| |||||
Gelinen noktada binlerce sivilin katledildiği ve Türkiye’nin de fiilen operasyona ortak olduğu NATO bombardımanıyla Doğu’daki Bingazi petrol bölgesinin “Kaddafi güçleri”nden temizlendiği iddiasına ve hatta “alternatif hükûmet” kurulmasına rağmen, Libya’da kargaşa devam ediyor. Libya’da 19 Mart’tan bu yana süren çatışmalara ve gittikçe şiddeti arttırılan dış saldırılara rağmen, Kaddafi rejimini bir türlü “devir(e)meyen” NATO güçlerini “Ramazan telâşı”nın sardığı belirtiliyor. Fransız gazetesi Le Figaro’nun dikkat çektiği, İslâm dünyasında hassasiyetin yükseldiği Ramazan ayında bir Müslüman ülkeyi bombalamanın tepkisinden çekinen ecnebiler, önce âcilen Libya’da “işi” bitirmek için operasyonlara hız vermekte. Başta Fransa ve İngiltere olmak üzere NATO şemsiyesi altındaki yabancı güçler, askerî üslerin ve Libya’nın can damarı petrol tesislerinin yanısıra sivil yerleşim merkezlerini bombalamakta. Başkent Trablus’ta yarım saat içinde 20 saldırı düzenlenmekte. Her saldırıda onlarca sivil öldürülmekte, yüzlercesi yaralanmakta… KARGAŞA VE KAOS ARTIYOR… İşin garip tarafı, her defasında NATO uçakları, “yanlışlıkla” muhalif-muvafık sivillere saldırıyor; Trablus’ta mahalleleri veya Bingazi yakınlarında Kaddafi güçlerinden kaçan sivil göç kafilesini bombaladığı ve en son 16 Haziran’da Brega kenti yakınlarında muhalif konvoyunu vurduğu gibi. Ya da güya destek verdiği gece yarısı operasyonlarıyla sivil hedefleri vuruyor! En son Trablus’a yönelik hava saldırısında bir apartmanın hedef alınıp çoğu çocuk ve kadın dokuz kişinin katledildiği, 18’nin yaraladığı gibi… Misrata’da NATO’nun uyarısı üzerine geri çekildiklerini ifâde eden muhalif güçler sözcüsü Muhammed Ali’nin, “Bize ateş hattından geri çekilmemiz söylendi. Ama NATO Libya ordusu yerine bizi bombalıyor. NATO saldırısı hareket alanımızı daraltıyor ve bizi yavaşlatıyor, yeter artık” isyanıyla yakınması, bunun ikrarı… (Vatan, 20.6.2011) Kısacası NATO aylardır “Libya operasyonu”nda hep “yanlışlık”la halka saldırmakta; İngiliz Observer gazetesinin haberine göre, hakkında “savaş suçu işlediği” gerekçesiyle “tutuklama kararı” çıkartılan Kaddafi ise Trablus’ta satranç oynamakta… Ve Türkiye baştan beri bütün “yaptırımlar”a, “ekonomik ambargo”ya ve “askerî operasyon”a resmen katılmakta… MÂNEN VE MADDEN KAYBETTİRDİ Başta, “NATO’nun Libya’da ne işi var!” diye çıkışan, “Libya’ya karşı asla silah doğrultamayız” diyen ve “Libya operasyonunun petrol ve çıkar maksatlı olduğunu” ifâde eden Başbakan Erdoğan’ın, ardından “NATO Libya’ya girmelidir” çarkıyla başlayan süreçte, Beyaz Saray sözcüsünün ikrarıyla evvela “Türkiye, Libya’da ABD’ye hami (koruyucu) güç” yapıldı; peşinden bölgeye gönderdiği savaş gemileri ve denizaltılarla Libyalıları katleden Libya operasyonuna fiilen ortak edildi. Devamında, Ankara Trablus’taki Türkiye Büyükelçiliğini kapattı; “Kaddafi bırakmalı” diyerek Libya’ya karşı Türkiye resmen dış askerî müdahalede cephe ülkesi haline getirildi. NATO’nun Libya’ya yönelik askerî müdahalesi “hava harekâtı üssü” haline getirilen İzmir’deki “NATO üssü”, akabinde NATO’nun “Kara Unsur Komutanlığı” yapıldı. Bu arada Roma ve Abu Dabi’deki Libya Temas Grubu toplantısından Türkiye’nin de Libya’daki muhaliflere yardım etmesi kararı çıktı. Dışişleri, Türkiye’nin Libya’daki isyancılara 100 milyon dolar göndereceğini açıkladı. Türkiye sadece Libya’da ecnebilerin küresel egemenlik ve petrol/çıkar savaşına katılmakla kalmadı; “iç karışıklık sona erinceye kadar “geçici süre”yle getirilen 15 bin Türk işçisi işinden oldu. 700 milyon doları bulan parasını almadı. Keza Türk müteşebbisleri ve şirketlerinin 20 milyar dolara yakın kaybı oldu. 7.2 milyar dolarlık projelendirilen ve henüz başlanmayan iş kaybedildi. Türkiye’nin “Libya bilânçosu” ecnebilere endeksli politikalarla oldukça ağır... | |||||
| 22.06.2011 |
21 Haziran 2011 Salı
“Libya politikası”nın bilânçosu…
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder