Fikret ERTAN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fikret ERTAN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Haziran 2011 Çarşamba

İsrail hazırlanırken

İsrail Gazze'ye 2. Özgürlük Filosu'nu karşılamak, engellemek ve durdurmak amacıyla kendine göre en iyi şekilde hazırlanıyor.

Nitekim, bu yazıyı yazdığımız gün İsrail donanması bu hazırlıkların önemli bir parçası olarak büyük bir tatbikat yapıyordu. Haberlerde, donanmanın hükümet emri uyarınca Filo'ya karşı alınacak tedbirleri muhtemel senaryolara göre tatbik edeceğine işaret edilirken Mavi Marmara faciasından çıkarılan derslerin de gözden geçirileceği bildiriliyordu. Tatbikata kaç geminin katıldığından söz edilmezken katılan birlikler arasında özel kuvvetlerin ve donanma özel komando birliği olan Şayetet-12'nin (12. filo) yer aldığının altı çiziliyordu. Bu birlik malum Mavi Marmara'ya saldıran birlikti.
Başka haberlerde ise donanmanın keskin nişancı timlerini ve özel köpekli saldırı birliklerini de muhtemel operasyonlar için hazır tutmaya başladığı bildiriliyor. Keskin nişancıların görevi anlaşılan komandolar gemilere çıkmadan önce kendilerine karşı çıkmaya hazırlananları önceden saf dışı etmek oluyor. Saldırı köpeklerinin de aynı amaçla komandolar gemilere çıkmadan önce ya havadan indirilecekler ya da botlardan gemilere çıkarılacaklar ve saldıracaklar.
Bunlara ilaveten başka hangi tedbirler alınıyor, bilmemize imkân yok elbette. İsrail donanma yetkilileri bu konuda birçok sürprizler hazırladıklarını öteden beri söylüyorlar. Bunlarla muhtemelen caydırıcılık da sağlamaya çalışıyorlar. Ancak, hangi amaçla olursa olsun filo İsrail sürprizlerine mutlaka hazır da olmalı, akla gelen ya da gelmeyen sürprizleri mutlaka şimdiden hesaba almalı. Bu meselenin bir yönü; diğer yönü de İsrail'in 15 kadar özgürlük gemisine aynı anda nasıl müdahale edeceği noktasında odaklanıyor. Filo yetkilileri muhtemelen İsrail'in 15 gemi ile aynı anda baş edemeyeceğini düşünüyorlar. Ancak, böyle düşünüyorlarsa yanlış hesap yaparlar; zira İsrail'in 15 gemi ile aynı anda baş edebilecek araç ve imkanları mevcut.
Bu çerçevede, İsrail donanma envanterine baktığımızda söz konusu özgürlük gemilerinin önlerine çıkabilecek çok sayıda gemiye sahip olduğu görülüyor. Mesela bunların arasında 42 adet modern devriye gemisi, 10 füze fırkateyni, 3 korvet tipi büyük savaş gemisi ve 3 denizaltı var. Ayrıca, sayıları bilinmeyen miktarda çok hızlı Zodiac tipi lastik botlar ve başka tip botlar da envanterde yer alıyor. Özellikle Dabur, Şaldag, Dvora ve Süper Dvora sınıfı devriye gemileri ve Rafael Protector adlı insansız deniz devriye araçları bu bağlamda İsrail'in kullanabileceği gemiler olarak akla hemen geliyor. Gemilere ilaveten helikopter filoları ve hatta savaş uçakları bile İsrail'in bu bağlamda başvurabileceği araçlar olarak ortada duruyor. Hatırlarsanız, Mavi Marmara'ya hem helikopterler hem de Zodiac'lardan müdahale edilmişti.
Gemiler, botlar, helikopterler, savaş gemilerine ek olarak İsrail'in elektronik savaş vasıtalarını da sahaya süreceği bugünden aşikâr. Denizaltından da kim bilir neyi yapmayı planlıyor, bu konuda hangi hazırlıkları yapıyor, tahmini zor. Bunlar şüphesiz bizim alanımız dâhilinde olan konular değil; bu konularda kimler uzmansa bunları onlar düşünecekler, gereğini yapacaklar. Bizimki sadece medyada okuyup gördüklerimizi kendi bakış açımızın süzgecinden geçirerek aktarmak, ilgilileri önceden uyarmaktan başka bir şey değil. Biz ancak bu kadarını bilebilir ve söyleyebiliriz. Yeri gelmişken İsrail'in diplomatik olarak da muhtemel olay ve gelişmelere karşı hazırlandığını da söyleyebiliriz.
Bütün bunları da Türkiye'nin başına yeni bir problem çıkmaması endişesiyle söylüyoruz ve ilgilileri şimdiden uyarmaya çalışıyoruz. Biz bu konularda bu kadar hassasız; zira kim olursa olsun, hangi amaçla hareket ediyorsa etsin biz hiç kimsenin, hiçbir sivil ya da başka tür kuruluşun Türkiye'yi İsrail karşısında küçük düşürmesini istemiyoruz. Buna hiç kimsenin, hiçbir kuruluşun hakkının olmadığını bir kere daha vurguluyoruz. İsrail hazırlanırken Türkiye, Türk hükümeti ve diğerleri de her türlü ihtimale karşı şimdiden hazırlanıyordur herhalde.

13 Mart 2011 Pazar

Libya'nın milyarları...

Libya zengin bir ülke. Zenginliği de elbette petrol gelirlerinden.

Bu gelirlerin ne kadarı, nereye gidiyor, ne kadarı ülke için harcanıyor, ne kadarı Kaddafi ve çevresinin kontrolünde, söylemesi çok zor. Liderlik kadrosu dışında herhalde hiç kimse bu konuda net ve sağlıklı bir şey söyleyemez. Ne var ki, buna rağmen Libya'nın yurtdışı banka hesapları, yatırımları ve mali fonları konusunda belli rakamlar da telaffuz edilmiyor değil. Nitekim gerek BM Güvenlik Konseyi'nin aldığı son 1970 sayılı müeyyide kararı, gerekse Amerika ve Avrupa Birliği'nin tek taraflı yürürlüğe koydukları kendi müeyyidelerinden sonra ortalıkta bazı rakamlar dolaşmaya başlamış bulunuyor.
Amerikan Maliye Bakanlığı kaynaklarına göre, Libya'nın Amerikan mali sisteminde dondurulan mali varlıkları 32 milyar dolar civarında. Geçen cuma Başkan Obama'nın imzaladığı başkanlık kararnamesi ile yürürlüğe giren bu dondurma Libya devletine ait mali varlıkları kapsıyor ve Amerika'da bugüne kadar dondurulan en büyük yabancı varlık olarak temayüz ediyor. Söylenenlere göre, bugüne kadar Amerikan yönetimi böylesine büyük bir mali müeyyide kararı hiç almamış bulunuyor.
Müeyyide konan ya da dondurulan bu varlıkların büyük ölçüde Libya devletine ait mali fonlardan ve yatırım kaynaklarından meydana geldiği söyleniyor. Esasen bu fonlar ve yatırım kaynakları moda deyimiyle son yıllarda ortaya çıkan 'egemen servet fonları' denen ve petrol zengini ülkelerin gelir fazlalarını yabancı ülke ve piyasalarda değerlendirme teşebbüsleri olarak da ifade edilebilir. Libya söz konusu fonları ve yatırımları kısa adı LIA olan Libya Yatırım Kurumu (Libyan Investment Authority) adlı kurum ile gerçekleştiriyor, yönlendiriyor. 2006 yılında Trablus'ta ihdas edilen bu kurum petrol ve gaz gelirleri fazlalarını tarımdan emlakçılığa, enerji yatırımlarından hisse senetleri ve senet alımlarına kadar pek çok alanda değerlendiriyor.
Çeşitli kaynaklara göre, LIA bugün 70 milyar dolar civarında bir mali kaynağı kontrol ediyor ve birçok yabancı şirket ya da kuruluşta hisse sahibi durumunda bulunuyor. Bu konuda akla hemen gelenler arasında mesela İngiliz The Economist dergisi ile The Financial Times gazetesinin yayımcısı Pearson Grubu var. LIA, Pearson'da yüzde 3'lük hisseye sahip. Şirket son birkaç gün önce LIA'nın hissesini dondurduğunu ve kâr payı ödemeyeceğini duyurmuştu.
LIA'nın başka ülkelerde de yatırımları elbette var. İtalya bu konuda hayli önemli bir konuma sahip. Unicredit adlı İtalyan bankasındaki LIA payı yüzde 7. Juventus futbol kulübünde ise yine yüzde 7 hissesi var. Muhtemelen adları açıklanmayan birçok başka şirket ya da kuruluşta da LIA önemli hisselere sahip bulunuyor. Bunları da açıklandıkları ya da ortaya çıktıkları zaman öğrenebileceğiz elbette.
Amerika 32 milyar dolarlık Libya varlığını dondurduğuna göre herhalde bu ülke Libya fonları ya da varlıkları bakımından birinci ülke konumunda bulunuyor. Avrupa Birliği'nde LIA'nın ne kadar parası var, henüz belli değil. Arap ülkelerinde ya da başka ülkelerdeki varlıkları da soru işareti olarak ortada duruyor.
Kısacası, bugün LIA'nın 70 milyar dolarlık varlığı gündeme gelmiş bulunuyor. Bunun büyük bölümü herhalde dondurulmuş durumda. Bunların ne zaman ve hangi şartlarda serbest bırakılacakları da bugün en az Kaddafi ve çevresinin akıbeti kadar önem taşıyor. Esasen Kaddafi gitse de gitmese de Libya'nın yabancı ülkelerdeki mali varlıkları uzun süre büyük bir tartışma konusu ve problem olarak kalacak; zira Kaddafi gitmediği takdirde (ki biz eninde sonunda gidecek, diyoruz) fonları donduranlar bu fonları asla serbest bırakmayacaklar; gittiği takdirde ise bunların aidiyetleri de tartışılacak ve belki de yıllarca sürecek adli süreç devreye girecek.
Esasen bu fonların kimin ya da kimlerin kontrolünde olduğu da bilinmiyor. İleride belki hiç akla gelmeyen şahıslar ya da kurumlar bunların üzerinde hak da talep edebilirler. Bunu da bekleyip görmek gerekiyor. Libya'nın milyarlarının ileride büyük bir kavgaya yol açacağı, bunun sonuçlarının çok önemli olacağını bugünden söylemek herhalde kehanet olmaz. Bakalım, bu milyarların akıbeti ne olacak?