2 Ağustos 2010 Pazartesi

Bugün özerklik yarın bağımsızlık!

İlk günden beri aynı sözleri tekrarlaya tekrarlaya dilimizde tüy bitti. Siz hangi adımı atarsanız atın, ne verirseniz verin, nasıl bir açılım yaparsanız yapın, sonuç değişmeyecek. Onlar yine "istemezük" demeye devam edecek.
Çünkü...
Onlar, verilemeyecekleri, verilmesi mümkün olmayanları istiyorlar!
Bunun için ellerinde silah var. Bu yüzden Kuzey Irak'ta kamplar kurdular. Bu amaca ulaşmak için yıllardır kan döküyorlar...
Hep kaypak ve ikiyüzlü bir politika izlediler. Asıl hedeflerini sürekli olarak gizlediler. Fırsat buldukça da çıtayı yükselttiler. Kendi aralarında "Özgür Kürdistan" nutukları attılar...
Kamuoyunun karşısına çıktıklarında ise, küçük ve basit bir takım haklar için mücadele ettiklerini söylediler. Verdikçe "daha" dediler.
Yıllar önce "Özerklik mi istiyorsunuz?" diye sorduğunuzda "hayır, zinhar" cevabını veriyorlardı:
- O da nereden çıktı? Bizim böyle bir talebimiz yok.
Ama, dün dünde kaldı. Bugün kendilerini daha güçlü hissettikleri için "özerklik" çağrıları yapmaya başladılar. Hiç şüphe yok ki biraz daha güçlenseler, "bağımsızlık" talepleri ile karşımıza dikilecekler!
***

Tunceli'de konuşan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, baklayı ağzından çıkarttı... Diyor ki:
-Demokratik Türkiye Özerk Kürdistan'ı kurulmalı.
Devam ediyor:
- Kürdistan Bölgesel Parlamentosu da olmalı.
Ve ekliyor:
- Bir de sarı, kırmızı, yeşil bayrak isteriz.
Hemen ardından da dalga geçer gibi Türkiye'nin bölünmesini istemediklerinden bahsedebiliyor:
- Türk Bayrağı yine dalgalanmaya devam etsin. TBMM hayatiyetini sürdürsün. İstiklal Marşı da okunsun.
Aptalız ya biz de yiyoruz!
Garip, ama kimse karşısına geçip sormuyor:
- Sen bu milletin tamamını ahmak mı sanıyorsun? Be adam, senin partinin kongrelerinde bugün bile Türk Bayrağı asılmıyor, İstiklal Marşı okunmuyor. Bugün yapmadığını, sana özerklik verildikten sonra mı yapacaksın?
***

Bir başkası da "Yok canım öyle değil" açıklamasını yapıyor. BDP'li Sırrı Sakık ise, "Programımızda Özerk Kürdistan ifadesi yok" diyor. O da "Demokratik Özerklik Projesi"nden bahsetmeye başlıyor.
Ne fark eder? Ha "Hasan kel", ha "kel Hasan."
Sırrı Sakık da milleti aptal yerine koymayı sürdürüyor!
Dedim ya, adım adım, çıtayı sürekli yükselterek, hedefe ulaşmak istiyorlar.
Özerklik isteklerine "evet" desen, yarın karşına "bağımsızlık" diye dikilecekler.
***

En garip ve komik olanı da Osman Baydemir'in taleplerini tek tek sıraladıktan sonra söyledikleri. Ortaya attığı formülü, "Bölünmenin panzehiri" olarak sunuyor. "Bölünmek istemediklerini" söyleyebiliyor.
Önce bölüyor, parçalara ayırıyor...
Sonra da "Biz bölünmek istemiyoruz" diye nutuk atıyor.
Şu söylediklerine bakın:
- AKP, milli birlik ve beraberlik açılımı diyor. Bir tane milli birlik ve beraberlik projesi de bizden.
Ardından zırvaları sıralıyor...
Milleti parçalara bölüyor, özerklik istediklerini söylüyor. Hiç sıkılmadan bunu da "milli birlik projesi" diye sunabiliyor.
Kimse karşısına çıkıp, "hadi oradan" demediği için, hepimizle pervasızca alay edebiliyor!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder