyoruz.
“Okullarda ders olacak”
Kamunun nasıl bir katkısı olacak?
- Yeterli talep olması halinde anadil dersi açılacak. Bunu sadece Kürtçe için söylemiyorum, başka anadillerde de yeterli talep olursa devlet okullarında bu dilin dersi açılacak. Belki gramerini öğrenme veya daha ileri aşamasını öğrenme talebi ortaya çıkacak. O seviyeye göre o anadilin dersi açılacak. Böylece devlet, anadilin öğrenilmesine katkı sunacak. Avrupa’daki uygulaması da böyledir, 2-3 kişi için ders açılmaz ama yeterli talep olursa o ders açılır. Tabii bu aynı zamanda bir altyapı hazırlığı da gerektirir. Bu dersi verecek öğretmenlerin yetişmesi ve temini bakımından da ilk yapı çalışmaları gerektirecektir.
“Toplumsal uzlaşma doğar”
Bu konunun devletin görevi olarak görülmesinin ayrışmayı hızlandıracağı eleştirisi yapılıyor. CHP bu eleştirilere ne diyor?
- Tam aksine biz, bu katkının çatışma alanlarını azaltacağını düşünüyoruz. CHP’nin önerileri toplumun bir kesimine yetersiz gelirken bir kesimi için de uç bir nokta olarak görülebilir. Bizim amacımız bu iki noktanın ortasını bulmak, toplumsal uzlaşmayı oluşturmaktır. Bu itibarla sözünü ettiğim anadile devlet katkısı çatışmayı azaltıcı, toplumsal uzlaşmayı ve anlaşmayı teşvik edici bir işlev görecektir. Nitekim, belediyelere özerklik şartına konulan çekinceleri kaldıracağımızı, anadile kamu katkısı vereceğimizi söylediğimizde sadece Doğu ve Güneydoğu’dan değil Batı’dan da Kuzey’den de Güney’den destek mesajları aldık, alıyoruz. Bu da toplumsal uzlaşmaya katkı vereceğimizi gösteriyor.
“Anadilde eğitim”
Anadil öğrenimi ile anadilde eğitim, farklı konular olarak tartışılıyor. BDP tarafından anadilde eğitim talebi de gündeme getirildi. CHP’nin bakışı nedir?
- Anadilde öğrenime devlet katkısı konusundaki düşüncemizi açıkladım. Anadilde eğitim ise ayrı bir konudur. Ayrıca tartışılması gerekir. Anadilde eğitim isteyen kesim de var. Ancak dediğim gibi ayrıca çalışılması gereken bir konudur. Sayın Şükrü Elakdağ’ın size açıkladığı gibi biz, bu konuyu çok uzun süre çalıştık. Söylemimiz bu uzun ve detaylı çalışmalara ve hazırlıklara dayanıyor. Anadilde öğrenim ve eğitim konusunda Avrupa ülkelerindeki koşullarla bizim koşullarımız farklıdır. Onlar daha çok ülkeye sonradan gelmiş göçmen olmuş veya çalışmak için gelmiş gruplar için projeler geliştiriyorlar. Oysa Türkiye öyle değil, Türkiye’de anadil talebini gündeme getirenler, Türkiye’ye sonradan göç edenler değil, kendi vatandaşları. Bu bakımdan bu konu ayrıca ele alınması gereken bir konudur.
Hakkâri’de Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na konulan çekinceleri kaldıracaklarını ifade eden Kılıçdaroğlu’nun, projeleri arasında talep eden yurttaşların anadillerini öğrenmelerine kamu katkısı da var. Bunun somut anlamı, yeterli talep olması halinde devlet okullarında Kürtçenin veya başka bir anadilin seçmeli ders olarak konulması.
Bu konu üzerinde çalışan CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’yla, dün Mardin’den konuştum. Tanrıkulu, sorularımı yanıtlarken şu bilgileri verdi:
“Anadil öğrenimine katkı”
Seçim bildirgenizde “Talep eden yurttaşlarımıza anadil öğrenimi olanağı sunacağız” diyorsunuz. Bu vaadinizi biraz açar mısınız?
- Türkiye’de anadilin öğrenilmesi konusunda sorun yok, kurslar var deniliyor. 15 yaşından büyükler özel kurslara gidebiliyor, anadilini öğrenebiliyor deniliyor. Ancak, bu uygulamada kamu desteği yok. Oysa bizim vaadimiz, anadilin öğrenilmesine kamu katkısı sunmaktır. Bu anadilini öğrenmek isteyen yurttaş bakımından bir hak olduğu gibi devlet açısından da bir ödevdir. Biz böyle görüyoruz.
“Okullarda ders olacak”
Kamunun nasıl bir katkısı olacak?
- Yeterli talep olması halinde anadil dersi açılacak. Bunu sadece Kürtçe için söylemiyorum, başka anadillerde de yeterli talep olursa devlet okullarında bu dilin dersi açılacak. Belki gramerini öğrenme veya daha ileri aşamasını öğrenme talebi ortaya çıkacak. O seviyeye göre o anadilin dersi açılacak. Böylece devlet, anadilin öğrenilmesine katkı sunacak. Avrupa’daki uygulaması da böyledir, 2-3 kişi için ders açılmaz ama yeterli talep olursa o ders açılır. Tabii bu aynı zamanda bir altyapı hazırlığı da gerektirir. Bu dersi verecek öğretmenlerin yetişmesi ve temini bakımından da ilk yapı çalışmaları gerektirecektir.
“Toplumsal uzlaşma doğar”
Bu konunun devletin görevi olarak görülmesinin ayrışmayı hızlandıracağı eleştirisi yapılıyor. CHP bu eleştirilere ne diyor?
- Tam aksine biz, bu katkının çatışma alanlarını azaltacağını düşünüyoruz. CHP’nin önerileri toplumun bir kesimine yetersiz gelirken bir kesimi için de uç bir nokta olarak görülebilir. Bizim amacımız bu iki noktanın ortasını bulmak, toplumsal uzlaşmayı oluşturmaktır. Bu itibarla sözünü ettiğim anadile devlet katkısı çatışmayı azaltıcı, toplumsal uzlaşmayı ve anlaşmayı teşvik edici bir işlev görecektir. Nitekim, belediyelere özerklik şartına konulan çekinceleri kaldıracağımızı, anadile kamu katkısı vereceğimizi söylediğimizde sadece Doğu ve Güneydoğu’dan değil Batı’dan da Kuzey’den de Güney’den destek mesajları aldık, alıyoruz. Bu da toplumsal uzlaşmaya katkı vereceğimizi gösteriyor.
“Anadilde eğitim”
Anadil öğrenimi ile anadilde eğitim, farklı konular olarak tartışılıyor. BDP tarafından anadilde eğitim talebi de gündeme getirildi. CHP’nin bakışı nedir?
- Anadilde öğrenime devlet katkısı konusundaki düşüncemizi açıkladım. Anadilde eğitim ise ayrı bir konudur. Ayrıca tartışılması gerekir. Anadilde eğitim isteyen kesim de var. Ancak dediğim gibi ayrıca çalışılması gereken bir konudur. Sayın Şükrü Elakdağ’ın size açıkladığı gibi biz, bu konuyu çok uzun süre çalıştık. Söylemimiz bu uzun ve detaylı çalışmalara ve hazırlıklara dayanıyor. Anadilde öğrenim ve eğitim konusunda Avrupa ülkelerindeki koşullarla bizim koşullarımız farklıdır. Onlar daha çok ülkeye sonradan gelmiş göçmen olmuş veya çalışmak için gelmiş gruplar için projeler geliştiriyorlar. Oysa Türkiye öyle değil, Türkiye’de anadil talebini gündeme getirenler, Türkiye’ye sonradan göç edenler değil, kendi vatandaşları. Bu bakımdan bu konu ayrıca ele alınması gereken bir konudur.
13 Ağustos 2010 Cuma
Üç general için özel inceleme
13 Ağustos 2010
Yüksek Askeri Şûra (YAŞ) toplantısında haklarında yakalama kararı olduğu için terfi işlemleri yapılmayan üç generalin bir üst rütbedeki görevlere vekâleten atanmalarının “terfi işareti” sayılabileceğini dün yansıtmıştım.
Bu generaller; siperde Başbakan Tayyip Erdoğan’a brifing veren Hakkâri 3. Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral Gürbüz Kaya, Foça Jandarma Komando Okul Komutanı Tümgeneral Halil Helvacıoğlu ve Gölcük Hücumbot Filo Komutanı Tuğamiral Abdullah Gavremoğlu’ydu.
Gönül: “İncelettiriyorum”
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’e, dün söz konusu komutanların hukuki durumunu sordum. Şu yanıtı verdi:
“Böyle bir durumla ilk kez karşılaşıyoruz. TSK tarihinde daha önce örneği yok. Bu üç komutanın sicilleri terfiye uygun. YAŞ toplantısında terfiye uygun oldukları tespiti yapıldı. Bir başka ifadeyle durumları ‘terfi eder’ biçiminde belirlendi. Ancak haklarında yakalama kararı olduğu için bizim bu ‘terfi eder’ kararını, kararnameye dönüştürüp, terfi işlemini tamamlamamız mümkün değildi. Bu nedenle yeni görevlerine vekâleten atanmaları bir mecburiyetti. Şimdi ise haklarındaki yakalama kararları kaldırıldı. Bu halde ne yapılması gerekir? YAŞ’ta bu generallerle ilgili ‘terfi eder’ tespiti yapıldığı için yeniden YAŞ’ı toplamaya gerek yok. Ne yapılması gerektiği konusunda hukukçulara bir inceleme yapın talimatı verdim. Şimdi Milli Savunma Bakanlığı hukukçuları inceliyorlar. Çıkacak raporu değerlendireceğim.”
Terfi edebilirler
Yüksek Askeri Şûra (YAŞ) toplantısında haklarında yakalama kararı olduğu için terfi işlemleri yapılmayan üç generalin bir üst rütbedeki görevlere vekâleten atanmalarının “terfi işareti” sayılabileceğini dün yansıtmıştım.
Bu generaller; siperde Başbakan Tayyip Erdoğan’a brifing veren Hakkâri 3. Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral Gürbüz Kaya, Foça Jandarma Komando Okul Komutanı Tümgeneral Halil Helvacıoğlu ve Gölcük Hücumbot Filo Komutanı Tuğamiral Abdullah Gavremoğlu’ydu.
Gönül: “İncelettiriyorum”
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’e, dün söz konusu komutanların hukuki durumunu sordum. Şu yanıtı verdi:
“Böyle bir durumla ilk kez karşılaşıyoruz. TSK tarihinde daha önce örneği yok. Bu üç komutanın sicilleri terfiye uygun. YAŞ toplantısında terfiye uygun oldukları tespiti yapıldı. Bir başka ifadeyle durumları ‘terfi eder’ biçiminde belirlendi. Ancak haklarında yakalama kararı olduğu için bizim bu ‘terfi eder’ kararını, kararnameye dönüştürüp, terfi işlemini tamamlamamız mümkün değildi. Bu nedenle yeni görevlerine vekâleten atanmaları bir mecburiyetti. Şimdi ise haklarındaki yakalama kararları kaldırıldı. Bu halde ne yapılması gerekir? YAŞ’ta bu generallerle ilgili ‘terfi eder’ tespiti yapıldığı için yeniden YAŞ’ı toplamaya gerek yok. Ne yapılması gerektiği konusunda hukukçulara bir inceleme yapın talimatı verdim. Şimdi Milli Savunma Bakanlığı hukukçuları inceliyorlar. Çıkacak raporu değerlendireceğim.”
Terfi edebilirler
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)