Hayatta en fazla önemsediğim şey tecrübedir. Bu yüzden görmüş geçirmiş insanların hayatları bana müthiş bir macera filmi izliyormuşum gibi heyecanlı gelir.
Çünkü bilirim ki yaşamak zordur! Daha doğrusu hayat zor değil de onu zorlaştıran insanların ürettiği var olma biçimidir.
Böylesi bir mücadele ortamında var olmak ve yukarılara doğru tırmanmak ya da sıradanlaşmak veya aşağılara düşmek gerçek bir hikâyedir. Bir hayat hikâyesi ise en girift kurgu romanlardakinden bile daha ilginçtir.
Nuh GÖNÜLTAŞ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nuh GÖNÜLTAŞ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Eylül 2011 Cumartesi
25 Haziran 2011 Cumartesi
Türbanlı gerilla ha!
Doğrudur...
12 Haziran seçim süreci ve sonrası Kürt sorununda yeni bir döneme girildi.
Seçim öncesi bölgede yaşanan gelişmeler:
Alternatif cuma namazları...
Kürtçe ezan olayı...
Sabah namazında imamların öldürülmesi...
İmam hatipli çocukların ve yurtlarının yakılması...
Zerdüştlük tartışmaları...
Marksist-Leninist dinsiz kanlı örgüt PKK'nın Müslüman Kürt halkının bütününü temsil etmediğini ortaya çıkardı.
Çünkü bu atmosferde seçim yapıldıktan sonra görüldü ki, AK Parti'nin Kürt seçmenden aldığı oy, üstelik 'Biz olsak Apo'yu asardık' söylemine rağmen PKK destekli bağımsızlardan daha fazla oldu.
AK Parti'den milletvekili seçilen Kürtler'in sayısı yüz civarında.
PKK destekli bağımsızlar ise 36'da kaldı.
PKK destekli bağımsızların bir önceki seçime göre sayılarını artırmaları bu gerçeği değiştirmez.
Demek ki PKK Kürt halkının tek temsilcisi değildir, 12 Haziran sonuçları bunu kesinleştirmiştir.
Ama ortada bir PKK terör tehdidi vardır ve bütünüyle ülke bu tehdide boyun eğdirilmek istenmektedir.
8 Haziran 2011 Çarşamba
Kürtçe ezanın ışığında...
Şu çok açık:
Siz Kürtler, eğer bir şekilde ayrılacak, kopacak, özerk veya başka şekilde olacak olursanız...
Eğer bölgede, hasbelkader, PKK/BDP öncülüğünde özerk veya bağımsız bir Kürt devlet yapısı oluşursa...
Biz Müslüman Türkler, askeri vesayet ve laikçi otoriter bir yapıdan kurtulurken, Müslüman Kürtler bizimle beraberken yaşadıkları menfi milliyetçi zulümlere ek olarak yeni bir tek parti zulüm dönemi daha yaşayacaksınız!
Kurtarıcıların, kurtardıkları için hepimize yaşattığı acı ve zulümleri siz PKK/BDP "önderliğinde" bir kere daha yaşayacaksınız.
Sizin de tek partiniz olacak, siz de tek seçiciyi seçeceksiniz.
Dininize, diyanetinize karışacaklar.
Kur'an okumanızı ve öğrenmenizi yasaklayacaklar.
Camilerinizin kapılarına kilit vurulacak.
Modernleşmeye zorlanacaksınız.
Sınırlarınız içinde yaşayan Kürt olmayanlar asimile edilmeye çalışılacak. Bu yüzden isyanlar çıkacak. İsyanları bastırmak için daha fazla baskıcı ve daha ırkçı olacaksınız.
Kılık kıyafet devrimleri yapacaklar ve sizler şapka giymeye zorlanacaksınız. Şapka giymeyenler idam edilecek.
İstiklal mahkemeleri kuracaklar ve PKK/BDP çizgisinin dışındaki Kürtler cezalandırılacak idam edilecek.
Bölgede yeni yeni "Menemen olayları" tezgâhlanacak.
İrtica hortlatılacak.
Her tarafa Apo'nun heykelleri dikilecek.
Laiklik dinsizlik gibi uygulanacak.
Abdullah Öcalan'ı koruma kanunu çıkarılacak.
Abdullah Öcalan'ı yücelten, hatta peygamber ilan eden şiirler yazılacak.
Kürt şairler Abdullah Öcalan'a "mevlit" yazacaklar.
"Ne örümcek ne yosun, ne mucize ne füsun,
Ankara Türkler'in olsun bize Diyarbakır yeter" diyecekler.
Asker her yıl darbe planlarını güncelleyecek, her on yılda bir de darbe yapacak.
Başka ne bekliyorsunuz ki?
"Kürtçe'yi ezandan daha önemli gören" bu adamların kuracağı devletten ne olacak yani!
PKK/BDP çizgisi zaten menfi milliyetçi bir karakter taşıyor.
PKK/BDP çizgisinin dine nasıl baktığı da belli.
PKK Marksist-Leninist bir terör örgütü. Otoriter, baskıcı yani.
Bölgede hakimiyetini sağlamak amacıyla Türkler'den çok Kürtler'i öldürdü. Kürtler'e korku salarak piyasadaki tek Kürt örgüt olmayı başardı.
Şimdi...
Amaçlarına ulaşmak için:
Baskıcı ve asimilasyoncu politikalar yüzünden Türkler'le Kürtler'i bağlayan tek bağ olarak kalan İslam bağını koparmaya çalışmalarından...
Alternatif cuma eylemlerinden...
Kürtçe ezan okutmalarından...
'Kürtler kılıç zoruyla Müslüman olmuşlar, Kürtler'in dini Zerdüştlüktür" gibi söylemlerinden...
"PKK peygamberlik geleneğinin yeni çağa uyarlanmış biçimidir, önderlik de (Öcalan) bir bakıma çağdaş İbrahim oluyor" demelerinden....
Sabah ezanında imamları öldürmelerinden...
İmam hatipli çocukları yakmalarından...
Yani?
Yanisi şu:
Tek parti düzeninden hep birlikte yeni yeni kurtulmaya başlamışken ve hep birlikte yaşanmış bunca tecrübeye rağmen siz yeni bir tek parti ve tek adam dönemine mi geçeceksiniz yani!
1 Mayıs 2011 Pazar
Kurmay zekâsı bu mu?
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kurmay zekâsı bu mu yani?
Bu kadar mı düşünebiliyorsunuz, bu kadar mı çalıştırabiliyorsunuz saksıyı?
Toplamış subay-astsubay eşlerini, onlara hangi partiye oy vermemeleri gerektiğini anlatıyor.
Bunu yaparken de çok komik, azıcık aklı zekâsı olan kimsenin itibar etmeyeceği, saçma sapan gerekçeler söylüyor, çok komik biçimde hazırlanmış slaytlar gösteriyor.
Sanıyor ki, bu saçmalıklarla salonda bulunan herkesi ikna edebilecek!
Şöyle bir TSK düşünüyorlar demek ki:
TSK'da bulunan subay-astsubay, diğer görevliler, eşleri, aileleri, çocukları, anaları, babaları vs. hepsi tek tip, aynı tornadan çıkmış kadınlar ve erkeklerden oluşuyor.
Hepsi aynı biçimde düşünür, aynı biçimde giyinir, aynı partiye oy verir, aynı partiye oy vermez...
Konuşmaya bakıldığında rahatlıkla "Bu konuşmayı yapan kişi hangi çağda yaşadığının farkında bile değil" denilebilir.
Anakronik bir metotla medenileri iknaya çalışıyorlar.
Medeni insan böyle saçma sapan konuşmalarla ikna olmaz.
Konuşan kişi sanki TSK'nın bir albayı değil, CHP'nin üst düzey yöneticilerinden birisi...
TSK personeli ve eşleri bu albayın anlattığı ve gösterdiği slaytlardaki manipülasyonlara inanacak kadar çağdışı bir zihniyette olamaz diye düşünüyorum.
Yüzde 99 saçma salak hazırlanmış bir sunum ile kimi ikna edebilirsiniz ki?
Albayımız önüne gelene saydırıyor.
Cumhurbaşkanı, başbakan, başbakan yardımcısı, bakanlar... Cumhurbaşkanının, başbakanın, bakanların çocukları, eşleri...
Adam TSK üniforması altında yüzde bin beş yüz siyaset yapıyor.
Bunu yaparken de "Üstlerimden aldığım emri yerine getiriyorum" diyor.
"Tugay komutanımızın selamı var hepinize" diyor.
"Vatan elden gidiyor, adamlar yüzde 67 ile iktidara geliyorlar" diyor.
Albayın sunumu, ne taktik, ne strateji, ne kurmay zekâsı, ne de azıcık da olsa akıl içermiyor.
Toplamış TSK personel eşlerini düpedüz kara propaganda yapıyor.
Slogan atıyor.
Çamur atıyor, karalıyor.
Ülke yönetimine halkoyu ile gelmiş meşruiyeti olan kim varsa hepsine veryansın ediyor.
Kim bilir, dinleyiciler kadın olmasa kendini tutamayıp sinkaf da yapacak.
Dikkat ettim de AK Parti'ye oy verenlere adeta "Bidon kafalı", "Göbeğini kaşıyan adamlar" diyor.
Konuşan sanki TSK'nın bir albayı değil, Bekir Coşkun, Yılmaz Özdil, Emin Çölaşan...
Tek kelimeyle yazıklar olsun!
Genelkurmay Başkanlığı bu konudaki haberler üzerine soruşturma açmış.
Soruşturma açtığına göre emir-komuta dışında bir durum söz konusu diye düşünüyor insan.
Böyle düşünmek istiyorum.
Değilse...
Yani bu albayın orada sarf ettiği görüşler TSK'nın resmi görüşü ise, ki buna asla inanmak istemiyorum...
İşte o zaman yandık.
İşte o zaman, "vatan elden gitmiş" de haberimiz yok diye düşünmemek için bir sebep kalmamış olur!
Bu kadar mı düşünebiliyorsunuz, bu kadar mı çalıştırabiliyorsunuz saksıyı?
Toplamış subay-astsubay eşlerini, onlara hangi partiye oy vermemeleri gerektiğini anlatıyor.
Bunu yaparken de çok komik, azıcık aklı zekâsı olan kimsenin itibar etmeyeceği, saçma sapan gerekçeler söylüyor, çok komik biçimde hazırlanmış slaytlar gösteriyor.
Sanıyor ki, bu saçmalıklarla salonda bulunan herkesi ikna edebilecek!
Şöyle bir TSK düşünüyorlar demek ki:
TSK'da bulunan subay-astsubay, diğer görevliler, eşleri, aileleri, çocukları, anaları, babaları vs. hepsi tek tip, aynı tornadan çıkmış kadınlar ve erkeklerden oluşuyor.
Hepsi aynı biçimde düşünür, aynı biçimde giyinir, aynı partiye oy verir, aynı partiye oy vermez...
Konuşmaya bakıldığında rahatlıkla "Bu konuşmayı yapan kişi hangi çağda yaşadığının farkında bile değil" denilebilir.
Anakronik bir metotla medenileri iknaya çalışıyorlar.
Medeni insan böyle saçma sapan konuşmalarla ikna olmaz.
Konuşan kişi sanki TSK'nın bir albayı değil, CHP'nin üst düzey yöneticilerinden birisi...
TSK personeli ve eşleri bu albayın anlattığı ve gösterdiği slaytlardaki manipülasyonlara inanacak kadar çağdışı bir zihniyette olamaz diye düşünüyorum.
Yüzde 99 saçma salak hazırlanmış bir sunum ile kimi ikna edebilirsiniz ki?
Albayımız önüne gelene saydırıyor.
Cumhurbaşkanı, başbakan, başbakan yardımcısı, bakanlar... Cumhurbaşkanının, başbakanın, bakanların çocukları, eşleri...
Adam TSK üniforması altında yüzde bin beş yüz siyaset yapıyor.
Bunu yaparken de "Üstlerimden aldığım emri yerine getiriyorum" diyor.
"Tugay komutanımızın selamı var hepinize" diyor.
"Vatan elden gidiyor, adamlar yüzde 67 ile iktidara geliyorlar" diyor.
Albayın sunumu, ne taktik, ne strateji, ne kurmay zekâsı, ne de azıcık da olsa akıl içermiyor.
Toplamış TSK personel eşlerini düpedüz kara propaganda yapıyor.
Slogan atıyor.
Çamur atıyor, karalıyor.
Ülke yönetimine halkoyu ile gelmiş meşruiyeti olan kim varsa hepsine veryansın ediyor.
Kim bilir, dinleyiciler kadın olmasa kendini tutamayıp sinkaf da yapacak.
Dikkat ettim de AK Parti'ye oy verenlere adeta "Bidon kafalı", "Göbeğini kaşıyan adamlar" diyor.
Konuşan sanki TSK'nın bir albayı değil, Bekir Coşkun, Yılmaz Özdil, Emin Çölaşan...
Tek kelimeyle yazıklar olsun!
Genelkurmay Başkanlığı bu konudaki haberler üzerine soruşturma açmış.
Soruşturma açtığına göre emir-komuta dışında bir durum söz konusu diye düşünüyor insan.
Böyle düşünmek istiyorum.
Değilse...
Yani bu albayın orada sarf ettiği görüşler TSK'nın resmi görüşü ise, ki buna asla inanmak istemiyorum...
İşte o zaman yandık.
İşte o zaman, "vatan elden gitmiş" de haberimiz yok diye düşünmemek için bir sebep kalmamış olur!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)