13 Haziran 2011 Pazartesi

En büyük kaybeden İnan Kıraç!

Ülkenin sadece bugününü değil geleceğini de derinden etkileyecek seçim sonuçlarıyla ilgili olarak elbette ki spor adamlarının söylenecek sözü olacaktır. Kuşkusuz seçimin en büyük galibi Recep Tayyip Erdoğan. Üstüste üç seçimde de oyunu artırarak partisini iktidar yapan bir başbakan sadece bizim siyaset tarihimizde değil dünyada da yok.

Erdoğan'ın bu başarısında eski bir futbolcu olmasının payının bulunabileceğini söylesem "Hadi oradan!" der misiniz? Futbol oynamadan böyle bir kondisyona sahip olabilmek mümkün değil, derim o zaman...
Seçim-spor ilişkisinde beni en çok etkileyen nokta, İnan Kıraç'ın CHP'nin seçimden birinci parti olarak çıkacağı yolundaki tahmini oldu. Kendi ülkesinin gerçeklerinden bu kadar uzak bir büyük işadamı için insan ne diyeceğini bilemiyor. Adnan Polat'ın Galatasaray başkanlığından uzaklaştırılması sürecinde onun rolünün çok abartılmasına da sadece gülmüştüm. Kıraç elbette ki çok güçlü biri. Ancak gücünün neye yetip neye hiç de yetmeyeceğini iyi görmek gerek.
Seçimle ilgili bu tür gülünç ve acıklı tahmin yapanlar sadece Kıraç gibi ünlüler değil. Benim çevremde de böyle vak'alar hiç az sayılmaz. Bunlardan biri geçenlerde "Hakan Şükür 4. sıraya konulduğu için seçilemeyeceğini düşünerek tepkili davranıyor ve çalışmıyormuş" gibisinden müthiş bir haber getirmişti. "İstanbul 3. bölgeden AK Parti'nin dördüncü sıradaki değil ondördüncü sıradaki adayı bile seçilir. Hakan Şükür de geceli-gündüzlü çalışıyor. Sen ve senin gibi CHP'lilerin dünyadan haberi yok!" karşılığını verdiğimde şaşkına dönmüştü.
MHP'nin futbolcu adayı Saffet Sancaklı kardeşimizin seçilemeyişiyle ilgili espri, seçimin ender sayılabilecek keyifli yanlarından biriydi. Benden önce Fatih Altaylı yazdı: Saffet Sancaklı üzülmesin, ikinci yarıda Hakan Şükür'ün yerine girer... İşin ciddi yanı da şu: Tanıdığım Saffet Sancaklı'nın kişiliği belediye başkanlığı için daha uygun gelir bana. Yani yola devam.
Hakan Şükür'ün seçilmesinin yarı spor yarı siyaset bir boyutlu değerlendirmesi de şöyle olabilir. O bölgeden seçilen CHP milletvekilleri arasında CHP'den Oktay Ekşi meslek büyüğümüz de var. Hangi nedenle gazetecilikten siyasete geçtiğini unutmuş gibi görünelim ve hayırlı olsun diyelim. Ancak AK Parti'nin Hakan Şükür'ü, CHP'nin 80'ine merdiven dayamış Ekşi'yi milletvekili yapması, iki partinin dünyaya bakışı arasındaki farkı da ortaya koyar gibi...
Seçimin sporcu adaylarından CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran'ın seçilmesi doğaldı ama emekli hakem Selçuk Dereli'nin adını göremedim, yani kaybetti. Oran'ın futbolcu geçmişini pek bilen yok, ben de unutmuştum. Cim Bom'un Ali Sami Yen'e veda gecesinde birlikte oynadık. Oran'ın 1978-84 arasında kalecilik yaptığı ve G.Saray'ın amatör takımında oynadığı bilgisi internette var.
Seçim-spor ilişkisi kapsamında AK Parti'nin Trabzon'da ne yapacağı vardı. Fenerbahçe'nin şampiyonluğu, Başbakan Erdoğan'ın da son dönemeçte Aziz Yıldırım ile Alex'i kabul etmiş olması Trabzon'da tepki çekmişti. Ancak geçen hafta Gençlik Olimpiyatı için bu kentimizde yapılan tesisleri gezdiğimizde bu müthiş yatırım karşısında etkilenip herhangi bir oy kaybının sözkonusu olamayacağını düşünmüştük (Bu tesislerle ilgili ayrıca bir yazı borcumdur).
Trabzon'da AK Parti beklediğini ve belki de fazlasını buldu. Milletvekili seçilen TOKİ eski başkanı Erdoğan Bayraktar'ı da Galatasaray üyesi olması nedeniyle sporla ilgili biri sayabilir miyiz?
Antalya'da AK Parti'nin tekrar birinci sıraya çıkmasında sporla ilgili bir boyut olabilir mi? Biraz tartışılır bir nokta ama Menderes Türel'in spor bakanı olabileceği yolundaki haberlerle bu durum arasında bir bağ kurulabilir.
TBMM'deki kadın sayısının 46'dan 78'e çıkmış olması, Leyla Zana'nın seçilmiş olması spor dışında olan ama keyifli bulduğum durumlardan biri. Ahmet Türk ile Sırrı Süreyya Önder'in seçilmiş olması da öyle. Bunlar da nereden çıktı, demeyin. Yanılmadığımı yakında göreceksiniz. Sonuçlar ülkemize ve milletimize hayırlı olsun. Elbette ki sporumuza da...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder