Ali KARAHASANOĞLU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ali KARAHASANOĞLU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ekim 2011 Pazar

Sen devam et Rutkay Aziz!

Sen devam et, sinemanın sadece “barış sanatı” olduğunu sanmaya.. Öyle aktarmaya..
Sinema üzerinden halkın inançlarının nasıl değiştirilmeye çalışıldığını görmezden gelip, sen devam et, “barış sanatı” söylemine..
Sen devam et, 1970’li yılların teröristi Ertuğrul Kürkçü’nün milletvekili olabilmesi için destek vermeye..
“Barış” de..
Ama eline silah alanları destekle..
Sen devam et, Rutkay Aziz..
Barış ve silah... Barış ve anarşi... Barış ve devletin askerine silahla karşı koyma..
Yan yana gelmesi mümkün olmayan bu kavramları, bir araya getir Rutkay Aziz..
Sen devam et bu söylemine Rutkay Aziz..
Destekleyecek başka bir aday bulamamışçasına, Ertuğrul Kürkçü’nün milletvekili seçilmesine destek ol..
Sonra “barış”dan bahset..

1 Temmuz 2011 Cuma

Kemal bey, Hıdır’ı ne zaman milletvekili yapacak?

 
Hıdır da kim diyeceksiniz.
Kemal beyin yeğeni.
Dün akşam saatlerinde geçen ajans haberlerine göre, dört küçük kız çocuğuna cinsel istismar suçundan, Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 20 yıl hapis cezasına mahkum edilmiş.
Tabii ki; suç ve ceza şahsîdir.
Ama Mehmet Haberal’ın, yargı tarafından cezalandırılması veya beraat ettirilmesini beklemeden, tahliye yolunu açmak için fiilen zorlamalar yapmaya kalkışan Kemal beye, Hıdır’ı da milletvekili seçtirerek, cezaevinden çıkarmasını önermenin, hiç sakıncası olmasa gerek!
Yeğen Hıdır, her ne kadar mahkumiyet kararı almış ise de, cezası henüz kesinleşmemiş.

26 Haziran 2011 Pazar

AK Parti’nin korkaklığı mı CHP-BDP’nin şirretliği mi?

 
Ergenekon yapılanmasının Türkiye’yi getirdiği yeri görüyor musunuz?
Bu ülkede, 40 bin kişinin katili PKK terör örgütünün değişik versiyonlu yapılanması olduğu ileri sürülen KCK’dan sanık olanlar; sadece sanık değil, ayrıca tutuklu olanlar, milletvekili olmak için aday gösterildiler..
Hatta seçildiler.
Bu ülkede, seçimlerle iş başına gelen hükümetleri devirmeye çalışmak, bunun için kaos çıkartmak, bu yolda provokasyon olaylarına imza atmakla suçlanan örgütün yönetim kadrosundan oldukları ileri sürülen Ergenekon sanıklarından üçü, CHP ve MHP’den aday gösterildiler..
Hatta seçildiler..
Ömür boyu hapis cezası istemi ile yargılanan insanlar, aday gösterilebiliyor ve seçilebiliyor.
Ama ya başörtülüler?
Onları aday gösterecek, seçilecek sıradan aday yapacak kimse çıkmıyor..

8 Haziran 2011 Çarşamba

Üç tane bilgisayar alamayan ülkeyi nasıl yönetecek?


Önceki akşam, bir özel tv kanalında, Kemal Kılıçdaroğlu şöyle anlatıyordu aile sigortasını: “Ben eski hesap uzmanıyım. Yıllarımızı verdik bu konuda. Faik Öztrak hazinede yıllarını verdi. Merkez Bankası’nda, BDDK'da görev yapmış arkadaşlarımız var. Bu raporu hazırladıktan sonra bizim gibi düşünmeyen akademisyenlere de sorduk. Onun üzerine bunu kamuoyuna açıkladık. 600 lira en düşük rakam. Çocuk sayısına göre de bu değişebilecek.”

Seçime şunun şurasında üç gün kaldı.

Üç gün sonra, kimse CHP'nin aile sigortasını konuşmayacak ama..

Bu üç günlük sürede, belki birileri ümide kapılır diye, CHP'nin internet sitesinden, aile sigortası adı altında yapılmak istenen yardımın gerçek rakamlarını, sizin için indirdim.

“En yoksul grupta yer alanlar” başlığı altında, bakın kime ne yardım yapılacakmış:

“En yoksul grupta yer alan tek ebeveynli bir aile: 190 TL.”

Hani nerede 600 TL?

Hani nerede, en azı 600 TL iddiası?

Demek ki ne imiş?

En azı 190 TL imiş.

Bir sonraki ihtimal:

“En yoksul grupta yer alan çift ebeveynli bir aile: 250 TL.”

Eeee.. Bu da 600 TL'nin çok çok altında..

Olsun canım, bizdeki ahlaksız medyanın sayesinde.. Kemal beyi şişirecek malum satılık kalemlerin sayesinde, 190 TL/250 TL; “asgari 600 TL”olarak takdim edilecek..

Sakin görüntülü diş sökücüsüne kimse sormuyor: “Senin kendi programında bile asgari yardım 600 TL değil. Senin söylediklerine mi inanacağız, yoksa resmi internet sitende yazılı tablo halinde açıkladığın rakamlara mı?”

Diş sökücüsü Kemal bey de, herkesi uyutuyorum kanısı ile, meydanı boş bulmuş, palavralarına devam ediyor.

“600 TL” diyor ama, onunla da sınırlı kalmıyor. “Çocuk sayısına göre artacak” diyor Kemal bey..

Onun sözüne inanıp, “Çocuklu bir aileden de örnek versene.. Bakalım çocuk sayısına göre ne kadar” diyenler çıkabilir..

CHP’nin resmi açıklamasından, birebir aktarıyorum:

"En yoksul grupta yer alan tek ebeveynli bir aile + 1 çocuk: 350 TL.."

Haydaa.

Aileye çocuk da katıldı ama.. Ortada yine 600 TL'ye yaklaşan bir rakam yok.

Kemal beyi dürüst sananlar, yine bize yüklenecekler: “Ama verdiğin rakam, tek anne-babası olan aile.. Hem annesi, hem babası hayatta olan aileye, belki 600 TL verecektir Kemal bey” diyecekler..

Onun da rakamını verelim.

"En yoksul grupta yer alan çift ebeveynli bir aile + 1 çocuk: 375 TL"

Ne oldu?

Yine ortalıkta 600 TL'ye yaklaşan bir rakam yok değil mi?

Kemal bey bu işte..

Milletin gözünün içine baka baka, "600 lira en düşük rakam. Çocuk sayısına göre de bu değişebilecek" diyor..

Sonra 1 çocuklu anne-babanın alacağı yardımın 600 TL bile olmadığı ortaya çıkıyor.

“İki çocuk varsa, o zaman yardım belki ikiye katlanıyordur” diye ümit içindesiniz değil mi?

O rakamları da verelim..

"En yoksul grupta yer alan çift ebeveynli bir aile+2 çocuk: 500 TL:"

Demek ki Kemal beyin anlatımları, palavra imiş..

¥

Kemal beyin sakin anlatımından, onu yere göğe sığdıramayanlar var..

Onun nasıl birisi olduğunu anlamak için, şu sözlerini aktarmak yeter..

Tarih: 7.10.1998. Haberin yayınlandığı gazete: Hürriyet. Başlık şöyle: “Klçdaroğlu: SSK emekliye 2 trilyon fazla ödeme yapt”

Söyleyen, SSK’nın genel müdürü.. Fazla ödemeyi yapan kurumun genel müdürü.

Ve bunu rahat rahat söylüyor.

Hiç utanma yok. Azıcık bir üzüntü hissi yok..

Haberin içinde, daha vahimi de var..

Fazla ödemenin sebebi, Kemal beyin ağzından şöyle izah ediliyor: “Bilgisayara geçişin gecikmesi nedeniyle Kurumumuz son 6 ylda toplam 2 trilyon lira fazla emekli maaş ödemesinde bulundu.”

Beyefendinin “son altı yıl” dediği dönemin tamamı, kendisinin dönemi..

Görüyor musunuz işi?.. Beyefendi SSK’ya bilgisayar alamıyor. Ve bu sebeble mükerrer ödemeler yaparak, kurumun kasasından 2 trilyon haksız yere para çıkıyor.

Şimdi söyler misiniz, genel müdürü olduğu kuruma üç tane bilgisayar alamayan adam, bu ülkeyi nasıl yönetecek?

Üç tane bilgisayar alamadığı için 2 trilyon lira zarara sebeb olan, Türkiye’yi yönetmeye kalkarsa, nelere mal olacak?

24 Mayıs 2011 Salı

CHP, BDP ve PKK elele!

CHP ile BDP elele.. Yanlarında da KCKadı altındaki örgütlenmesi ile PKK var.
Niye böyle söylüyorum?
Çünkü “örgütün emri ile kepenk indiren”, “örgütün emri ile kepenk açan Hakkari’deki esnaf”, AK Parti mitinginde kepenkleri indirmiş. CHPGenel Başkanı geldiğinde ise kepenkleri açmış.
Ne diyelim, hayırlı uğurlu olsun.
Olsun da, benim anlamadığım bir konu var.
Bu mesajla,Hakkarililer ne demek istediler?
“CHP iktidarı döneminde bölgemizde yaşanan 18 bin faili meçhul cinayete onay mı vermiş oldular? CHP iktidarı döneminde hesabı sorulmayan, Mardinli vatandaşlara dışkı yedirilme olayına onay mı verdiler?”
Dışkı yedirilmesine onay mı veriyorlar ki, dışkı yedirenleri mahkemeye sevkeden “AKParti’ye protesto”, dışkı yedirenleri sorgulamayan “CHP’ye destek” veriyorlar!
Kimbilir, örgütün bir bildiği mutlaka vardır.
Kemal Bey’e destek verdiklerine göre, Silivri’de yargılanan Ergenekonculara da sempati ile bakıyorlar demektir.
Öyle ya; CHPGenelBaşkanı Kemal Bey, “Örgüt nerede, söyleyin de gidip, üye olayım” demişti.
O örgütü, en iyi Hakkarililer bilmeliydi..
Olağanüstü Hal’de, Ergenekon isimli derin örgütün yargısız infazlarından, en büyük zararı onlar görmüş olmalılar..
Ama; gördükleri zararı unutmuşlar, Ergenekon’a sahip çıkan CHP’ye destek veriyorlar!
Ne diyelim, haydi hayırlısı!

CHPGenel Başkanı, PKK emri ile kapanan kepenkler için şöyle demiş: “Kepenk kapanıyorsa, kepengi kapatandan çok, siyasi iktidarın şunu düşünmesi lazım: ‘Bu kepenkler neden kapanıyor? Siz, kapanan kepenklerden dolayı esnafı, yerel yöneticileri suçlayacağınıza, dönüp kendinize bakmanız lazım. Bir neden var bunda, bir sorun var burada.”
Bu söylem, size tanıdık geliyor değil mi?
BDP’liler de, kınayamadıkları terörist saldırılar sonrasında ne diyorlar: “Kürtler dağa çıkmışlarsa, burada bir sorun var demektir. Karakollara saldırı varsa, burada bir sorun var demektir.”
Yaklaşım aynı..
BDP ile CHPaynı çizgide.
İkisi de, olaylara, “PKK saldırıyorsa, bir sorun var demektir. Saldırandan çok, saldırtana bak” mantığı ile yaklaşıyorlar.
“Uluslararası şer güçlerinin ittifakı ile bir oyun oynanıyor” penceresinden olaylara bakmaya hiç niyetli değiller.
Zorla kepenk indirtiliyor, insanlar tehdit ediliyor, CHPGenel Başkanı ise, “Demek ki sorun var” diyerek, “örgütün tehditlerini meşru” görüyor.. Haklı gibi göstermeye çalışıyor!

Kemal Bey Hakkari’de diyor ki, “Kimsenin, halkın oylarıyla seçilmiş belediye başkanlarını aylarca hapiste tutmasını istemiyoruz.”
BDP’ye sahip çıkarak, oy toplayacağını sanıyor. Ama o belediye başkanlarına yönelik suçlamaların, aslında BDP’lilikten de ayrı, PKK lehine çalışma olduğunu unutuyor.
Kemal Bey, PKKsanıklarına sahip çıkıyor.
Ama, “PKK’lılara sahip çıkma”nın adını “seçilmiş belediye başkanı” olarak koyuyor.
Seçilmiş belediye başkanlarına sahip çıkacak idiysen, 1999’da seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Tayyip Erdoğan’ı hapse atan Yargıtay üyesi Naci Ünver’in partine olan üyeliğini sildir.
Şiir okuyan belediye başkanını, 4 ay cezaevine attıran oyu kullanan Yargıtay üyesi Yusuf Kenan Doğan’ın CHP üyeliğini sildir..
Sildir ki, “seçilmiş belediye başkanları”na saygılı olduğunu görelim.. “Güneydoğu’daki belediye başkanlarına sahip çıkma”nın arkasında, “PKK’lılara sahip çıkma olmadığı”nı anlayalım.

Kemal Bey, dün Hakkari’de bir anısını anlatıyor: “Ben ilk kez Hakkari’ye geliyorum. 80 ili görmüştüm, Hakkari’yi görmemiştim. Bürokratken Van'a geldiğimde, Hakkari’ye gelmek istemiştim, o zaman güvenlik güçleri bırakmadılar, 'Hakkari'ye gitmeniz riskli olur' dediler, bırakmamışlardı.”
Demek ki ne imiş?
Demek ki; Kemal Bey’in bürokratlık yaptığı 1992-1998 arasında, yani CHP’nin kenarından köşesinden iktidarda olduğu dönemlerde Hakkari güvensiz bir ilmiş.
Ama 2011’de,AKParti iktidarında, Hakkari güvenli bir ilmiş.
Eee. Bazen farkında olmadan, gerçekleri de söyleyiveriyor,Kemal Bey!
Veyahut da, oradaki güvensizliğin kaynağı olan PKK söz vermiştir kendisine..
“Gel, sana dokunmayacağız.” O da, daha önce güvensiz bulduğu şehire, bu sebeple gelmiştir.