06 Ağustos 2010 Cuma
DÜN yazdım "geniş oynamak"la ilgili yazacağımı.
Lütfen bu yazdıklarım "bir öneri" gibi değil, tartışılacak bir konu, bir "fikir jimnastiği" olarak okuyun.
Bazen çözümsüzlüklerin çözüm için en büyük imkânı sağladığını düşünün. Bu ülkeyi yoktan var eden kurucu ruh gibi hissedin kendinizi.
Önce iki soru sorarak başlayayım:
"Dünyanın en güçlü ülkesi ABD, bir üniter devlet midir?"
"Ya Avrupa'nın en güçlü ülkesi Almanya, üniter bir devlet midir?"
Peki bu iki ülkenin bir bölünme, bir ayrılık tehlikesi yaşadığını düşünüyor musunuz? O zaman "büyük düşünme" meselesine gelebiliriz.
Türkiye bugün Misak-ı Milli sınırlarına sahip mi?
Değil.
Olma şansı var mı?
Var.
Kuzey Irak diye tanımladığımız bölgede yaşayan Kürtlerin, Irak'ın geri kalanıyla "etnik" bir bağı var mı?
Yok.
Kuzey Iraklı Kürtlerin ve Türkmenlerin, Türkiye ile etnik bağları var mı?
Var.
Kuzey Iraklı Kürtler ve tabii onlarla birlikte aynı coğrafyayı paylaşan Türkmenler, hiç alakaları olmayan bir Irak'ın parçası mı olmak isterler, yoksa akrabalarının bulunduğu Türkiye'nin mi?
O zaman bir düşünün bakalım; Kürt sorunu Türkiye için bir tehdit mi, bir fırsat mı?
Misak-ı Milli sınırlarını kapsayan federatif bir çözüm Türkiye açısından "berbat" bir senaryo mudur?
Burada önemli olan tek şey, "tek ve ortak" bir silahlı kuvvetlere sahip olmaktır.
Küçülen değil, büyüyen bir Türkiye'dir bu. Bölünmeyi, kopmayı konuşmaktansa bunu tartışmak daha iyi değil midir!
Siz de düşünün. Fikirlerinizi yazın. Bunu birlikte konuşalım.
Ama dediğim gibi bunun tek şartı "tek, ortak ve güçlü" bir ordudur.
DEVAMI GAZETE HABERTÜRK'TE
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder