6 Ağustos 2010 Cuma

Tavuk gibi yolunan halk

Mart ayında, üç yıllık dünya turunun son ayağı olan Türkiye'ye gelen Fransız turist ailesi şaşkındı. Onları şaşırtan ne Kapadokya'nun muhteşem görüntüleri idi ne de nefis Türk yemekleri. Aile reisi Denis Mayet’i şaşkınlığa salan şey, 3 yıllık gezi boyunca hiçbir yerde görmediği yüksek benzin fiyatı idi.
Türkiye; yıllardır akaryakıt fiyatında dünya birincisi... Yani; benzinin-mazotun vergisinden bile vergi alan bir sistem kurdu AKP. Bunu da millete yutturdu. Öyle ki yapılan zamları hükümet değil de Enerji Piyasası Denetleme Kurulu yapıyormuş gibi görüntü oluşturuldu. Halbuki bütün zamlar Başbakan Erdoğan'ın oluru ile devreye sokuluyor. Hatırlayınız: 29 Ocak 2010'da doğalgaz zamları tartışılırken öfkelenen Başbakan Erdoğan bunu şöyle itiraf etmişti: 'Gazetelerde yer alan zam haberlerinin hiçbirisi doğru değildir. Eğer Başbakan bu konuyla ilgili bir açıklama yaparsa yaptığı gün bu doğrudur. Diğer haberlerin hepsi yalandır. Kim bu haberi uyduruyorsa kim veriyorsa hepsi yalandır. Şu ana kadar bunu yazanlar da bunu yalan haber olarak yapmışlardır. Bunlar hükümetimize yönelik provakatif haberlerdir. Şu anda gündemimizde böyle bir şey yok. Eğer zam yapılacaksa yapacağımız zaman, bunu artık Bakanım da açıklamayacak bizzat ben açıklayacağım. Bunu açıkça söyleyeyim.''
Akaryakıtı, maliyetin yüzde 50'si kadar bir zamla satsalar; halk bunu sineye çeker, hatta bayram eder. O zaman benzin fiyatı 1 dolar civarında olur. Ama şu an neredeyse bir litre benzine 2 buçuk dolar ödüyoruz. Almanya'da benzin en fazla 1,5 avro. Yani bizden çok ucuz.
Türkiye'de hem önemli miktarda petrol çıkartılıyor hem de ülkemiz petrol borularının üstünde oturuyor. Yani aldığımız petrole fazla nakliye ücreti de ödemiyoruz. Buna rağmen bizden 4-5 kat daha zengin olan Avrupalı'dan çok daha pahalıya akaryakıt kullanıyoruz.
Bunun adı, soygundur...
Halkımız; bu insafsız zammı normal bir şeymiş gibi görüyor, sesini çıkarmıyor. Bu pasif halkı gören hükümet de katmerli soygunu sürdürüyor.
Ne diyeyim; tavuk gibi davranan bir halkı, tavuk gibi yolarlar...

LALE MANSUR DİPLOMASİSİ
Başbakan Erdoğan'ın ülkenin sorunlarını çözmek niyetinde olmadığını; onun ilişkiler ağı gösteriyor.
Gazeteci olarak sadece kendisini alkışlayanları gazeteci sayıyor. Gezilerine götürdüğü isimlere bakın; gerçeği göreceksiniz.
Siyasi konularda görüşünü aldığı aydınları da aynı biçimde, 'Çok yaşa padişahım!' diyen etek öpücü takımdan seçiyor.
Demokrat kişilerle ilişki kurduğunu göstermek istediği zaman da tatlısu demokratlarını ve Beyoğlu solcularını seçiyor.
Mesela Lale Mansur...
Kimdir bu kadın?
Sanat desen, sanatı yok.
Bilgi desen; ha dağdaki çoban ha Beyoğlu'ndaki Lale...
Ama Başbakan Erdoğan onunla görüşüyor. Acaba Lale'nin yüksek bilgisinden ve derin diplomasi deneylerinden mi faydalanıyor?
Ne gezer canım...
Sanıyorum ki Lale Hanım'ı gönderdikten sonra arkasından gülüyordur...
Beyoğlu solcusu Lale de 'Kadın-erkek eşitliğine inanmıyorum!' diyen bir erkekle konuştuğu için gayet mutlu; hatta sarhoş, oradan ayrılıyordur.
Başbakan Erdoğan; Lale Mansur ve Mümtazer Türköne gibilerden akıl aldığı için duvara tosladı ama başka sığınacağı liman kalmadığı için oralara demir atmaya devam ediyor...
Başbakan Erdoğan; bu tipleri kullanacaktır elbette. Ama; bazı kadınların bu iktidarı savunmak adına cellatlık yapmasını anlayamıyorum. Acaba bazı kadınların ruhunda cariyelik özentisi mi var? Atatürk'ü sevmeyen kadınların psikolojik çözümlenmesi bizi bu cariye olma arzusuna götürebilir mi?
Atatürk'e Deccal diyenlerin, kadın evde oturmalı diyenler olduğunu da bir hatırlayın. Ve bu tarikatçi takımı ile Lale Mansur tiplilerin ağız birliği ettiğini de bu bilginin üstüne ekleyin.
Acaba Atatürk; Türk kadınına erkekle eşit haklar vermekle hata mı yapmıştı?

KAPIKULU DEMOKRATLAR
Kapıkulu sistemi; Osmanlı devletini ayakta tutan bir sistem oldu. Yönetim; özellikle Hıristiyan ülkelerden esir alınan gençlerin arasından yetenekli olanları saray okullarında (İstanbul Topkapı ve Edigrne sarayları) eğitti. Böylece, kapıda kul biçiminde yetiştirilen bu kişiler; devletin gerçek yöneticileri oldular. Devşirilen bu çocuklar zamanla padişah adına her türlü kararı verdiler.
Günümüzün kapıkulları da iktidar tarafından yetiştirilip gazetelerin ve televizyonların başlarına getirildiler.
Bakıyorum da bilmem ne kanalında kapıkulu bilmem ne konuşturuluyor.
Adam; yeni moda demokrat ya, gazetesinde yazan bir hukukçuyu biraz tarafsız davrandı diye işten atıyor.
Ben bu kapıkulu gazeteciye değil de onu adam yerine koyup ekrana çıkartan gazeteciye kızıyorum.
Ayıptır arkadaşlar. Bugünler de gelip geçecektir. Sultan Süleyman'a kalmayan dünya Bülent Arınç'a mı kalacak sanıyorsunuz?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder