Erdoğan ve ailesine... Yaşamaktan yorulmadınız mı? Ölüm olmasaydı, hayatın ne anlamı olurdu? Ölüm bir yokoluş ya da yolun sonu değil ki! “Ölüm asude bir bahar ülkesidir birinde.” Öte yandan “Ölüm güzel olmasaydı, ölür müydü peygamber?” Hem “Gideninler memnun olmalı ki, dönen yok seferinden.” Herkes memnun olmasa da bu seferden, bu zorunlu bir süreçtir. Önümüzde Kurban Bayramı var. Kurban (Allah’a yakınlaşma eylemi) ölümü sorgulamak ve hayatı soğurmaktır. Başbakan’ın annesinin vefatını konuşuyoruz. Her gün şehit cenazeleri, ölümle sonuçlanan şiddet eylemleri. Ve cenaze sahiplerinin çığlıkları..
Abdurrahman DİLİPAK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Abdurrahman DİLİPAK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Ekim 2011 Cumartesi
Topyekûn savaş
Bana kalırsa terör de dövizdeki yükseliş de Türkiye’ye karşı savaş açan birtakım odakların işi.
Hem Euro havzasında, hem de ABD’de kriz var diyeceksiniz, sonra da, global krizden en az etkilenen bir ülke olarak sizin paranız aynı dönemde %30 dolayında değer kaybedecek. Bunun bir anlamı var mı?
Merkez Bankası döviz satarak bu çabaları zor boşa çıkartır.. Onlarda bu para ve bizde bu istikamet varken, bu işler bugünden yarına, kolayca çözülecek işler değil. Bu konuda özel yetkili bir savcılığın bu işi soruşturması gerek..
Birileri Merkez Bankası’nın pilini bitirmek istiyor gibi sanki. Erdoğan’ın batıya kafa tutmasının arkasında Merkez Bankası’ndaki döviz stoğunun olduğunu düşünüyor olabilir..
Dövizdeki, özellikle de Amerikan Doları’ndaki yükselişi ile Euro’daki yükseliş arasındaki farkın da makul bir açıklaması yok..
Hem Euro havzasında, hem de ABD’de kriz var diyeceksiniz, sonra da, global krizden en az etkilenen bir ülke olarak sizin paranız aynı dönemde %30 dolayında değer kaybedecek. Bunun bir anlamı var mı?
Merkez Bankası döviz satarak bu çabaları zor boşa çıkartır.. Onlarda bu para ve bizde bu istikamet varken, bu işler bugünden yarına, kolayca çözülecek işler değil. Bu konuda özel yetkili bir savcılığın bu işi soruşturması gerek..
Birileri Merkez Bankası’nın pilini bitirmek istiyor gibi sanki. Erdoğan’ın batıya kafa tutmasının arkasında Merkez Bankası’ndaki döviz stoğunun olduğunu düşünüyor olabilir..
Dövizdeki, özellikle de Amerikan Doları’ndaki yükselişi ile Euro’daki yükseliş arasındaki farkın da makul bir açıklaması yok..
7 Ekim 2011 Cuma
Bu kriz kapitalizmin krizidir
Bakmayın doların ve euronun yükselmesine, batıyorlar.. Bu paraların karşılıkları yok. Nazım Ekren’in, Adım grubun sohbetindeki deyişi ile “karşılık mı dediğiniz, bir galon boya ve iki top kağıt, hepsi bu”. Bu kriz sadece Amerika’nın ve AB’nin değil, kapitalizmin krizidir.. Bu kriz ülkeleri de şirketleri de bireyleri de az ya da çok bir şekilde etkileyecektir..
4 Ekim 2011 Salı
Almanlar konu olunca
2011-10-05
Geçenlerde Barış Meclisinin bir toplantısına katılmak için Ahmet Türk ve Hasan Cemal’le birlikte THY ile Stuttgart’a gitmiştim..
Daha önce lacivert pasaportla İstanbul’daki Fransız konsolosluğuna başvurmuştum, Schengen vizesi için. AİHM’deki davalarımla ilgili görüşme yapmak için, üç haftalık vize vermişlerdi. Yıl 2009, durumu Ankara’daki Fransız elçiliğine ilettim, süreyi uzattılar.. Bu defa da 6 aylık vize vermişlerdi. Daha sonra 1 yıla çıkardılar. Vize almak da bir dert. Ben 40 yıldır Avrupa’ya gider gelirim. Hemen hemen, hem pasaportsuz kalmadım hem de vizesiz geçen pek zamanım olmamıştır. Ama yine de böyle davranıyorlar. O tarihten sonra ne zaman hangi AB ülkesine gitsem girişde yarım saatten fazla bekletiyorlar.. Bazan çıkışta da..
Geçenlerde Barış Meclisinin bir toplantısına katılmak için Ahmet Türk ve Hasan Cemal’le birlikte THY ile Stuttgart’a gitmiştim..
Daha önce lacivert pasaportla İstanbul’daki Fransız konsolosluğuna başvurmuştum, Schengen vizesi için. AİHM’deki davalarımla ilgili görüşme yapmak için, üç haftalık vize vermişlerdi. Yıl 2009, durumu Ankara’daki Fransız elçiliğine ilettim, süreyi uzattılar.. Bu defa da 6 aylık vize vermişlerdi. Daha sonra 1 yıla çıkardılar. Vize almak da bir dert. Ben 40 yıldır Avrupa’ya gider gelirim. Hemen hemen, hem pasaportsuz kalmadım hem de vizesiz geçen pek zamanım olmamıştır. Ama yine de böyle davranıyorlar. O tarihten sonra ne zaman hangi AB ülkesine gitsem girişde yarım saatten fazla bekletiyorlar.. Bazan çıkışta da..
15 Eylül 2011 Perşembe
Kürt sorununa farklı bir bakış
Türkiye bölgede yıldızı parlayan bir ülke.. Ekonomisi, savunması, hukuk düzeni giderek güçleniyor..
Bölgede kaybeden taraf İsrail..
Türkiye İslam birliğini, adaleti, barışı ve özgürlüğü savunmak durumunda ve başarısı buna bağlı..
Peki PKK ne yapıyor, ya da BDP, KCK?. Rüzgara karşı yürümeye çalışıyor..
Oysa Türkiye Kürtler, Kürtler Türkiye için bir şans olabilir. Kürt sorununu barışçı ve kalıcı bir şekilde çözen bir Türkiye, benzer sorunların yaşandığı ülkeler için bir model oluşturacaktır..
Türkiye’yi arkasına alan Kürtler ise bu başarının ortağı olacak. Bölgedeki, Kürt oluşumları için güçlü bir model olacaktır..
Türklerin ve Kürtlerin birbirine karşı kazanacak bir zaferleri yok aslında. Birlikte kazanacakları tek bir zafer var..
Bölgede kaybeden taraf İsrail..
Türkiye İslam birliğini, adaleti, barışı ve özgürlüğü savunmak durumunda ve başarısı buna bağlı..
Peki PKK ne yapıyor, ya da BDP, KCK?. Rüzgara karşı yürümeye çalışıyor..
Oysa Türkiye Kürtler, Kürtler Türkiye için bir şans olabilir. Kürt sorununu barışçı ve kalıcı bir şekilde çözen bir Türkiye, benzer sorunların yaşandığı ülkeler için bir model oluşturacaktır..
Türkiye’yi arkasına alan Kürtler ise bu başarının ortağı olacak. Bölgedeki, Kürt oluşumları için güçlü bir model olacaktır..
Türklerin ve Kürtlerin birbirine karşı kazanacak bir zaferleri yok aslında. Birlikte kazanacakları tek bir zafer var..
24 Ağustos 2011 Çarşamba
Şimdi sıra kimde!
Libya halkı Kaddafi diktatörlüğünden kurtuldu. Bu Ramazan iki bayramı birlikte kutlayacaklar.. Kronolojik olarak sırada Yemen var ve ardından Suriye.. İki bayram arasında iki devrim.. Bu gerçek olur mu bilmiyorum, ama mümkün. Kurban Bayramı’na daha 3 ay var. 6-9 Kasım’a kadar bu iş sürer mi bilmiyorum.. İran sanırım artık gerçeği görmeye başladı. Suriye’de yaşananlar İran için bile artık savunulamaz düzeyde.. Esad bütün kredisini tüketti.. Artık çok geç. Bir şekilde yakalanacak ve eğer o zamana kadar hayatta kalmayı başarırsa, o da Lahey’de hakim karşısına çıkacak ve ülkesinde işlenen cinayetlerin ve yolsuzlukların hesabını verecek.. Bütün darbeciler, diktatörler ve terör örgütlerinin şefleri aynı yanlışı yapıyor.. Esad da onlardan biri.. Keşke Ürdün kralı da sıranın kendisine gelmeden yapması gerekenleri görüp yapsa.
20 Ağustos 2011 Cumartesi
Karanlığın en koyu anı...
Karanlığın en koyu anı, aydınlığa en yakın olduğu zamandır. Kemal ve zeval noktası zirvede buluşur.
Bakmayın yakın planda birçok şeyin kötüye gider gibi gözüktüğüne.. İyi şeyler de oluyor..
PKK yanlış yaptı, güvenlik güçleri hazırlıklarını tamamlamadan onları üzerine çekmeyi denedi, halkı kışkırtacaklardı. Bir gün sonra MGK vardı. Başbakan cuma günü Somali’ye gidecekti.. Elde bir istihbarat vardı, onu değerlendirmek istediler ama sonuçta kendi oyunlarına geldiler..
Asıl operasyon bayramdan sonra.. Bu ani gelişme, PKK için bir gece baskınına döndü.. Ve süreç erken başladı.
Bakmayın yakın planda birçok şeyin kötüye gider gibi gözüktüğüne.. İyi şeyler de oluyor..
PKK yanlış yaptı, güvenlik güçleri hazırlıklarını tamamlamadan onları üzerine çekmeyi denedi, halkı kışkırtacaklardı. Bir gün sonra MGK vardı. Başbakan cuma günü Somali’ye gidecekti.. Elde bir istihbarat vardı, onu değerlendirmek istediler ama sonuçta kendi oyunlarına geldiler..
Asıl operasyon bayramdan sonra.. Bu ani gelişme, PKK için bir gece baskınına döndü.. Ve süreç erken başladı.
10 Ağustos 2011 Çarşamba
Esad nereye koşuyor?
Bana kalırsa Esad Suriye’nin “1 Numara”sı değil. Esad, Suriye derin devletinin kontrolündeki sembolik bir lider.. Daha doğrusu bunun böyle olup olmadığını Davutoğlu görüşmesi sonrasındaki süreç bize gösterecek..
Ahmedinejad’ın Suriye politikası çöktü. İran Türkiye’yi kaybetmeyi göze alamaz.. Böyle bir şey İran için apolitik, kabul edilmesi zor, her anlamda hükümet ve toplumun ağır bir bedel ödemesine sebeb olan çılgın bir karar olur.
Dahası İran’daki muhalefetin oluşturduğu koalisyon, Suriye ve Libya hükümetlerinin politikasına karşı çıkıyor ve muhalefet hareketlerini destekliyor..
Ahmedinejad’ın Suriye politikası çöktü. İran Türkiye’yi kaybetmeyi göze alamaz.. Böyle bir şey İran için apolitik, kabul edilmesi zor, her anlamda hükümet ve toplumun ağır bir bedel ödemesine sebeb olan çılgın bir karar olur.
Dahası İran’daki muhalefetin oluşturduğu koalisyon, Suriye ve Libya hükümetlerinin politikasına karşı çıkıyor ve muhalefet hareketlerini destekliyor..
4 Ağustos 2011 Perşembe
Nerde o günler...
Her yerde her zaman, en az 3 grub vardır.. Ortalama % 30’u ılımlıdır, % 30’u şahin, % 30’u ise ortada, arada, yüzer gezer. Bazen güçlüden yana olurlar, bazen kişisel çıkar, kariyer, hemşehricilik ayağı falan filan.. % 10’unun ise nerede durduğu pek belli olmaz.. % 30’la iktidar olursanız, bu sayı, güçlüden yana olan ve sizden nemalanmak isteyenlerin katılımı ile bir şekilde % 50’yi aşar.. Merkez partilerinde bu hep böyledir.. AK Parti’ye oy verenler kolay kolay geri dönmeyecekler, üstelik bu dönemde çıtalar yükseldi.. Bugün seçim olsa AK Parti’nin % 60 oy alacağı hesabı yapılıyor..
1 Ağustos 2011 Pazartesi
Her şeyi yeniden düşünmek
Hiçbir kurumun itibarı zedelenmemeli.. TSK’nın itibarını zedeleyenler, kurumun zırhına bürünüp, hukuk dışı işler çeviren çetecilerdi aslında.. Basın onları eleştirirken, onların suç ortakları, bunu TSK’ya yönelik bir yıpratma kampanyası gibi göstermeye çalışıyordu. Koşaner de aynı yanlışı yaptı.. Olan oldu. Şimdi her şeyi yeniden düşünme zamanıdır.. TSK, Yargıdaki dosyalarla ilgili istenen bilgi ve belgeleri bir an önce vermelidir.. Ve yargı da durumu sür’atle değerlendirip, en azından bu işle doğrudan ilgisi bulunmayan isimleri, en azından tutuksuz yargılamak üzere serbest bırakmalıdır.. Bu iş bir kan davasına, kör döğüşüne dönmemeli. |
29 Temmuz 2011 Cuma
Gölge etmeyin başka ihsan istemiyoruz
4 general değil, diğerleri de istifa etsin.. % 50’ye kadar yolu var..
Bu eğer orduda yaşanan çarpıklıklar karşısında sorumluluk duygusu ile verilmiş bir kararsa, bravo.. Bu şahsiyetli bir tutum.
Bu kadar şey olurken bilmiyorsanız, orada ne işiniz var? Biliyor ve hiçbir şey yokmuş gibi orada oturuyorsanız, bu da çok saygın bir durum değil.
Tek başına JİTEM konusu bile emekliliklerini istemek için yeter de artar bile..
Bu eğer orduda yaşanan çarpıklıklar karşısında sorumluluk duygusu ile verilmiş bir kararsa, bravo.. Bu şahsiyetli bir tutum.
Bu kadar şey olurken bilmiyorsanız, orada ne işiniz var? Biliyor ve hiçbir şey yokmuş gibi orada oturuyorsanız, bu da çok saygın bir durum değil.
Tek başına JİTEM konusu bile emekliliklerini istemek için yeter de artar bile..
Mehdi mi dediniz?
Herkes Mehdi’yi konuşuyor, Mesih’i konuşuyor, Deccal, Yecüc Mecüc..
Mehdi ve Mesih gelecek, bizi Deccal ve Yecüc Mecüc’den kurtaracak..
Mehdi ve Mesih’e ilişkin inanışlar da, Mehdi ve Mesih dünyayı bugünki belalardan kurtarmak için değil, felaketlerin artık geri dönülemez noktaya gelmesinden, savaş, kıtlık, tabii afetler ve hastalıklarla yeryüzündeki insanların topluca ölmeye başladıkları, savaşların yeryüzünü kapladığı zamanda, Deccal’in fitnesinin ardından bir de Yecüc’ü Mecüc’ü (Gog ve Magog)’un yeryüzünü işgal etmeye başladıkları bir zamanda, Mehdi ve Mesih gelip bizi kurtaracak..
Mehdi ve Mesih gelecek, bizi Deccal ve Yecüc Mecüc’den kurtaracak..
Mehdi ve Mesih’e ilişkin inanışlar da, Mehdi ve Mesih dünyayı bugünki belalardan kurtarmak için değil, felaketlerin artık geri dönülemez noktaya gelmesinden, savaş, kıtlık, tabii afetler ve hastalıklarla yeryüzündeki insanların topluca ölmeye başladıkları, savaşların yeryüzünü kapladığı zamanda, Deccal’in fitnesinin ardından bir de Yecüc’ü Mecüc’ü (Gog ve Magog)’un yeryüzünü işgal etmeye başladıkları bir zamanda, Mehdi ve Mesih gelip bizi kurtaracak..
18 Temmuz 2011 Pazartesi
Terörü bitireni bitirirler (mi)!
Öcalan’n “Terörü bitirirsem beni bitirirler” dediği söylenir..
Öyle de oldu. “Terör bitsin” dedi ve bir el Apo’nun ipini çekti.. Çünki terörün devam etmesi gerek..
Bu el devletin içinde. Ergenekon ve Balyoz iddianamesi iyi incelenirse, bu elin nerede olduğu görülecektir.. Ve bu eli tutan başka eller de var.. ABD, İngiltere, Rusya, İsrail..
ABD bu konuda Ankara ile bir mutabakata varma noktasndayd ki, birileri sürece çomak soktu..
Apo artk devre dş.. BDP’liler, KCK’llar da dinlemiyor sanki Apo’yu. “Biji Apo” sloganlarn artk daha az duyacağz. Apo posterleri indirilecek..
“Kürt halknn özgürlük mücadelesi” denen şey birileri tarafndan ABD’den alnp İngiltere ve İsrail’e peşkeş çekiliyor sanki.. Birileri kan ve gözyaş aksn istiyor.. Birileri bizim, bu ülkenin çocuklarnn kanlar ve gözyaşlar üzerine kendilerine iktidar ve servet üretmek istiyor..
Yine birileri bu kanl senaryoyu kulağa hoş gelen argümanlarla süslüyor.. Ve halk kendi celladn alkşlarcasna, üretilen örgüt ve liderlerin peşinden gidiyor.
Unutmamak gerekir ki, “ağuyu altn tas içre sunarlar, bal da onun suç ortağ”dr..
Unutmayalm ki, Kürtleri terörist ilan edip, en temel haklarna kavuşmalarn engelleyenlerle, Kürtleri haklarna kavuşmalar için onlara ayrlkç fikirler empoze eden, ellerine silah vererek onlar teröre sevk edenler ayn kişiler, ayn çevrelerdir..
Biz bunu daha önce sağ – sol kavgasnda, Alevi Sünni çatşmasnda da gördük..
Sağ ve sol kahvehaneler ayn silahlarla tarand. Ergenekonda, Balyozda bunu göreceksiniz..
CHP, MHP, BDP ya da İP arasnda fazla bir fark yok..
Öyle de oldu. “Terör bitsin” dedi ve bir el Apo’nun ipini çekti.. Çünki terörün devam etmesi gerek..
Bu el devletin içinde. Ergenekon ve Balyoz iddianamesi iyi incelenirse, bu elin nerede olduğu görülecektir.. Ve bu eli tutan başka eller de var.. ABD, İngiltere, Rusya, İsrail..
ABD bu konuda Ankara ile bir mutabakata varma noktasndayd ki, birileri sürece çomak soktu..
Apo artk devre dş.. BDP’liler, KCK’llar da dinlemiyor sanki Apo’yu. “Biji Apo” sloganlarn artk daha az duyacağz. Apo posterleri indirilecek..
“Kürt halknn özgürlük mücadelesi” denen şey birileri tarafndan ABD’den alnp İngiltere ve İsrail’e peşkeş çekiliyor sanki.. Birileri kan ve gözyaş aksn istiyor.. Birileri bizim, bu ülkenin çocuklarnn kanlar ve gözyaşlar üzerine kendilerine iktidar ve servet üretmek istiyor..
Yine birileri bu kanl senaryoyu kulağa hoş gelen argümanlarla süslüyor.. Ve halk kendi celladn alkşlarcasna, üretilen örgüt ve liderlerin peşinden gidiyor.
Unutmamak gerekir ki, “ağuyu altn tas içre sunarlar, bal da onun suç ortağ”dr..
Unutmayalm ki, Kürtleri terörist ilan edip, en temel haklarna kavuşmalarn engelleyenlerle, Kürtleri haklarna kavuşmalar için onlara ayrlkç fikirler empoze eden, ellerine silah vererek onlar teröre sevk edenler ayn kişiler, ayn çevrelerdir..
Biz bunu daha önce sağ – sol kavgasnda, Alevi Sünni çatşmasnda da gördük..
Sağ ve sol kahvehaneler ayn silahlarla tarand. Ergenekonda, Balyozda bunu göreceksiniz..
CHP, MHP, BDP ya da İP arasnda fazla bir fark yok..
17 Temmuz 2011 Pazar
Benim ordum bu mu?
Böyle bir şey olabilir mi? Eşi başörtülü diye başarılı bir subayı YAŞ kararı ile ordudan atacaksın, öte yandan da, darbe yapmak, çete oluşturmak, cinayet işlemek için plan yapmakla suçladığın, tutuklu paşaların terfisini konuşacaksın..
Bu suçlardan sanık paşaları görevlerinden almayacaksın..
Tamam sanık.. Genelkurmay Başkanı ya da Kılıçdaroğlu’nun evini soyan bir hırsız, güvenlik kamerası ile tesbit edilse, evinde yapılan aramada çalınan malzemeler bulunsa, parmak izi, telefon konuşması kayıtları da bulunsa ve daha sonra yakalansa, sonra da stres, panik derken kalp krizi geçirip hastaneye yatsa, bu adam da sanıktır.. Mahkeme kararı olmadığı için, masum sayılır.. Ama daha ilk günden itibaren sanık, şüpheli, zanlıdır..
Hırsız evi soyarken yanında başkaları da varsa, arabayı kullanan, çevrede gözcülük yapan birileri mesela, kaçarken mesela havaya ateş de açmışlarsa, o zaman o kişilerin de yakalanıp ifadelerinin alınması gerekir karardan önce. Davaları ana davadan ayrılmadan mahkeme karara gitmeyecektir.. Tanıkları, suça ve suçluya yardım ve yataklık edenleri dinlemek isteyecektir..
Bu suçlardan sanık paşaları görevlerinden almayacaksın..
Tamam sanık.. Genelkurmay Başkanı ya da Kılıçdaroğlu’nun evini soyan bir hırsız, güvenlik kamerası ile tesbit edilse, evinde yapılan aramada çalınan malzemeler bulunsa, parmak izi, telefon konuşması kayıtları da bulunsa ve daha sonra yakalansa, sonra da stres, panik derken kalp krizi geçirip hastaneye yatsa, bu adam da sanıktır.. Mahkeme kararı olmadığı için, masum sayılır.. Ama daha ilk günden itibaren sanık, şüpheli, zanlıdır..
Hırsız evi soyarken yanında başkaları da varsa, arabayı kullanan, çevrede gözcülük yapan birileri mesela, kaçarken mesela havaya ateş de açmışlarsa, o zaman o kişilerin de yakalanıp ifadelerinin alınması gerekir karardan önce. Davaları ana davadan ayrılmadan mahkeme karara gitmeyecektir.. Tanıkları, suça ve suçluya yardım ve yataklık edenleri dinlemek isteyecektir..
16 Temmuz 2011 Cumartesi
Kandillere katran döktü geceler
Dün Beraat Kandili idi değil mi? KANDİL’den Kandil tebriği geldi.. Ama kanla.. DERİN bir süreçten geçtikten sonra bize ulaştı sanıyorum bu tebrik. Aksilik bu ya, Diyarbakır’da 13 er yanarak can verirken, iki subay da eğitim uçağı ile denize çakılarak hayatını kaybetti.. Şimdi bakıyorum, İstanbul’da polisle çatışma bir kişi ölü ele geçirilmiş.. Diyarbakır’daki yangında bir düzine de yaralı var.. Birkaç gündür arkası arkasına sivil ve askerler kaçırılıyor. O da yetmedi Demokratik Toplum Kongresi “Demokratik Özerlik” ilan ediyor. |
12 Temmuz 2011 Salı
JİTEM
Hani böyle bir kuruluş yoktu?. Varmış işte.
Yıllar önce Teoman Koman “Yok böyle bir şey” deyince, ben “Ya bilmiyor, ya da yalan söylüyor” diye yazdım. O da beni mahkemeye verdi..
Koman’la da mahkemelik oldum.
Bugüne kadar hep “Yok” dediler. İnkar yolunu seçtiler. Ama varmış. Bugünkü Ergenekon ve Balyoz davası sanıkları da aynı yolu takip ediyorlar..
Kadrolu personelleri var, arazide silahlı adamları var. Sayıları on binle ifade ediliyor, ama “yok”lar..
Mahkemeye geliyor, adam “JİTEM elemanıyım” diye ifade veriyor, imza atıyor.
Ama Jandarma “Yok” diyor..
Peki şimdi ne olacak? Meğerse varmış.
Varolmasına var da, JİTEM adlı oluşumun, İçişleri Bakanlığı’nın onayı olmadan ve Genelkurmay Başkanlığı’nın görüşü alınmadan, Jandarma Genel Komutanlığı’nın kendi inisiyatifiyle kurulduğu tespit edilmiş.
Peki ne olacak şimdi? Bu kadar kişiye silah ve para dağıtacaksın, operasyon yapacaksın, ama hukuk önünde böyle bir örgüt “yok” hükmünde..
Yıllar önce Teoman Koman “Yok böyle bir şey” deyince, ben “Ya bilmiyor, ya da yalan söylüyor” diye yazdım. O da beni mahkemeye verdi..
Koman’la da mahkemelik oldum.
Bugüne kadar hep “Yok” dediler. İnkar yolunu seçtiler. Ama varmış. Bugünkü Ergenekon ve Balyoz davası sanıkları da aynı yolu takip ediyorlar..
Kadrolu personelleri var, arazide silahlı adamları var. Sayıları on binle ifade ediliyor, ama “yok”lar..
Mahkemeye geliyor, adam “JİTEM elemanıyım” diye ifade veriyor, imza atıyor.
Ama Jandarma “Yok” diyor..
Peki şimdi ne olacak? Meğerse varmış.
Varolmasına var da, JİTEM adlı oluşumun, İçişleri Bakanlığı’nın onayı olmadan ve Genelkurmay Başkanlığı’nın görüşü alınmadan, Jandarma Genel Komutanlığı’nın kendi inisiyatifiyle kurulduğu tespit edilmiş.
Peki ne olacak şimdi? Bu kadar kişiye silah ve para dağıtacaksın, operasyon yapacaksın, ama hukuk önünde böyle bir örgüt “yok” hükmünde..
11 Temmuz 2011 Pazartesi
Madem girecektiniz, niye bu kadar nazlandınız?
Bu isimleri aday gösterirken bunun böyle olacağı belliydi.. Sonunda kazdığınız kuyuya düştünüz. Aslında bu bir kriz planı idi, arkası getirilemedi.. CHP, MHP, BDP dar sahada paslaşacaktı.. MHP ilk günden geri adım attı. CHP bu işin geri teptiğini geç de olsa farketti ama geri dönüş için aradaki köprüleri atmış, bu işe büyük bir vecd içinde sahip çıkmıştı. AK Parti’ye diz çöktüreceklerdi.. CHP’nin estirdiği rüzgara BDP’de kandı.. BDP’liler kayıt bile yaptırmadılar.. |
30 Haziran 2011 Perşembe
O İKİ YARGIÇ
Tufan Türenç, mahkemeyi 1’e karşı 2 oyla verdiği kararda ideolojik ve politik davranmakla suçluyor.. Yargıçların “İdeolojik ve militanca karar verdiklerini” söylüyor. Peki itiraz üzerine verilen 2. karar ne oluyor? Bunların hepsi kıdemli yargıçlar değil mi? HSYK daha yeni değişmedi mi? CHP’lilerin tavrı belli. En iyi bildikleri şeyi yapıyorlar. Kriz çıkartıyorlar.. Aslında bu kişileri aday gösterirken bunun böyle olacağı belli idi. Kriz çıksın istiyorlardı, başardılar. Peki, daha önce Erdoğan şiir okudu diye (Darbe yapmak, çete oluşturmak değil) mahkum edip “artık muhtar bile olamayacak” diye zil takıp oynayanlar kimdi.. |
26 Haziran 2011 Pazar
Cennette mekan ve seçim sonrası Türkiye
Yok, hayır TOKİ evlerinden söz etmeyeceğim.. Umre yazılarına devam.. Demem o ki, çocuğunuzun üniversiteye ya da bir işe girmek için çalıştığı kadar siz cennete girmek için çalışıyor musunuz? Tabii Allah rızası için ilim tahsil etmek de ibadettir elbette. Mesela TOKİ evleri için, kira öder gibi ödediğiniz bedel kadar cennete bir köşk almak için bedel ödüyor musunuz? Bu dünyada yaptıklarımız ve yapmamız gerekirken yapmadıklarımızla, söylediklerimiz ya da söylememiz gerekirken söylemediklerimizle, ya kendi cennetimize sırtımızda tuğla taşıyor olacağız, ya da kendi cehennemimize sırtımızda odun taşıyacağız.. Allah bizi, mallarımız, canlarımız, sevdiklerimizle, artırarak ve eksilterek imtihan edecektir.. TOKİ’den ev alırken bir sözleşme imzalıyorsunuz değil mi, eğer o taahhüde sadık kalırsanız ev sizin. Ama değilse öyle bir hakkınız olmayacaktır. |
23 Haziran 2011 Perşembe
Mekke’den dünyaya bakmak
Geldiğimiz günden beri nefes nefese bir koşuşturmanın içindeyiz.. Salı sabahı sabah namazından hemen sonra çıktık, Mekke-i mükerremeye geldik, tavaf, say derken gece yarısı oldu. Sabah kalktığımızda günün yorgunluğu vardı.. Ama tabi, umre yapmanın heyecanı da.. Yaşlı annesi ve küçük çocuğu ile, eşi ile birlikte umreye gelen baba, diğer umrecilerden 2 kat fazla koşuşturdu. Küçük kız Safa ile Merve arasında koşup gidiyor, yaşlı nine zor hareket ediyor. Baba ikisi arasında koşup duruyor. Sanki iki kat fazla say yaptı bu koşuşturma ile.. |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)