WikiLeaks internet sitesinde aktarılan bu belge yalanlanmadı.
- - -
Eric Edelman 20 Ocak 2004'te şöyle yazmış: 'Erdoğan'ın servetini İstanbul Belediye Başkanlığı sırasında aldığı komisyonlar sayesinde oluşturduğu iddiaları hiçbir zaman kanıtlanmadı ancak biz, işin içindekilerden giderek artan biçimde Erdoğan’ın özel sekreteri Hikmet Bulduk, Mücahit Arslan ve Cüneyd Zapsu’nun genel bir nüfuz işportacılığı yaptığını işitiyoruz.
Akşam'ın Ankara Temsilcisi Nuray Başaran bize Zapsu'nun ona 13 ocakta, Tüpraş’ın bir Rus ortağın da dahil olduğu konsorsiyuma satılmasından Erdoğan'ın ve kendisinin 'doğrudan' kazanç sağladığını itiraf ettiğini söyledi. '
Bence Edelman iftira ediyor...
Bizim siyasetçiler hiçbir zaman rüşvete bulaşmamıştır.
GAZETECİLERE ÖLÜM
Salı günü Akatlar Kültür Merkezi'nde Gazetecilere Özgürlük Platformu bir konferans gerçekleştirdi. Toplantıda, uluslararası gazetecilik örgütleri de bulunuyordu. Soruna küresel gözle bakan yabancı gazeteciler; Türkiye'de basın özgürlüğünün çok kötü olduğunu dile getirdiler.
Konferansta; hapishanedeki gazetecilerin yakınlarına da söz hakkı verildi. Bu bölümde gerçekten de iç burkan anlar yaşandı. Barış Pehlivan'ın anası; titreyen sesiyle, 'Oğlumla gurur duyuyorum!' dedi. Deniz Yıldırım'ın emekli öğretmen olan anası ise, 'Kendi sesinden korkan başbakan, Tayyip Erdoğan hesap verecek!' diye haykırdı. Oda TV Yazarı Seyit Çakır'ın Almanya'dan gelen ablası; ağlamaktan doğru düzgün konuşamadı. Sadece; 'Onu 22 yaşında Ergenekon sanığı yaptılar!' diyebildi. Nedim Şener'in eşi Vecide Şener; kendi günlüklerinin hatta çocuğunun resim defterlerinin bile polis tarafından kayıt altına alındığını dile getirdi.
Ve çok ilginç bir iddiada bulundu: 'Ergenekon Savcısı Öz, Nedim'e 'Eski savcı Ali Çakır, yırttı ama şimdi sen elimdesin!' demiş. Savcı Ali Çakır eski Bakırköy basın savcısıdır ve benim ağabeyimdir.'
HAPİSTEN MEKTUPLAR
Toplantıda, tutuklu gazetecilerin avukatları da konuştular. Şaşırdım kaldım. Atılım Gazetesi'nde çalışanların terör örgütü üyesi gösterilerek 10 yıldır, 15 yıldır içeride tutulduğu ortaya çıktı. Aynı olay Kürt kökenli gazeteciler için de geçerli...
Hapishane'de bulunan gazetecilerin mektupları da okundu. Bunlardan Soner Yalçın'ın yakınması dikkat çekiciydi: 'Biz yandaş medyanın ne yaptığını biliyoruz. İyi de Vatan'a, Akşam'a, Haber Türk'e ne oluyor?'
Konferansta; bizim de arasında bulunduğumuz yargılanan gazeteciler de konuştular.
Türkiye, demokratik görüntülü sivil sıkıyönetime alındı. İktidar; 'Yandaş olmayan gazetecilere ölüm!' diye karar almış. Bunu anlamayanlar basının 2003'ten sonra ne hale getirildiğine baksın yeter.
GÜÇLERİ POLİSE YETİYOR
Yine bir polisimizi şehit ettiler...
Seçim yaklaştığı için böyle gelişmeler bekleniyordu.
PKK gösteri yapıyor, gözdağı veriyor.
Başbakan ise 'Kefenimizi giydik' deyip bu saldırıdan oy devşirmeye kalkışıyor.
Kendisi başbakan olduğunda iyice susturulmuş olan PKK nasıl oldu da Türkiye'nin her yanına yayıldı.
Güneydoğu nasıl oldu da fiilen devletten kopartıldı?
Bu sorulara açık ve samimi cevaplar verilmeden daha çok polisimiz şehit olacaktır.
Allah; ölenlere rahmet etsin...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder